Ekonomi dersi almak gerçekleri görmek isteyen köylere çıksın…

Çarşamba günü sabah kalktığımda Karamürsel merkez hariç her yer kar altındaydı.

Karamürsel sahili dışında nefes almak için ağacın bırakılmadığı, her yerin beton kaplandığı Karamürsel’de sadece damlarda kar vardı. Fakat etraftaki karın tüm soğuğu ve karın ayazının yaşandığı yer haline geldi, Karamürsel.

Bu soğukta, kaloriferi de korka korka açtığımızdan polar kıyafetlerle oturup dururken telefonum çaldı. Karamürsel’in eski adı Merdigöz yeni adı ile Avcı mahallesinde “ Hasan amcanın eşi vefat etmiş cenazesine katılacağız sende gelirmisin Bilgutay abi “dediler.

Abi denmiş, beraber gidelim denmiş hiç geri durulur mu? Hem eski dostları görür, hem kar görmüş olur en önemlisi de yılların Hasan amcasının cenazesine katılmış oluruz dedik.

Ahmet Çalık, Adem Pekyürek bindik arabaya gidiyoruz.

Karamürsel merkezin dışına çıktığımız andan itibaren her taraf bembeyaz. Özüne baktığında kar demek bereket demek, kar demek havada bulunan mikropların kırılması demek.

Ama gel gör ki içimizi bir hüzün kapladı. Kalplerimiz cızır cızır etmeye başladı. Millete gelen elektrik ve doğal gaz faturaları hem el hem de cep yakıyor.

Millet nasıl faturaları ödeyecek diye kara kara düşünürken Avcı köye vardık.

Eski Rum yerleşkesi şimdi ise Selanik’ten göç eden Oğuz Türkü vatandaşlarımızın yaşadığı köy meydanında o tertemiz havayı içimize çekiverdik.

Erken geldiğimiz için köy kahvesine girdik. İçerde birkaç misafir ve köyün insanları oturuyor. Ortada kocaman bir varil soba gürül gürül yanıyor. Ne kadar özlemişim sobanın sıcaklığını anlatamam size. Üzerinde güğüm fokur fokur kaynıyor.

Bir masaya oturduk. Yaşı benden küçük güleç yüzlü kardeşim “ Bilgutay abi hoş geldin.” Dedi. Kim olduğunu anlamaya çalışırken “ Ben Kadı Ahmet’in oğlu Bilal “ dedi.

Çocukluğunu bildiğim Bilal’in gençliğini bilmemek beni biraz utandırdı.

Eski günlere daldık, baban nasıl birkaç hoş sohbet sonrası. Başlattım anlatmaya.

Kadıların Ahmet Abi ( Ahmet Oral ) mandırası olup İnek, Keçi ve koyun kalıp peyniri üretirdi. Gençlik yıllarımda rahmetli babam teneke teneke alır, depolar bir yıllık peynir ihtiyacımızı karşılardık. Ve inanın hala o peynirlerin tadı damağımda ve aynı peyniri bulmak şimdi imkansız. Çocuklarıma o tatları yedirememiş olmanın utancını yaşadım içimde. Babama bir kez daha dua ettim. İlerleyeceğiz derken neleri kaybetmişiz hayıflandım.

Ne yapıyorsun? Peynir eskisi gibi yapıyor musun? Diye sorular sordum. Acı acı güldü “ Nerede yapacağız? Hem eski mayalar yok, hem peynir yapacak kadar süt yok.” Dedi.

Doğru söylüyor bir köyde eskiden nerde ise abartısız elliye yakın farklı hayvan sürüsü olurdu. Şimdi bir çoban ile belki en fazla iki sürü ya var ya yok.

Peki, son zamlardan sonra durum ne diye sordum.

“-Abi biz buğday ekiyoruz tarlalara. Tanesini un yapıyoruz saplarını da hayvanlar için kullanıyoruz. 2021 de yani geçen sene 140 liradan 60 torba üre gübre aldım, 8.400 Tl verdim. 5 ayda yani şimdi üre gübrenin fiyatı 730 TL yani ben 60 torba kullanacağım 43.800 Tl ödemem gerek.

Ben bu parayı nereden bulacağımda toprağa atacağım. Mazotu saymıyorum bile.

Bu sene kimse ekmez. Zaten ekemez biz zengin olup bu paraları verecek insanlar değiliz ki!

Yakında ekmeği 10 Türk lirasına millet yiyecek.” Dedi.

Haksız mı? Bu hesabın dışında bir hesap var mı?

Bu düşüncelerle Öğlen namazını ve cenaze namazını eda ettik. Kara kara düşünerek geri dönerken Yalakdere köyünde bizi eski can dostlarımız Ramazan Yaka, Sadık Ertanal, İbo Hasan’ın iş ortağı Bıdık Ali abi karşıladı. Hadi bir çay içelim dediler Kahveye gittik oturduk.

Ortada koca bir soba yanıyor. 30 – 40 eski dostlarımız, eski ağabeylerimizle sohbete oturduk. Gündem tek madde ekonomi, herkes dertli ve gelecek kaygısına dönmüş.

Tam iki saat oturduk televizyonda bir haber kanalı açık sürekli ne olduğunu takip ediyor insanlar.

BAE ile yapılan SWAP anlaşmasını bir ekonomistten daha iyi anlattılar. Bu anlaşma hatır çeki demek dediler. Doğru gerçekten bu hatırı çeki ve müflis tüccarı batırır.

Biz köylüleri bitirdiler, şimdi ülkeyi bitiriyor, dediler.

Köyler böyle düşünüyorsa ülkenin geneli de böyle düşünüyor demektir.

Köylerin temiz kalbi, o güzellikleri, o sıcaklığı ile ama iyi bir ekonomi dersi almış gelecek kaygısı ile indik şehre.

Başka nasıl anlatılır bilemedim. Sizce durum ve ahvalimiz nasıl anlatılabilir acep?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Bilgutay Bağdat - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Akcatli - Bitirmek ne kelime be abi bu millete mevsimi olan meyveyi sebzeyi misliyle sattılar .yazık çok yazık ayrıca avcı köyünde tütün yapılırdı .şimdi nerde

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 25 Ocak 22:14


Anket Sizce Kocaelispor'da başkan kim olmalı?