Her camia kendi teknik adamına teslim edilmeli…

Hikmet Karaman…

Güvenç Kurtar…

İbrahim Üzülmez…

Engin Korukır…

Orhan Ak…

Metin Tekin…

Ve diğerleri…

Bunlar Kocaelispor’dan ve Kocaeli’den yetişmiş teknik adamlardır…

Aşağıdaki yazı tam da bunu anlatıyor işte…

HHH

Her camia kendi teknik adamını göreve getirmeli, sözü; ilk bakışta vasat, sıradan, basit bir öneri; düz bir mantığın sonucuymuş gibi gözükebilirse de…

İşin aslı hiç de öyle değil aslında…

Futbolumuzun, Galatasaray’ın yetiştirdiği en büyük teknik direktör kim? desem… Fatih Terim’den başka cevabı olan var mı aramızda?

Saplantılı, bağnaz, takıntılı fanatiklerin diyeceklerini ka’le almayız tabii ki. İşte o koskoca Fatih Terim bile, İgor Tudor başarılı olacağı, şampiyonluk ipini göğüsletebileceği konusunda zerre güven veremeyince; sezon ortasında apar topar getirildi Ali Sami Yen’e. Pabucun ne kadar pahalı olduğu anlaşılınca, “Aman, bu treni de kaçırmayalım!” endişesiyle yani!

Son 35 yıl göz önüne alındığında, Trabzonspor’dan yetişmiş, Türk Milli Takımı’nın gelmiş geçmiş en başarılı hocası, o takıma tarihinin tek dünya üçüncülüğünü kazandırmış; bitmiş, yok olmaya yüz tutmuş nice futbolcumuzu, sayısız yıldızımızı Türk futboluna yeniden kazandırmış, armağan etmiş; son şampiyonluğunu 1984’te kazanan Trabzonspor’u o hedefe en çok yaklaştırmış hoca; kim peki?

Elbette Şenol Güneş. Peki, Şenol Hoca, 1996’dan kaç sene sonra geçebildi kendi şehrinin takımının başına tekrar? Belki hatırlamayabilirsiniz. Hemen hatırlatayım isterseniz: tam 8 yıl sonra, 2004’te. Bir de 5 yıllık uzun bir aradan sonra 2009’da. Trabzonspor’un son 37 yılda gördüğü en büyük, en başarılı antrenör… Bunca zamanda anca 9 yıl çalıştırabildi, canı gibi sevdiği takımını. Peki, onun yokluğunda gelenlerden herhangi biri, daha mı başarılı oldu; onun yerinde? Ne gezer! Vakti olan, Şenol hocanın yokluğunda Trabzonspor’un hangi yılı kaçıncı bitirdiğine bakabilir. Merak edenlere sonucu hemen açıklayayım isterseniz: Haleflerinden hiçbiri, onun başarılarının yanına bile yaklaşamadı. Tabir-i caizse, hocanın ardından nal topladılar, nal! Ötesine dilim varmıyor.

Ya günümüzün yükselen yıldızı Sergen hoca? Bugün Beşiktaş’ta el üstünde tutulan Yalçın… Güle isteye, can ata ata mı getirildi Kara Kartalların başına? Öyle sanan, golü yer! Hem de ne gol! Beşiktaş’ın öz evladı, son 30 yılda Beşiktaş’ın ülkemize kazandırdığı en büyük değer, en büyük adam başlangıçta istemeye – istemeye neredeyse kerhen getirildi Fulya’ya.

Kulüp ileri gelenleri, taraftar, ağırlığı olan çevreler o kadar ağır, o kadar gözle görülür, elle tutulur yoğunlukta, kanlı canlı baskı yaptılar ki… Yönetimin bir kanadı son dakikaya kadar karşı olsa da… Anlaşmak zorunda kaldılar hocayla.

Başarı böyle bir şeydir işte. Hak edenin elinden asla zorla alınamaz.

Aklı başında olan herkes biliyor ki, Sergen hoca, Türk futbolunun önümüzdeki 20 yılda en büyük lideri olmaya, kendi akranları ve rakipleri arasında açık ara en önde durmaktadır.

Ve ne yazık ki, çok üzülerek söylesem de, şundan emin olabilirsiniz: Ne kadar başarılı olursa olsun; 4-5 maçlık bir mağlubiyet serisi, onu bile kapının önüne koyabilirdi, öyle oldu.

Yönetim, “Hocamızın arkasındayız,” demeye başladığı gün, onun gidişi yakındır. Birçok kulübümüzden alışık olduğumuz bu manzarayı, dilerim değerli futbol adamımız, tek bir kez bile yaşamaz.

35 yıldır Türk futboluna en üst düzeyde hizmet eden, futbol tarihimize adını altın harflerle yazdıran Denizli… 35 yıllık hocalık kariyeri sonrası kulübü Altay’ı yönetenlerin aklına gelebildi! O da, 1.Lig’de Play Off’a kalmak tehlikeye girince!” Yandım Allah! Denizli Yetiş!” diye diye göreve çağrıldı. Takımın başına geçmesi istendi. Sonra gönderildi.

Sanırım tüm bu anlatılanlar sonucunda, “her camia kendi teknik adamını göreve getirmeli, “ önerisinin nedeni, değeri daha iyi anlaşılmıştır.

……………………………………….

Hey gidi “İzmitli” Naim Süleymanoğlu…

Naim Süleymanoğlu'nun ölüm yıldönümü ardından, size ilginç bir anekdot… Süleymanoğlu'nun İzmit'te bir evi vardı. Önce Naim’i bir analım…

23 Ocak 1967 yılında Bulgaristan'ın Kırcaali kenti Ahlatlı köyünde dünyaya gelen Naim Süleymanoğlu, 1982 yılında henüz 15 yaşındayken, Brezilya'da düzenlenen gençler dünya şampiyonasında ilk dünya şampiyonluğunu ilan etti. En genç dünya rekortmeni unvanını aldı. Türkiye'ye gelişi hikâyesi ilginçtir: 1980'li yılların sonunda Bulgaristan'da yapılan Türklere karşı zulümleri dünyaya anlatmasıyla gerçekler ortaya çıktı. Naim Süleymanoğlu Türklerin asimilasyona maruz kaldığını, isimlerinin zorla değiştirildiğini anlatmıştı…

“Türkleri yok sayanlar için ter dökmem” demişti…

1986 yılında Avustralya'da Türk Büyükelçiliği'ne sığındı ve iltica etti. Başarılı bir operasyonla önce Londra'ya, daha sonra dönemin başbakanı Turgut Özal'ın gönderdiği özel uçakla Türkiye'ye getirildi. Yapısı ufak tefek olmasına rağmen son derece güçlü olması nedeniyle Cep Herkülü olarak anılan Süleymanoğlu, Türk Süpermen olarak da isimlendirildi. Seul Olimpiyatlarında 9 dünya, 5 olimpiyat rekoru kıran Naim’e o dönemin başbakanı merhum Turgut Özal tarafından, İzmit'te Yahyakaptan Konutları'ndan bir daire hediye edildi.

Gazetecilerin her zaman dostu olan, yılın esnafı da seçilmiş bulunan taksici Cengiz Demirtaş, bu anıyı anlatırken Naim Süleymanoğlu’na tapu işlemleri sırasında refakat ettiğini gururla tekrar tekrar söyler. Gözleri dolu dolu olur bu asil insanın.

Cengiz Demirtaş'a Bizler de çok teşekkür ediyoruz. Ev konusunda da nasıl bir çalışma yapıldığını merak ediyor, Uzakdoğu’daki bir kızı olan Naim Süleymanoğlu'nun evinin, şu an için kimin üzerinde olduğu da ortaya çıkmıyor. Kocaeli Valiliği, bu konuda bir girişimde bulunacak sanıyoruz…

Mesela o ev bir Naim Süleymanoğlu müzesine dönüştürülebilir mi ?.. Tabii ki konunun asıl muhatabı Süleymanoğlu ve Spor Bakanı’dır. Bakalım ardından neler çıkacak. Süleymanoğlu'nun bu kentte bir evinin olması bizim için de ayrı bir gurur kaynağıdır…

Teşekkürler güzel İzmitli Cengiz Demirtaş…

…………………………………………..

Emin Saka: Geçek bir Kocaelisporluyu kaybettik…

Baba dostum, tam bir Kocaelisporlu olan Emin Saka’yı koronavirüsten kaybettik. Kocaelispor logosunun tasarımcısı Emin Saka yaşamını yitirdi. Kocaelispor’un kuruluş yıllarında kulübün logosunu tasarlayan Emin Saka, yakalandığı koronavirüs nedeniyle tedavi gördüğü İzmit Seka Devlet Hastanesi'nde yaşamanı yitirdi. vefat etti. 82 yaşında hayata gözlerini yuman Saka’nın cenazesi dün cuma namazına müteakip Balaban Köyü Karakadılar Camii'nde kılınan cenaze namazının ardından Balaban Mezarlığı’nda toprağa verildi. Kocaelispor Kulübü de Saka için taziye mesajı yayımladı ve paylaşımında “Kuruluş yıllarında kulübümüzün logosunu çizen Emin Saka’nın vefatını büyük bir üzüntüyle öğrendik. Merhuma Allah'tan rahmet, Saka ailesine başsağlığı dileriz” ifadelerine yer verdi.

Pekala Kocaelispor logosu ne anlam ifade ediyor?..

Kocaelispor, Türkiye’nin en güzel anlamlı logolarından birisine sahip. Bu logoyu Kartepe Balabanlı merhum Emin Saka tasarladı. Armanın “Yıldız” simgesi yerine “Güneş” simgesinin koyulması “Kocaelispor Kulübü, Kocaeli kentine güneş gibi doğacak!” sloganı ile yeniden tasarlanarak tescillendi. Logodaki 3 yıldız, yeşil siyahlı kulübünün kurulduğu 1966’da birleşen 3 kulüp, İzmit Gençlik, Baçspor ve Doğanspor’u temsil ediyor. Şehrin simgelerinden İzmit Körfezi’nin yer aldığı logoda insana, güven, huzur ve umut veren “Yeşil” ile güç, korku ve otoriteyi temsil eden “Siyah” renkleri yer alıyor…

…………………………………………………

…………………………..

”Eğer kolayı isteseydim Porto’da kalırdım. Güzel mavi bir koltuk, Şampiyonlar Ligi kupası ve Tanrı vardı. Tanrı'dan sonra da ben…”- Jose Mourinho-

…………………..

GÜNÜN FIKRASI:

Bir Galatasaraylı bir Fenerli ve bir Beşiktaşlı, Aarabistan’da otelde içki içerken yakalanmışlar ve idam cezasına çarptırılmışlar. Bütün yalvarmalara karşın ceza ömür boyu hapse çevrilmiş ama, prens o gün af çıkarmış ve cezayı 20 kırbaca çevirmiş. Prens Türkleri sevdiği için herbirine bir istek hakkı vermiş. Önce Fenerli gelmiş, isteğim sırtıma bir yastık bağlayın olmuş ama, 10 kırbaçtan sonra yastık parçalanmış, hiç fayda etmemiş. Bunu gören uyanık Beşiktaşlı iki yastık bağlattırmış, ama o da 10 kırbaçtan sonra parçalanmış ve fayda etmemiş. Sıra GS’liye gelmiş, prens de GS’li olduğu için ona iki istek hakkı sunmuş. GS’li ilk isteği bana 40 kırbaç vurun olmuş. Herkes şaşırmış prens ikinci isteğini sormuş. GS’li;

-Sırtıma Fenerbahçeli’yi bağlayın…

Demiş…

…………………..

‘AĞLAR’ım ben haaaalime…

…………………..

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hakan Yağcıoğlu - Mesaj Gönder



Anket Sizce Kocaelispor'da başkan kim olmalı?