Türk toplumu “dinsel” mi, yoksa “dindar” mı?

Dinsel…

Dindar…

Genelde “dinsel” sözcüğünü pek kullanmayız, “dindar” der geçeriz.

Dindar bir kişi…

Dindar bir toplum…

Oysa aralarında derin fark var.

Bu farkı Prof. Dr. Niyazi Kahveci “Çağımız ve Türkiye-Düşün ve Bilim Alanları” adlı kitabında çok güzel anlatıyor.

Diyor ki:

“Dinsellik; dinin ideolojisi, düşünüş biçimi, kimliği, sembolleri, simgeleri ve ritüelleri gibi pratik boyutlarıyla olur. Dindarlık ise dinin ahlaki davranışlarıyla olur. Dindarlaşmayıp dinselleşen toplumlarda; yolsuzluk, hırsızlık, rüşvet, torpil, haksızlık, kabalık, hakaret, şiddet, kavga, dövüş, itiş, kakış, didişme, birbirine düşmanlık ve öldürme gibi sosyal kötü ve dine göre ahlaksızlık ve dindarsızlık görülen hormonal ve animal davranışlar yok olmaz. Aksine onların oranları toplumda alabildiğince yüksek miktarda olabilmektedir. Her yerde yoğun bir şekilde dinsellik mevcut olur ama dindarlığın eseri görülmez.”

Hangi toplumlar dinselleşir?

Peki, hangi toplumlar dinselleşir?

Prof. Kahveci’nin bu konudaki görüşleri satırbaşlarıyla şöyle:

*Dinselleştirmenin en başta gelen nedeni, toplumun düşünmeyen bir toplum olması nedeniyle dinselleştirmeye uygun ve uyumlu olmasıdır. Düşünmeyen toplumlar statik olurlar. Kendilerini kendi kafalarıyla yönetemezler. Düşünmediklerinden dolayı düşünmeye engel olurlar.

*Dinsellik nominalliktir. Düşünmeyen toplumlar nominal olurlar. Nominallik; olgu, obje, olay ve kişileri içerik gerçekliği ile değil, isimlerle ve unvanlarla algılamaktır.

*Dinsel kişi, dinin gerçekliğini anlamaz ve onunla meşgul olmaz. Derdi gerçek din de değildir. Dini, çoğunlukla çağdışı kalmış kendisinin içinde bulunduğu düşünsel durumu meşrulaştırmak için kullanır.  

*Kimlik oluşturacak kendi ürünü fikirleri üretemeyen toplumlar, başkalarının ürünü olan dini kimlik yaparlar.

Türkiye’de toplumun dinselleşmesinin nedeni?

Prof. Kahveci, Türk toplumunun dinselleşmesinin nedenlerini yine satırbaşlarıyla şöyle açıklıyor:

*Düşünürü olmayan toplumlar, varlıklarını sürdürecek özgün ideolojiler üretemediklerinden varlıklarını sürdürmek için dine sarılırlar.

*Dine sarılan toplumlar dinselleştirirler. İşte Türkiye böyle bir durumdadır. Türkiye’de toplumu dinselleştirmeyi hem toplum hem de devlet istemektedir.

*Düşünme işlemi zor bir işlemdir. Kolaycı toplumlar düşünme gibi zor bir işlemi yapmaktan kaçınırlar. Düşünme işleminden kurtulmak için dinselliğe sığınırlar. Dinselleştikçe geçmişte olduğu gibi çağından uzaklaşmakta ve gelecek çağlara adapte olma şansını kaybetmektedir.

*Toplumumuz, dünyanın gerçeğinin farkında değildir. Gerçeğin farkına varmaması için dinselleştirilmektedir. Dindarlık ayrı bir şey, dinsellik ve dinsel düşünme başka şeydir. Toplumumuz bu ikisini ayırma ihtiyacı dahi duymamaktadır.

*Çağımızda her zaman dindar olunabilir, ama artık çağımızda akılcı ve bilimsel düşünüş biçiminden başkası ile varlığı sürdürmek mümkün değildir.

*Türkiye, çağın düşünüş biçiminden uzaklaştıkça dinselleşiyor, dinselleştikçe çağın düşünüş biçiminden uzaklaşıyor. Çağın düşünüşünü yakalayıp varlığını hümünal ve rasyonel yollarla sürdüremeyen insanlar, bu çağda varlıklarını sürdürebilmeleri için hormonal ve animal davranmak durumunda kalmaktadırlar.

Toplumlar neden dinselleştirilir?

Prof. Niyazi Kahveci, kitabında toplumların neden dinselleştirildiğini ise şöyle anlatıyor:

*Dinselleştirmenin bir nedeni de halkı sömürmek isteğidir. Toplumlarını dinselleştirerek sömüren kişileri siyaset sosyolojisi açısından incelediğimizde, onların monarşik karaktere sahip kişiler oldukları görülür. Bu kişiler siyasetçi oldukları gibi, din adamı, din endeksli örgüt, cemaat ya da sözüm ona sivil toplum örgütü liderleridirler.

*Onlar, dinlerin, insanlığın köleci toplumsal, siyasal ve ekonomik sistemde bulunduğu dönemlerde geldiklerini, bu nedenle köle-efendi itaat hiyerarşisi karakterine sahip olduklarını iyi bilirler.

*Türkiye’de din özgürlüğü isteyen dinseller, dini yaşamak için değil, dini satmak için özgürlük isterler.

*Allah için istenen itaati, kendilerine döndürmeyi çok iyi becerirler. Monarklar, itaat ettirmek ve sömürmek için düşünmeyen, başkalarının bilgilerini ezberleyen, eleştiren yerine emir alan, kendisine monte edilen başkasının iradesi ile hareket eden robot, kukla kişiler isterler.

Türkiye’nin temel sorunu

Okuduğunuz gibi, Prof. Dr. Niyazi Kahveci “Türkiye’nin temel sorununun ne olduğunu” çok güzel anlatıyor.

Düşünmeme…

Dindarlaşma yerine dinselleşme…

Başkalarının düşünce ve inancıyla hareket etme…

Sorup sorgulamama, sürekli itaat etme…     

Yönetilenler tarafından sömürülme…

Kitabın tamamı çok şey anlatıyor, ben sadece birkaç sayfanın özetini verdim.

Niyazi Kahveci’yi mutlaka okuyun

Tanıyanlarınız ve eserlerini okuyanlarınız vardır, ama ben yine de sizlere Niyazi Kahveci’den söz etmek istiyorum.

*İlahiyatçı ve sosyal bilimci.

*İstanbul Fatih İmam Hatip Lisesi ve Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi mezunu.

*İhtisasını Haseki Eğitim Merkezi’nde yapmış.

*İngiltere Manchester Üniversitesi’nde sosyal bilim alanında Master ve Doktorasını tamamlamış.

*Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bütün kademelerinde çalışmış.

*Türkiye Londra Büyükelçiliği’nde 1.derece diplomatik görevde bulunmuş.

*Kırşehir Ahi Evran ve Adıyaman Üniversitesi’nde hizmet vermiş.

*Halen İstanbul Yıldız Teknik Üniversitesi öğretim üyesi.

*Türkçe ve İngilizce pek çok makalesi ve kitabı var. Bugün size sözünü ettiğim “Çağımız ve Türkiye-Düşün ve Bilim Alanları” adlı kitap da bunlardan biri.

Prof. Dr. Niyazi Kahveci’nin kitaplarını okumanızı öneririm.

Farklı bir ilahiyatçı, farklı bir bilim insanı.

Ülkemizin bir değeri.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

05

Hasan - Bir insanın dinide imanı da vicdanıdır bir insanda vicdan yoksa o insanda ne din olur ne de iman.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 19 Ocak 16:15
04

Adem baba - Tazer bey çok aydınlatıcı bir yazo yazmışsınız yine. Ancak umarım bu yazınız Sezen Aksu"nun 5 yıl önce çıkmış şarkısındaki "cahil adem ile havva" sözünden şimdi rahatsız olan ucubeler tarafından yeni bir hedef olarak görülmez.

Ayrıca Adem ile Hava zamanında okul mu vardı? Tabii ki de yoktu. O nedenle cahildiler. O nedenle Adem havaya kanıp yasak meyveyi kopardı cve cennetten kovuldular. (Bakınız Bakara suresi)

Ha bakara makara diyen rüşvetçi eski bakan büyükelçi yapıldığında bu çakma müslümanlar nerede yaşıyorlardı? Uzayda mı?

Yanıtla . 2Beğen . 1Beğenme 19 Ocak 11:17
03

Polat - Türk toplumunun çoğu dindar değil.Vakit namazlarını kılan toplumun yüzde 20'si bile değildir.Camilerde iki saf ya olur ya olmaz.Artık cumalarda bile camiler dolmuyor.Diğer ibadetleri , ahlaki faziletleri , iyi ve doğru bir insan olmayı saymıyorum bile.Toplumun çoğu -mış gibi görünüyor.Dindar sayısı toplumda çok az.

Yanıtla . 5Beğen . 0Beğenme 19 Ocak 11:06
01

Lazo - Zaten Ramazan ayı gelmeden bir hafta önce gıda fiyatlarını ve Kurban Bayramı gelmeden bir hafta önce et fiyatlarını artırırlar.Neymiş Türkiye %99 Müslüman ülkeymiş.Hadi oradan %1 gerçek Müslüman var mı?

Yanıtla . 6Beğen . 0Beğenme 19 Ocak 09:36


Anket Sizce Kocaelispor'da başkan kim olmalı?