Üsküdar Vapuru Faciası'nın 64. yıldönümü

Bugün 1 Mart 2022.

Körfezde yaşanan Üsküdar Vapuru Faciası'nın 64. yıldönümü.

Dünyada hüznün tarihinin ana sayfalarından birinin yazıldığı gündür.

İzmit'teki okulundan dönen çocuklarını, işleri biten eşlerini, hafta sonu gezmeye gelen akraba ve arkadaşlarını Karamürsel'de, Gölcük'te, Ulaşlı'da Ereğli'de bekleyen kadınların kapıda  kalakaldıkları kara gündür.

Canlarını, yakınlarını karşı sahile gezmeye, işe ya da Gölcük'teki sinemaya son kez uğurladıkları trajik gündür.

Salkım salkım binilen köhne ve küçük vapurlardan şikayette ne kadar haklı olunduğunun, zamanın hükumetinin gözleri önüne serildiği can pazarı günüdür.

Yolcu kartı olanlarla, biletsiz çocuk ve bebeklerin bindirildiği vapurun yolcu listesine güvenip, bunca yıldır kaybedilen canların bir türlü tam tespit edilemediği gündür.

Çok yakınlardaki Donanma kurtarma gemilerinin, Seka, Denizcilik Bankası ve diğer devlet kurumlarına ait deniz araçlarının harekete geçmedeki hantallığının acı gerçeğinin ortaya döküldüğü gündür.

Kaza kurbanlarının ailelerinin çoğunun birleşerek "Körfezde küçük ve köhne gemi çalıştıran Denizcilik Bankası" aleyhine tazminat davası açmaya karar vermelerinin sebebi olan facianın olduğu gündür.

Ailesinde bir ya da birden fazla can kaybı olduğu halde bilgisizlik ve fakirliğin etkisiyle tüm bunların hesabını soramayan bir toplum kesimi olduğunun ortaya çıktığı gündür.

İzmit pazarına ürünlerini getiren köylü, okula o gün gitmeyen öğrenci, devlet dairelerinde, bankada ve diğer kurumlarda kent çarşısında işi olan karşı sahildeki her vatandaşın benim de başıma gelebilirdi dediği gündür.

Batma tehlikesini göz ardı edilerek; okula, işe ve pazara her gün gidip gelmek zorunda olan vapur yolcularına can yeleği kullanma kuralları öğretilmediğinin anlaşıldığı gündür.

İzmit'te Hakim Süreyya Erol'un siyasi baskılara hedef olmaktan bunalıp meslekten çekilmesine neden olan davanın patlak verdiği gündür.

On üçüncü gün Et Balık Kurumu gemisinin ağlarına takılarak bulunan, gizlice gömülmesiyle mezarı kaybolan, facianın tek sorumlusu ilan edilen Mehmet Aşçı'nın gemisinin kaptan köşkünde öldüğü gündür.

Başbakan Menderes'in İzmit'e geldiği halde halkın tepkisinden çekindiği için cenaze törenine katılmadığı gündür.

Dört yüze yakın cana mal olan korkunç olay, altmış dört yıl sonra bile acı veriyor.  Hayat ihmale gelmiyor. 

Kamil Özocak Üsküdar Faciasını anlatıyor

1 Mart 1958'de Üsküdar Vapuru'nda gemi memuru olarak görev yapan, faciayı baştan sona yaşayan, körfezin azgın dalgaları ile 1.5 saat boğuştuktan sonra Engin Römorkörüyla yeniden hayata dönen Kamil Özocak'ın 1 Mart 1982 günlü Kocaeli Gazetesi'nde yayımlanan röportajında gazeteci Ruşen Hakkı'ya anlattıkları:

1 Mart Cumartesi günü. sabahı hava güzeldi. O tarihlerde İzmit Körfezi'nde üç vapur çalışırdı. Suat, Uşak ve Üsküdar... 11.50'de Suat gitti. 12.15'te de Uşak hareket etti. Benim çalıştığım Üsküdar 12.50'de kalkacak ve Karamürsel'e kadar gidecekti. Ama hava birdenbire bozunca 12.30'da hareket ettik. Çünkü hava patlasa bile Gölcük'e sığınabilirdik. Acele ediyorduk. Gemi dalgaların yüzünden İskelede duramaz olmuştu. Bir yaşlı gemici halatı çözer çözmez gemi iskeleden ayrıldı. Gemici iskelede kaldı. O kadar çabaladık adamı gemiye alamadık. Sonradan düşündüm de bu yaşlı gemicinin dünyada daha yiyecek ekmeği içecek suyu varmış, dedim.

Yolcularımızın çoğu öğrenciydi. O tarihlerde okullar cumartesi günleri de açıktı.  Karamürsel Gölcük arasındaki kıyıların çocukları İzmit'te okurlardı ve hep vapurla gidip gelirlerdi....

Solucak mevkiinde, yani Koruma Tarım Fabrikası ile Kavaklı arasında bir yerdeydik. Rüzgar daima baştan geliyor ve geminin baş tarafı alçak olduğundan sular içeriye giriyordu. İkinci mevkiin camları kırılmıştı. Azgın dalgadan kopan sular insanın yüzüne bir kırbaç gibi iniyordu.

Yolcular arasında korku ve panik başlamıştı. Onları yatıştırmaya çalışıyorduk. Bir ara yanıma İzmit Tekel Müdürü Şadan Beyle Ulaşlılı Necati Bey geldiler. İyice korkmuşlardı. "Galiba batacağız Kamil" dediler. Onları da yatıştırmaya çalıştım. Ama bir yandan da çıtaları kırmış yolculara canyelekleri dağıtmaya başlamıştım. Doğrusu ben de korkmaya başlamıştım.

..

Rüzgarın etkisi ile gemi sancağa(sola) yatmıştı. Bu arada olacak sanıyorum kaptan köşkü  de kopmuştu... Kaptan Mehmet Aşçı'dan ses soluk gelmiyordu. Ne olduğunu bilemiyorduk. Gemi birdenbire hareketsiz kaldı, dalgaya döndü. Artık korku ve dehşet doruk noktaya çıkmıştı. İkinci dalga da gemi iyice yan yattı. Çığlıklar yakarışlar ortalığı inletiyordu. Yolcular parti parti denize atlamaya başladılar.

..

Gemide ancak 15 kişi kalmıştı. Bunlar canyelekleri olduğu halde denize atlamak istemiyorlardı.  Herşeyi Tanrıya bırakmışlardı. ..Son olarak ben denize atladım ve yüzmeye başladım. Canyeleğim yoktu. Gemiden  elli metre kadar ayrıldım. Gemide kalanlar yanlardaki demirlere tutunmuşlardı. Derken çok geçmedi gemi battı.

Deniz buz gibiydi; bulanıktı ve herkes can derdine düşmüştü.  Denizin yüzü mantar tarlası gibiydi. Denizdekiler rüzgarın ve dalgaların etkisiyle İzmit iskelesi ne doğru sürükleniyorlardı. Ben SEKA'ya doğru yüzmeye başladım. 15 dakika sonra bir simite tutunmuş üç kişiye eriştim. Simitin bir ucundan da ben tuttum. Kader arkadaşlarımın üçü de öğrenciydi. İçlerinden biri yeni almış olduğu ceketine kıyamamış ve simitin üzerine bırakmıştı...

Bu arada denizaltıların kurtarma yaptıklarını gördüm. Daha çok gurup halindeki kişileri kurtarmak istediklerinden işaret etmemize rağmen bizi almadılar. İşimiz Allaha kalmıştı artık. Soğuktan çenelerimiz biribirine vurduğundan konuşamıyorduk. İçimdem bildiğim bütün duaları okumaya başlamıştım. Bir ara ceketini simitin üzerine bırakan öğrencinin elleri kasıldı, şakağındaki saçlar dikeldi: donmuştu. Elleri simitten kurtuldu... Yapacak hiçbirşey yoktu.. Çaresizlikten yardım edememekten kahroluyordum. Ölüm hepimize çok yakındı, burnumuzun ucunda dolanıp duruyordu.

Simite asılıp kalmak kurtuluş değildi. SEKA'nın odun yığınlarına doğru yeniden yüzmeye başladım ama iyice kesilmiştim. Bu sırada SEKA İskelesi önünden Engin Römorkörü çıktı. İşaret ettim Beni gördüler. Elimden tutup çıkardılar. Benimle birlikte 7 kişiyi kurtarmışlardı. İçlerinden ancak iki kişiyi tanıyabildim. Biri Değirmendereli Emin Kaptan'ın eşiydi. Öbürü Gölcük Milli Eğitiminde çalışan bir arkadaşımın Mine adlı kızıydı.

Benim üzerime de bir battaniye attılar. Çok yorgundum ve çok üşüyordum ama kurtulmuştum. Allaha şükrettim.

Bizi iskeleye çıkardılar. Beni bir trafik arabasıyla doğru Devlet Hastanesi'ne götürdüler. Ortalık anababa günüydü. Ağlayanlar, inleyenler, sevinç çığlıkları atanlar... Bir koluma eniştem Hüseyin Kalabalıkoğlu, öbür koluma Sedat Öz girmişti. Başhekim beni öyle görünce yanımdakilere sordu: Ölü mü? Sağ mı? Sonra bana bir pijama giydirerek yatağa yatırdılar. Hastaneye kimseyi sokmadıklarından eşimi ve çocuklarımı görememiştim. Üzülüyordum. Kimbilir kaç kişi hayatını kaybetmişti bir kötü hava yüzünden. Derken Savcı Rebii Beyle Başkatip Muzaffer Bey gelip ifademi aldılar.

Hastanede çok kalmak istemedim. Onun için hastaneden kaçıp evime gittim. Annem, babam, eşim ve çocuklarım beni  sevinç gözyaşları içerisinde karşıladılar. Gazeteciler gelip fotoğraf çektiler. Başımdan geçenleri öğrendiler. ..

Ertesi günü SEKA Misafirhanesine gidip Ulaştırma Bakanlığı Müfettişlerine ifade verdim. Gemide kaç kişi olduğunu öğrenmek istiyorlardı. Biz 180 ya da 200 biletli yolcu olduğunu biliyorduk. Çocuklara bilet satılmadığından tam yolcu sayısını çıkaramıyordum... Sonradan öğrendik ki 252 kişi ölmüş, ancak 31 kişi kurtulabilmişti.

Hasta olduğumdan cenaze törenine katılamadım. Batan Üsküdar'ı 15 gün sonra battığı yerden yani Solucak Mevkiinden çıkardılar. Çarçıbaşı Muzaffer'in cesedi de gemiden çıktı. Morga gidip teşhiş ettik ve bir kez daha o korkunç faciayı yaşadık. Allah bir daha böyle bir kaza göstermesin milletimize..."

Gazeteci Nedim Akkaya'nın Anılarıyla Üsküdar Faciası (Ruşen Hakkı, 1 Mart 1986, Kocaeli)

O gün öğleye kadar hava iyiydi, öğle üzeri fırtına çıktı. Olayı haber alır almaz Vatan, Yeni Sabah, ve Yeni İstanbul gazetelerini telefonla arayıp "Üsküdar Vapuru Körfezde Battı."diye haber geçtim. İnanmadılar. Tahkik edeceklerini söylediler. Şaşırdım kaldım... Vapur iskelesi kalabalıktan geçilmiyordu. Öyle sanıyorum ki doktor olarak ilk iskeleye gelen Dr. Kayhan Basım olmuştu... Nazmi Oğuz da vapurun batışını bağevinden görmüş ve koşup gelmiş. Hemen Oğuz Sineması'na karargah kurup yardım çalışmalarına başladı... Bütün gazetelerin İstanbul muhabirleri İzmit'e gelmişti. Gelen gazeteciler bir aya yakın İzmit'te kalıp haber ve röportaj yaptılar... Çünkü bir ay süreyle denizden hep ceset çıktı. Allah bir daha öyle facia göstermesin.

İstanbul'dan gelen gazeteciler Yavuz Pastanesi'nin lobisinde bir açıkoturum düzenlediler ve Kocaeli basınını suçladılar. "Görevinizi yapamamışsınız, biz olsaydık bu eski vapuru seferden kaldırtırdık" dediler. Suçlamalar karşısında söyleyecek bir bir söz bulamayan arkadaşlarımızdan Cevdet Yakup ile Ahmet Sonat: "Nedim, bizi ancak sen kurtarırsın" dediler. Bunun üzerine Türk Yolu gazetelerini getirip vapurun batacağına dair haberleri gösterdim.  "Biz aylar önce tehlikeyi haber verdik dedim. Bu kez onlar sustu, özür dilediler. Bu açıkoturumdan sonra Milliyet Gazetesi manşet atarak Kocaeli Valisi Ekmel Çetinel'i suçladı. O zamanın İçişleri Bakanı Namık Gedik İzmit'e gelerek valiyi savundu ve faciada hatası görülen liman başkanının açığa alındığını açıkladı. Yani ölenler öldükleriyle kaldılar.

Üsküdar Deniz Faciası kurbanlarından 50 aile, Denizcilik Bankası'na zamanında dava açmadıkları için tazminatlarını alamadıkları, 1976 yılı gazetelerine konu olmuştu. Bir dönem İzmit Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Şahabettin Bilgisu'nun sekreteri Yıldız Hanım'ın babası Cemil Temel de faciada ölmüştü. Cemil Bey, Diş Hekimi Erten Okançay'ın babası Necati Bey İzmit PTT'sinde çalışan iki arkadaştı. O zamanlar mektup ve koliler İzmit'ten karşıya vapurla giderdi. Bu iş için her ay bir PTT memuru görevlendirilirdi.  O gün sıra Necati Okançay'da.  Ama Erten hasta olduğu için PTT Müdürü Arif Onater'e gidip durumu anlatırlar. O gün görevi Cemil Temel alır...

Yıldız Temel "Babam öldüğünde ben çok küçüktüm... Avukatlar Üsküdar Faciası ile Dumlupınar şehitlerinin ailelerine başvurup tazminat için vekalet istemişler.  O sırada Suat Tahsin Türk adlı avukat  da annemden vekalet almak istemiş ama annem vermemiş. Çünkü avukatlar her iki olayı da sömürüyorlarmış. Sonradan adını verdiğim avukat aldığı tazminatlarla kaçtığını duyduk. Bize hakkınız kaybolmaz demişlerdi. Bu nedenle 1981 yılında başvuru yaptım. Defalarca Ankara'ya gidip geldim ve sonunda 1984 yılında bize 17 bin lira tazminat ödendi. Oysa 1960 yılında 175 bin lira alanlar bile olmuş..."

Kaptan Mehmet AŞÇI, boğularak öldü.
Makinist İsmail AKPINAR, boğularak öldü.
Gv. Lostromosu Mustafa DENİZ, boğularak öldü.
Gemici Mustafa KARADENİZ, boğularak öldü.
Yağcı Remzi AKSU, boğularak öldü.
Ateşçi Hikmet ATAÇAY, boğularak öldü.
Ateşçi Mustafa BEDİROĞLU, boğularak öldü.
İskele Memuru Kamil ŞENOCAK, yüzerek kurtuldu.
Kamarot Kadir KURŞUN, yüzerek Kurtuldu.
Gemici Ali KAYA, halatı çözerken iskelede kalarak kurtuldu.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Müzeyyen ÜNAL - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.


GARSON ARANIYOR

Merkez Lokantası’nda devamlı ve part time çalışacak bay / bayan garsonlar aranıyor. Görüşmeler yüz yüze yapılacaktır.

ACİL PERSONEL ARANIYOR

Hereke ve Gebze bölgesindeki firmamızda çalışacak personeller aranmaktadır. Aranan kriterler; - Meslek liselerinin elektrik, elektronik bölümlerin...

0530 076 37 74

ELEMANLAR ARANIYOR

Başiskele’de bulunan  FSM Boru Profil firmamıza eleman aranıyor. - 10-12 kişiye kadar yemek yapabilecek,  - Geri kalan vakitlerde ofis temizliği yap...

0532 501 10 32 

TIR ŞOFÖRÜ ARIYOR

Şirketimizin şehir içi veya dışındaki şantiyelerinde görevlendirmek üzere; - Tercihen İzmit ve çevresinde ikamet eden, - C D E Sınıfı Sürücü Belge...

0534 593 91 75 GÖK-YOL İNŞAAT 

Eleman aranıyor

Profil boru sac npı npu köşebent satışı yaptığımız firmamızda depo ve sevkiyat elemanı aranmaktadır.  Yol ve yemek ücreti verilmektedir.  

0552 596 10 41 CEYSEL MAKİNA ÇELİK

ELEMANLAR ARANIYOR

- Askerlik ile ilişiği olmayan; - 18-40 yaş arası, emekli olmayan, *ÜRETİM PERSONELİ *FORKLİFT OPERATÖRÜ *TEMİZLİK PERSONELİ-BAY (Daha önce özell...

AYSEL İNŞAAT TAAH. SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ.

Büyükbaş ve küçükbaş kurbanlık satım ve kesimi

İKİZLER KURBANLIK Büyükbaş ve küçükbaş kurbanlık satım ve kesimi yapılır. Büyükbaş hayvanda hisse verilir. Satış 1 : Gündoğdu Mah. Zübeyde Hanım Ca...

0533 592 32 35 

ELEMANLAR ARANIYOR

GENEL NİTELİKLER VE İŞ TANIMI Şirketimiz Kocaeli Lastik San. A.Ş üretim bölümünde çalıştırılmak üzere aşağıda nitelikleri belirtilen üretim işçisi ad...

KOLSAN

DERİNCE’DE SATILIK DAİRE

Derince Sırrı Paşa Mahallesi Öğretmenler Caddesi İrfan Sokak’ta 5 yaşında binanın 3. katındaki  çatı dubleks, Krediye uygun 3+1, brüt 175 metrekare  K...

0537 297 46 20

HURDA GAZETE SATILIR

Hurda (eski gazete) gazete satılır. Kilo fiyatı : 8 TL

0262 323 39 17

Anket Bu yaz tatilinizi nerede yapacaksınız?