Artık ayaklar yere düz basmalı…

            Geçtiğimiz haftalar hep Karamürsel’in doğasından ve güzelliklerinden bahsettim.

            Çarşıda dolaşıyorum çok sevdiğim bir ağabeyim çağırdı “ Hocam gel bir çay içelim. “dedi. Ağabeyimin yanına gittim, oturduk.

 Akpınar suyu ile yapılmış tadına doyulmayacak bir çay içtik. Hala o tavşankanı çayın tadı damağımda.

            “ Ya! Hocam, kaç haftadır bizi dağa bayıra, deniz kenarına götürüyorsun. Bizde gidiyoruz. Çok güzelde dertler bitmiyor ki! Birazda son haftaların gerçeklerinden bahsetsene “dedi.

            Kendine göre çok haklı. Hayatı yaşıyoruz ve hayatın gerçeklerini yazmak gerekir. Buna gerçekten itirazım yok.

            Ama! O kadar bezdik ki hayatın gerçeklerinden. Son zamanlarda hayatın içinde o kadar çok şok dalgası yaşıyoruz ki. Birini atlatamadan diğeri geliyor. Ve nereye baksanız zaten yazan çizen çok benimde tekrar etmemin gereği yok.

            Akşam yatarken zam geliyor, sabah dolar acaba indi mi çıktı mı? Endişe ile güne başlıyor endişe ile günü zaten bitiriyoruz.

            Herkes paranoyak oldu! Az veya çok yaşamın ne getireceği şüphesi ile yaşar olduk.

Hükümete, Belediyeye, Kurumlara, çevremizdeki insanlara ciddi bir güvensizlik ortamı oluştu.

            Hayatımızın içindeki her düşünce ve inançlar “olabilir” veya “olabilir mi” ihtimali üzerinden hesaplanır. Zaten günümüzde ihtimaller çok sayıda adeta ihtimaller silsilesi olduğu için, dolayısıyla da streslerimiz artıyor. Geleceğimizin ne olacağını bilememek korkularımızı, korkularımız takıntılarımızı, takıntılarımız çözümsüzlüğü, çözümsüzlükler ise öfkemizi arttırıyor. Bu durumda da Öfkelerimiz daha çok bize hata yaptırıyor.…

            Bu durumda hep olumsuzu, en kötüyü düşünüp ona göre hayata bakmak yaşam kalitemizi çok düşürüyor. Bu hal ve ortam bizi daha mutlu ve huzurlu yapmıyor.

Hatta bizim başarımızı, özgüvenimizi de alıp götürür. Hani atalarımızın bir sözü vardır ya;  “Güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen hayattan lezzet alır”

İşin özü hep olumsuzu gördüğümüzde mutluluğumuz kesinlikle artmıyor.

Esnaf ağabeyim hemen atladı  “-Ne yani gerçekleri görmeyelim mi ? ”, “Mutluluk oyunumu oynayalım? Hocam akşam eve nasıl ekmek götüreceğim derdinde iken oyun oynayacak halimiz mi var Allah aşkına ” dedi.

Kendine göre haklı idi. Elbet ben kimseye mutluluk oyunu oynayın demiyorum. Elbet şu anda yaşadığımız her şeye olumlu, mükemmel ve güzel bakacak gerçekten halimiz yok.

Ama bir gerçek var bu geldiğimiz berbat ve kötü durumu önceden millet olarak da görmemiz gerekirdi. Sandığa oy atmaya giderken laylaylom şekilde gitmemek gerekirdi.

“Yetmez ama evet!” sloganlarına kanmamak gerekirdi. İktidarın yalanlarına bu kadar halkın çoğunluğu kanmamalıydı.

Elbet sadece halkın kendinde suç yok. Uzun zamandır muhalif olanlarında hayal dünyasına dalmaması halkla arasına uçurum koymaması gerekirdi.

Aday gösterdiklerini halkın içinden seçmeyi becerebilmeliydi. Doğal olarak iyi aday vardı da biz mi adayınıza vermedik deme hakkımız şu geldiğimiz noktada var. Ve bunu inkâr etmeyin. Ve hiç kimseyi de günah keçisi ilan etmeyin…

Uzun yıllardır halk çaresiz bırakıldığı için birçok kişi sandığa demin dediğim gibi laylaylom gitmeye başladı.

Bu tehlikeyi gören aklı eren, yere gerçekçi basan çaresiz halk bu durumda iktidarın karşısındaki en güçlü aday kim ise onu destekledi. Kimse kimseye sen şöyle yaptın böyle yaptın deme hakkına da sahip değil.

Kardeşim sen muhalefet partisi delegesi isen sen doğru yöneticileri seçmedi isen halk sana ve partine güvenemez ve başka eksenlere kayar.

Ama sen doğru aday ile halkın karşısına çıkarsan da bu halk seni elinden geldiğince de destekler.

Bu söylediklerime gerçek değil diyebilir misiniz?

Derseniz de haksızlık yapmış hala bu halkı anlayamamış kendi hayallerinde yaşıyorsun demektir.

Evet! Bu kadar sorun insanların sağlığını bozuyor. Evet! Halkın çoğunluğu yanlış yönlenerek iktidara oy verdi ve bugün bu yanlışlarının cezasını hiçbir zaman iktidara oy vermeyen bizlerde dâhil olmak üzere hepimiz çekiyoruz.

“Bir musibet bin nasihatten evliyadır” der atalarımız. Bence çok doğru ve günümüz de yaşadıklarımıza da uyuyor.

İnsanların yaşananlardan dolayı doğa ile iç içe olup kendi akıl ve vücut sağlığını korumaya çalışması gerektiğine inanıyorum.

Ve muhalefet partilerinin de bir an önce genç ve dinamik kadroların önünü açarak kaliteyi getirmesi gerekir.

Sosyal medyada görüyoruz, küçük olsun sadece benim olsun diyenlerin sadece kişisel hırs ve çıkarları için hedef gördüklerine nasıl saldırdıklarını görüyoruz. Halktan uzak maalesef bir insanın ağzına yakışmayacak sözlerini görmeyen yok.

Ve diyorum ki; Artık yeter! Çekilin kenara.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Bilgutay Bağdat - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Asgari ücret zammından memnun musunuz?