Türkiye’de “kantarın topu” iyice kaçtı

Atasözleri, uzun deneyimler sonucu ortaya çıkmış, “yüzyılların imbiğinden” geçerek günümüze ulaşmış, söz varlıklarımızdır.

Onlar dilimize renk katar, yazımıza ve sözümüze “anlatım gücü” kazandırır.

“Kantarın topunu kaçırmak”, en sık kullandığımız atasözlerimizden biridir.

“Ölçüyü kaçırıp, aşırı davranmak” demek.

Böyle davranan kişiler, “Kantarın topunu kaçırdın haaa!” diye uyarılır.

Son günlerde Türkiye’yi yönetenler de, yönetenleri güya eleştirmeye kalkanlar da kantarın topunu iyice kaçırdılar.

AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve gazeteci Sedef Kabaş’tan söz ediyorum.

Erdoğan, “kantarın topunu kaçırma” konusunda zaten tescilli.

Sedef Kabaş da “gazetecilik adına”, kantarın topunu kaçırıverdi.

“Söylediğim, atasözüdür” dedi…

“Cumhurbaşkanına hakaret kastım yoktur” dedi…

Tutuklanmaktan kurtulamadı.

Tamam, sözlerinde “özne” yoktu, ama “nereye gönderdiği” belliydi.

Yanlış yaptı.

Kimsenin kimseye hakaret etme hakkı yok.

Böyle bir ortamda “yöneten muhteremlere” fırsat verdi.

Televizyon kanalını ve kendisini savunmak durumunda olan çevreyi güç durumda bıraktı.

Mesleği doktor derecesinde “iletişimcilik” olan Kabaş, böyle bir hata yapmamalıydı.

Haa, tutuklanması gerekir miydi?

Kesinlikle hayır!

Dava açarsın, suç unsuru bulunursa, cezasını çeker.

Tutuklama, medyaya ve topluma gözdağıdır.

“Sindirme” politikasıdır…

Erdoğan’ın konuşmaları

******

Erdoğan’ın konuşmalarını inceleyin, “onlarca yüzlerce hakaret” bulursunuz.

En başta CHP’nin kurumsal kişiliğine ve lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na söyledikleri…

*Terbiyesiz herif. Sen ne yüzsüz, ne terbiyesiz herifsin.

*Siyasi eşkıya.

*Kalibresi bozuk.

*Cinsi, cibilliyeti bozuk.

*Demokrasiden nasibini almamış, süzme faşist bir parti.

Bırakın hepsini, en son cami minberinden Sezen Aksu’ya söylediklerine bakın!

“Hz. Adem efendimize kimsenin dili uzanamaz. O uzanan dilleri yeri geldiğinde koparmak bizim görevimizdir.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, sanatçı Sezen Aksu’yu “dilini koparmakla” tehdit etmesi, ülkemizde “sözün bittiği yer”dir.

“Kantarın topunun iyice kaçtığı” noktadır.

Daha ötesi var mı?

Dil koparmak

**********

“Dil koparmak”, öyle sıradan bir ifade değil.

Düşüncelerimizi, duygularımızı “dil”imizle ifade ederiz.

Dili koparılan bir kişi, konuşamaz, duygu ve düşüncelerini anlatamaz.

Bu açıdan baktığımızda, Erdoğan’ın Sezen Aksu’ya söylediği bu söz, Sezen Aksu’nun şahsında tüm topluma yönelik bir tehdittir.

Aslında “toplumun dilini” koparmak istiyor.

Konuşmayın!

Düşüncelerinizi açıklamayın!

Bizim sözlerimizin dışına çıkmayın!

Biz ne dersek o!

Sonra, “dil koparmak” eylemi bir tehdittir, “tehdit suçu”dur.

Hele bu suçun bir camiden yapılmış olması, dini yönden de kabul edilebilir bir durum değildir.

Bir ülkenin cumhurbaşkanı, bir vatandaşı “dilini koparmakla” tehdit edemez.

Ederse, suç işlemiş olur.

Ne yani, bu ülkede cumhurbaşkanının suç işleme özgürlüğü mü var?

Vatandaşın hakaret ve tehdidi suç ise, cumhurbaşkanının hakaret ve tehdidi suç değil mi?

Türkiye, cumhuriyetin kuruluşunun 100.yıldönümünde döndü dolaştı böyle bir noktaya geldi.

Daha doğrusu getirildi…

İçinde bulunduğumuz rejimin bir adını koymadık, adını da koysak bu iş bitecek.

Ortada ne “anayasa” kaldı, ne “etik kurallar” kaldı, ne “dinimizin özü” kaldı, ne “kurumsal devlet” kaldı, ne “kural” ve ne “kurum” kaldı, hepsini yok ettik.

Bilinçli bir şekilde yok ettik.

Her şeyi “tek kişiye” bağladık.

Yasa da O!

Anayasa da O!

Bakanlar da O!

Belediye başkanları da O!

Diyanet de O!

Artık devlet, bütünüyle O!

Söylediği söz, tehditmiş…

“Camilerin siyasi bir propaganda alanı” olarak kullanılması, anayasaya aykırıymış…

Yine “dinimiz camilerin kin ve nefret alanına dönüştürülmesini” yasaklıyormuş…

Geçiniz efendim, geçiniz bunları!

Yasaklar, vatandaşlara.

Ülkeyi yönetenler, istedikleri suçu işleyebilirler.

Hakaret ve tehdit eden cumhurbaşkanıysa, “suç” sayılmıyor.

Ana muhalefet liderine hakaret, suç değil.

Dil koparmak, suç değil.

“Güçlü” isen, “suç işleme özgürlüğün” var.

Sıradan vatandaşsan, hapı yuttun.

Ağzını açtığında, tependeler.

Hele bir de Sedef Kabaş gibi “kantarın topunu kaçırdıysan”, lamı cimi yok anında içeridesin.

Yönetenler, kantarın topunu istedikleri ölçüde kaçırabilirler, sen kaçıramazsın.

Türkiye “acil çıkış kapısı”nda!

*******

Özetle…

Ülkemizde “kantarın topu iyice kaçtı”!

“Devletin şirazesi” kaydı!

(Şiraze, kitap ciltlemede kullanılan bir deyim. Sayfaları birbirine yapıştırmak için kullanılan kumaş, kâğıt, ya da tülbent parçası. Eğer şiraze düzgün olmazsa, sayfaların düzgün olması mümkün değil. Sayfalar birbirine yapışır, ama sarmal çıkılan merdiven gibi yamulmalar ortaya çıkar)

“Devletin şirazesi kaydı” derken, anlatmak istediğim bu.

Durumumuz tam da böyle!

Sayfalar birbirine yapışık, ancak kimi başından, kimi ortasından, kimi sonundan yamulmuş durumda.

İşin garibi, öncekiler yamuk olduğundan sonradan eklenen sayfalar da “düzgün” durmuyor, yeniler de yamuk sayfalara uyuyor.

Şunu iyi bilmeliyiz:

Türkiye, artık “yol ayrımı”nda!

Türkiye ne yazık ki “acil çıkış kapısı”nda!

Daha ötesi, felaket!

Bunu artık görmeliyiz.

Herkes, “kantarın topunu” her daim “dengeli” tutmak zorunda.

Bu memlekette hiç kimsenin “suç işleme özgürlüğü” yok.

Bunu böyle bilmeliyiz…

Uzun zamandır “kaymış” durumda olan “devletin şirazesi”ni de yerli yerine oturtmalıyız.

“Bugün” aklımızı başımıza almazsak, “yarın” çok geç olabilir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder

# chp

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

04

Sirintepeli - Erdogan seçimi iktidarı kaybetti.kendi bunu bildiği için seçimden kaçıyor.simdi parlamenter sistemi dönmeyi engellemek için mecliste yeterlilik sayısını milletvekili oy çoğunluğunun sayısını arttırma peşinde.bu ucube sistem patladı,ekonomi çöktü sadece yanında belediye çalışanlarına veriyor o seçim gelecek sonrasını sonra konuşacağız kaybettin Erdoğan akp nin de kukla olduğu bir sistem yarattın.kaybedilen belediyeler düşman akp belediyeleri dost maalesef sınıfta kaldın ayrımcılık ile bu ülke yönetilemez kaybettin başkan recep.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 26 Ocak 16:49
02

ali nazmi tok - suçun özgür olduğu,düşüncenin suç olduğu bir dönem yaşamadım.

Yanıtla . 4Beğen . 1Beğenme 26 Ocak 10:19


Anket Sizce Kocaelispor'da başkan kim olmalı?