Tabloların hayalleri

Bu hafta siz sevgili okurlarım ile bir oyun oynamak istiyorum. Sevgili okurum, daha önce pek çok kez betimlemeler ile karşı karşıya kaldığınızı düşünüyorum. Bence betimlemek de betimlenen varlığı veya ortamı, duyguyu hayal etmek de çok zevkli bir şey. Bundan dolayı bol betimlemeli yazılar ve kitaplar okumaktan çok hoşlanıyorum. Bu tip okumalar yaptığımda hem hayal gücümü hem de zihnimi geliştirdiğimi hissediyorum ve bu durum bana büyük bir haz veriyor.

Maalesef ki herkesin ağzında olan ve resmen klişeleşen bir söz var dünyamızda. “Yaratıcılık, yaş arttıkça azalır.” der çoğu büyüğümüz. Bu yargı, bazı istisna sayılabilecek kişiler dışında sahiden böyledir. Ancak bu durumda beynin mükemmel ve karmaşık sisteminin bir suçu yoktur. Genel olarak eğitilme şekillerimiz ve sosyal baskılar sebebiyle körleşir gözlerimiz. Güzel olanı, farklı olanı göremeyiz bu kör gözler ile.

Okula ilk defa gittiğimizde her şey güzeldir aslında. Tahtaya çizilmiş olan herhangi bir çizgiyi bile rahatlıkla bir ejderhaya benzetebilir ve zihnimizde onunla oyunlar oynayabiliriz. Ancak ejderhamızla zihnimizde oynadığımız oyunlar yüzünden gözlerimiz bir bölgeye daldığı zaman öğretmenimiz bize kızar ve derse odaklanmamızı söyler. Yaratıcı gözlerin körlüğü, işte böyle küçük bir noktadan başlar. Okulda hata yaptığımız zaman ceza almamız ile ilerler bu körlük. En sonunda da hata yapmaktan korkmaya başlamamız ile tamamen karanlığa bürünürüz. Çünkü hata yapmaktan korkmamaktır bize hayal kurdurabilen şey. Çocuklar hata yapmaktan korkmazlar, bundan dolayı en güzel, en yaratıcı oyunlar ve hayaller onlardadır. Ama bu çocuklar büyüdükçe hata yapmanın kötü bir şey olarak yansıtıldığı bu dünyada korkular renklendikçe hayaller solar.

Şimdi oynayacağımız oyuna başlamadan önce sizden tek bir şey rica edeceğim. Bu oyunda hata yapmaktan korkmayın ve zihninizi istediğiniz gibi serbest bırakın. Bırakın güzel zihniniz sizi istediği yere götürsün ve istediği şeyi çizsin. Eminim ki çok zevk alacaksınız.

Eğer hazırsanız artık size oyunumdan bahsetmek istiyorum. Sizler için birkaç tablo seçtim ve bu tabloları sizlere betimleyeceğim, anlatacağım. Benim anlattıklarım ilkokulda tahtada gördüğünüz o tek bir çizgi gibi olacak sizler için. Siz benim anlattıklarım üzerinden hayaller kurup tabloyu hayal etmeye çalışacaksınız ve en sonunda (eğer isterseniz) tabloları internetten bulup inceleyeceksiniz. Ama tablonun aslını gördüğünüz zaman kendi hayallerinizin hatalı olduğunu düşünmeyeceksiniz çünkü sizin zihninizde oluşan tablonun sanatçısı sizden başka kimse olmayacak ve sanatta, hayal gücünde hata diye bir şey hiçbir zaman var olmamıştır.

İlk tablomuzda iki kadın ve bir erkek görmekteyiz. Bu kişiler sırtlarını biz sanatçılara dönerek oturmuş önlerindeki uçsuz bucaksız denizi izlemektelerdir. Kayaların üstünde oturmuş bu kişiler önlerindeki kocaman denizde ilerleyen iki yelkenliye dikmişlerdir gözlerini. Ufka doğru bakıldığında ise ayın doğmakta olduğunu görürüz. Ay ışığı, sakin deniz üzerine öyle güzel vurmuştur ki… Denizin dalgalarıyla dans etmektedir adeta. Bulutların arasından yükselmektedir kudretli ve aynı zamanda naif ay. Bir melodi gibidir gökyüzü, hiç ses çıkarmadan duran bir orkestra gibidir.

İlk tablomuzu nasıl buldunuz? Büyüleyici, değil mi? Anlatmaya çalıştığım bu tablonun ismi “Moonrise Over The Sea” ve bu güzel tabloyu Caspar David Friedrich isimli sanatçı 1822 yılında yağlı boya ile çizmiştir.

Hayal gücünüz ile arkadaşlığınızın iyi bir şekilde sürdüğünü düşünerek ikinci tablomuza geçiyorum.

İlkbahardır bu tablonun anlamı. Yerler tür tür çiçekler ile kaplıdır ve bu çiçeklerin üzerinde yedi kişi salınırcasına durmaktadır. Kişilerin yüzlerinde büyük bir huzur ifadesi okunmaktadır. Öyle ki bu huzuru tabloya baktığınız ilk andan itibaren iliklerinize kadar hissedebilirsiniz. Tablonun içindeki dünyada salınan bu yedi kişinin altısı kadındır ve bu güzel kadınların üstünde peri kızlarınınki gibi elbiseler vardır. Onlardan üç tanesi yalnız başlarına dururken diğer üçü birlikte el ele tutuşup dans etmektedirler. Çok hoş görünüyorlardır bu kadınlar, aynı ilkbahar gibiler. Tablomuzdaki yedinci kişi ise bir kadınınki ile yarışabilecek güzellikte bir yüze sahip olan, kırmızı giysiler içerisinde gördüğümüz bir erkektir. Gökyüzü mandalina ağaçlarının yapraklarıyla ve meyveleriyle kaplanmıştır. Bu yüzden onun güzel maviliği ancak çok küçük bölgelerden görülebilir. Fakat gökyüzünde bir şey daha vardır. Bir melek. Bu melek elinde bir ok tutmuş ve okunu hedefine doğrultmuştur. Hedef, dans eden üç kadındır. Tablonun sağ tarafında ise yalnız duran kadınlardan biri ile ilginç bir varlık durmaktadır. Muhtemelen bir su perisidir bu varlık. Kadın, onu gördüğüne şaşırmıştır ancak yüzünde hâlâ huzur gözlenmektedir.

Bu tablo ismi Sandro Boticelli tarafından çizilmiştir ve ismi Primavera’dır.

Umarım keyifli vakit geçiriyorsunuzdur. Hayal kurma konusunda giderek daha da rahatladığınızı hissediyor musunuz? Eğer yanıtınız evet ise üçüncü ve son tablomuza geçiyorum.

Baktığınız anda büyük bir huzur hissedebileceğiniz bir tablo bu. Öyle çok renk var ki bu tabloda, hangisine hayranlık duyacağını şaşırıyor insan. Bu resim de sonbaharı anlatıyor bizlere. Sol taraftaki kıyıda duran ağacın altındaki nehre yansımasıyla nehrin güzel mavilikleri ve büyük ağacın sarı ve turuncu yapraklarının renkleri birbirine karışmaktadır. Sağ taraftaki kıyıdaki ağaçların biraz daha yeşil olan yaprakları da aynı şekilde suya yansımış, suyun maviliğiyle dans etmektedir. Nehir öyle güzel bir maviliğe sahiptir ki, tabloyu incelediğinizde bir su sesi duyuyormuş gibi olabilirsiniz. Gökyüzündeki hafif pembelik de yansımıştır bu nehrin güzel sularına. Uzakta ise bir şehrin hoş görünümlü binaları gözükmektedir. Göklerdeki bulutlar, mavi gökyüzünün incileriymiş gibiler.

Hayalini kurduğunuz bu tablo ise Claude Monet tarafından çizilmiştir. İsmi ise Autumn Effect At Argenteuil’dir.

Unutmayın sevgili okurum, insan dünyada hayal ettiği kadar vardır. Bizim varlığımızı kurduğumuz hayaller belirler. Bundan dolayı hayal kurmayı hiç bırakmayın. Hata yapmaktan korkmayın. Eğer hayalleri uzun süre önce bıraktıysanız bu yazı sizlere bir işaret olsun ve onların elini tekrardan tutun.

İnanın, pişman olmayacaksınız.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yağmur Uğuzluoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce hangi takım küme düşecek?