Nazım bana bunları hatırlattı!

Ne zaman adını duysam, aklıma küçük insanların yüce insanlara çektirdiği çileler gelir.

O karanlıklar içinde, göz kamaştıran parlak bir ışıktır.

Sevmeyi, sevdirmeyi, adaleti, umudu yansıtır…

Bu satırlar geçtiğimiz günlerde doğum gününde andığımız büyük ozan Nazım Hikmet’in tanımıdır. Her kelime, yansıttığı her anlam onun kişiliğinin, sanat gücünün, insan sevgisinin, vatan aşkının aynasıdır.

Bugün size Nazım’dan söz etmek, onu anlatmak için başlamadım yazıma.

Dünyanın, üzerindeki akımların, egemen güçle yönlendirilen doktrinlerin, siyasi amaçlarla yanıltılan, kandırılan insan oğlunun değişmez öyküsünü anımsatmaya çalışacağım.

Çocukluktan gençliğe adım attığımız, romanda, şiirde, öykülerde, şarkılarda içinde bulunduğumuz yaşamı anlamaya çalıştığımız yıllardı.

Gazetelerde siyasetin ve dış dünyanın kokusunu duymaya çalıştığımız dönemlerdi.

 Dünyada iki kutup vardı o yıllarda. Biri mutluluğa giden yol, ötekisi ise ahlaksızlık, dinsizlik, esaret batağı çıkmaz sokak diye anlatılırdı.

Birincisini Marshall yardımlarıyla evimize bacadan giren Noel Baba Amerika, ikincisini orak çekici bile cellat simgesi olarak algılanan Sovyetler Birliği temsil ediyordu.

Öylesine yoğun bir propaganda fırtınası estirilmişti ki üzerimize, SEKA’ya tomruk getiren Rus şilebinden kente inen, sarışın, sempatik genç Rus gemicileri bile, yanına yaklaşılması tehlikeli yaratıklar gibi algılıyorduk.

Çünkü onlar komünistti!

O dönemlerde var olan yönetim sistemini eleştiren, onun yıkıcılığını sıradan vatandaştan daha önce gören, yanlışlıklarını derinden sorgulayan düşünce insanları, rejimin bekçileri tarafından düşman sayıldı. Hapislere atılıp işkence gördüler, hayatlarından oldular.

Yurt genelinde dernekler kuruldu. Bunlardan Erzurum’daki Komünizmle Mücadele Derneğini kuranların başında kim vardı diye sorgularsanız, karşınıza çok ilginç bir kişi çıkar: Bugün A.B.D’nin koruması altında  büyük bir malikanede yaşayan 15 Aralık kanlı darbesinin lideri Fethullah Gülen.

Kapitalizmin büyük ve güçlü temsilcisi A.B.D dünyada varlığını sürdürebilmek için, kapitalizmin karşıtı bir yönetim modeli olan sosyalizmi, komünizmi büyük ve etkin bir propaganda yöntemiyle kafir ilan ediyordu.

İLK ADIMDA ŞAŞKINLIK!

80’li yıllarda ilk kez komünizm yönetimi altındaki bir ülkeye ayak bastığımda şaşırdım. Macaristan sokaklarında Rus askerlerini dolaşması dışında komünizm kokusu duyulmuyordu. Hatta o yıllarda Tuna nehri kıyısında görkemli köprülere nazır Atrium Hyatt Oteli’ni bile Amerikalılarla ortak kurmuşlardı. Macarlar Budapeşte başta olmak üzere küçüklü büyüklü kentlerinde mutlu, şenlikli bir hayat yaşıyorlardı. Rus askerlerinin varlığına tepkili olmaları, rejime karşı olduklarının tek işareti idi.

YIKIMDAN SONRA

 Sovyetler yıkıldıktan sonra ayak bastığımız Ukrayna’da gördüklerimiz, yaşadıklarımız, alaşağı edilen rejimi iyi kötü yönleriyle tanımamızı sağladı.

Başkent Kiev dışında halkın çektiği ağır sıkıntıları daha somut gördük. Sanayi kenti Kirovograd’da yaşam durmuştu. İşsizlik inanılmaz boyutlardaydı. Uçak sanayinin önemli merkezi Ukrayna’da bir uçak mühendisi 20 dolar aylık alıyordu. Onu da alabildiği aylar sayılıydı.

Ekmekleri yoktu. Oysa Kiev’den gelirken yolun iki yanında, ucu bucağı görünmeyen buğday tarlaları, büyük çiftlikler vardı.

Dünya’daki gelişmelerin gerisinde kalan yönetim, ülkeyi felce uğratmıştı. Uzaya ilk astronotu gönderen rejim, başka ülkelerde elektronik hesap makinelerinin ilkokul çocuklarının çantalarına girdiği dönemlerde, hala Facit’in en eski ve demode modeli hesap makineleri üretiyordu.

O günlerde yaşlılar, eski günlerindeki rahatlığı ve güzellikleri arıyor, gençler ise yeni dünyaya açılacak kapıda yanacak umut ışığını bekliyorlardı.

Görkemli alt yapı ışıltısız ve sakin işliyor, görkemli binalar solgun durumdan kurtulabilmek için canlı renkleri sürecek fırça darbelerini özlüyorlardı.

Bu iflas eden bir rejimin acı manzarasıydı.

Sonraki zamanlarda gördüğümüz Moskova, St. Petersburg ve dostlarımızın anlattıklarıyla gelişmelerini öğrendiğimiz Kiev, Kirovograd kısa zamanda yaşama dönmüş, güçlenmiş durumda.  Bunu  sağlayan da eski rejimin güçlü bir eğitim düzeniyle sağladığı alt yapı.

 

BİR BAŞKA HAYAL KIRIKLIĞI…

Gelelim kapitalizme.

Yine 80’li yıllarda A.B.D’ye ayak bastığımda  derin bir hayal kırıklığı yaşadım. New York tren istasyonunun çıkışı açık hava oteli gibiydi. Üstü başı perişan, aylardır banyo yüzü görmemiş, kılıksız onlarca kişi yerlerde yatıyordu. Bu manzara orada yaşayanlarca hiç yadırganmıyordu.  “Büyük Amerika bu mu?” dediğimi hiç unutmuyorum.

Bütün dünyada parlatılan ve ülkemizde de uygulanan kapitalizmin son yıllarda toplumları getirdiği duruma bakın. Bu kısa bir köşe yazısına sığacak konu değil. Ama dünyadaki zenginliğin hemen hemen her ülkedeki milyonlarca yoksulun karşısında, bir elin parmaklarıyla sayılacak kadar varsıla ait olduğu bir gerçek değil mi?  Kapitalizm aynı komünizm gibi sorgulanıyor, sarsılıyor… Bunu da bekleyen akıbet, uzun zamana da bağlı olsa yıkılmaktır. Bunu şimdi biz görmesek, bizden sonrakiler muhakkak göreceklerdir.

 

ATATÜRK’ÜN DEHASI

Büyük Atatürk’ün dehası burada da kendisini gösteriyor. Kurtuluş savaşından sonra ekonomi alanında uygulanan karma düzen, insanlara refah ve mutluluğa açılan kapının anahtarı olmuştur. Zamanla bu düzenin dengesi değiştirilmiş, bugünkü kapitalist sistem sıkıntılarımızın, yoksulluğumuzun, dengesizliğin, adil paylaşımsızlığın nedeni olmuştur.

 

 

O nedenle dünyada her rejim, her ekonomik yöntem, her toplumsal olgu, düşünen, gerçeği arayan, deşen, kurcalayan insanlar tarafından serbestçe ele alınmalıdır. Her rejimin iyi ve kötü yanları vardır. Bunlar ancak teşhis edildiklerinde tedavi edilme olanağına kavuşurlar.

Ne yazık ki, siyaset ve yönetimler, katıksız özgürlük isteyen  bu yolu tercih etmiyorlar.

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Adnan Filiz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Kocaelispor'da başkan kim olmalı?