“Baro’da biz aile gibiydik, sayı çoğaldıkça o bağ koptu”

Kocaeli Barosu’nun en yaşlı üyesi olan ve meslekte 60 yılını avukatlık mesleğine adayan Zehra Nuran Kortel (86), avukatlık dönemindeki anılarını gazetemizle paylaştı. Kortel, “60 sene boyunca dolu dolu avukatlık yaptım. Avukatlık insanı yıpratan bir meslektir. Günümüzde artık avukatlık biraz daha zor. Biz bir aile gibiydik. Sonra sayı çoğaldıkça bağlantılar da ister istemez koptu” dedi

Nuri AKÇAHARMAN
Nuri AKÇAHARMAN Tüm Haberleri

Kocaeli Barosu’nun en yaşlı üyesi olan, 60 yılını avukatlık yaparak geçiren İzmit’in unutulmaz avukatlarından Zehra Nuran Kortel, hayat hikayesini gazetemize anlattı. 10 yıl önce emekli olan 86 yaşındaki Kortel, 60 sene boyunca dolu dolu avukatlık yaptığını ifade ederek avukatlığın insanı yıpratan, duygusal bir meslek olduğunu dile getirdi.

Sizce avukatlık nasıl bir meslektir? Avukatlığı anlatır mısınız? Avukatlığınız süresince Baro’da görev aldınız mı?

Mesleğim boyunca baronun muhtelif kademelerinde görev aldım. Barolar Birliği'nde görev aldım. Barolar Birliği delegesi oldum. Sonra da Barolar Birliği’nin üç dönem yönetim kurulu ve denetim kurulu üyeliklerini yaptım. Birçok sosyal faaliyetlere iştirak ettim ve 1975 yılında da Kocaeli Barosu Başkanlığına aday oldum. Seçimler için çok çalıştık ama seçimi entrikalarla 7 oyla kaybettim. Avukatlar arasında asla hiyerarşik bir üstünlük olmaz. Yani en kıdemsiz avukatla en kıdemli avukat veya isim yapmış avukat bizim için aynıdır, fark etmez. Bizim üstümüz de efendimiz de yoktur. Bağımsız çalışırız. Son zamanlarda Baroların üzerlerinde çok baskılar oluyor. Ben baro başkanlığına adaylığımı koyduğum zaman sloganım ‘Baroların, avukatların bağımsızlığı için mücadele edeceğim’ demiştim. Şimdiki baro başkanı olan benim çok sevdiğim evladım dediğim birisidir. O da aynı istikamete devam ediyor. Çok başarılı oluyor.

“BAROLARA SİYASET GİRMEMELİ”

Barolar hiçbir zaman siyaset girmemeli, girmez de zaten. Baro bir kamu kuruluşudur. Kamu kuruluşu olduğu için tabii ki bazı baskı unsuru da oluyor. Onun için memleketin ekonomik ve sosyal durumlarından da uzak kalmamalılar. Ben avukatlığım süresince her partiden arkadaşlarım ve çok yakın dostlarım oldu. Hatta evlatlarım diyebileceğim kişiler oldu. Mesela Fahri Örengül, benim evladım gibidir, eşiyle onları ben evlendirdim ve Cumhuriyet Halk Partilidir. Baro Başkanı Cumhuriyet Halk Partilidir, o da benim evladım gibidir. Emine Zeybek, kocası Ali Zeybek benim stajyerimdi. Çok yakın dostumdu, arkadaşımdı, oğlumdu ve onları evlendirip çocuklarının isimlerini bile ben koydum.

“AKŞENER HASTALIĞIM BOYUNCA BAŞIMDAYDI”

Hatta bir gün şöyle bir anım olmuştu: Bir boşanma davası vardı. Kadını ben savunuyordum. Adam hem eşine ihanet ediyor hem de boşanmak istiyordu. Dava senelerce devam etti. Sonucunda kadına nafaka bağlatılmasını sağladım. Bir gün adam benim ofisime geldi. Siz benim nafaka paralarımı yiyorsunuz, hanıma baskı yapıyorsunuz filan dedi. Ben de sinirlendim. Elimde büyükçe bir kitap vardı onu adama fırlattım. Sonra o kaçtı, ben kovaladım. Merdiven başına gelince ben orada düştüm. Düşünce omurgamda kırılma oldu. 1 buçuk ay yatarak tedavi gördüm. O zamanlar Soroptomist Kulüpleri as başkanıydım ve o zaman benim üyelerimden olan Meral Akşener hastalığım süresince benim başucumda bana kitaplar okudu, bana yardımcı oldu ve iyi olduktan sonra da haftada iki kere İstanbul'a kontrole gidip geldik. Yani o da benim evladım. Benim için hiç fark etmiyor. Beni çok seviyorlar ve hep benimle beraberler.

“HUKUKU KAZANINCA BAYAĞI ÜZÜLDÜM”

Avukatlık mesleği nereden ilginizi çekti, neden avukat oldunuz?

Aslında ben avukat olmak istemiyordum. Benim ailemde çok doktor ve eczacı vardı. Ben de eczacı olmak istiyordum. Yanlışlık oldu imtihanda, ben eczacılığı kazanamadım hukuku kazandım. Bayağı üzüldüm. Hatta kayıt olmaya giderken hastaydım, gidemedim benim yerime ablam gitti. Ablam benim yerime kaydımı yaptırdı. Arkadaşlarım hala derler ki ablan bizim arkadaşımızdır derler. Ondan sonra zannederim çok başarılı bir avukat oldum. İzmit'te isim yaptım. Hatta şöyle bir anım vardır: Bir stajyerim vardı. Benimle çok çalıştı ve sonra İstanbul’a gitti. İzmit’e gelince de bizi ziyaret etti. Eşim ona, İstanbul'da mı yoksa Nuran hanımın yanında mı memnunsunuz diye sordu. O da dedi ki Nuran hanımın yanında ben para kazanmayı öğrenemedim ama İstanbul'da para kazanıyorum. Fakat Nuran hanımın yanında insanlığı öğrendim dedi. Ben hep insanlığı öne aldım ve fazla para kazanmadım. Ben İzmitli bir ailenin çocuğuydum, aristokrat bir ailenin çocuğuydum. Onun için benim avukatlıktan kazanmamam pek tesir etmedi.

“OLMAYACAK İŞ İÇİN HİÇ DAVA ALMADIM”

Mesleğimde disipline çok dikkat ettim. Mesela bir boşanma davası gelse hiçbir tarafı doğrudan doğruya hemen kabul edip davayı almazdım. İlla ki karşı tarafı da dinlerim ikisini de bir araya getiririm ve çaresiz olursa o zaman davayı alırdım. Olmayacak iş için, üç beş kuruş kazanabilmek için hiçbir zaman dava almadım. Mesela adam bir suçtan mahkum olmuştur, tahliye olabilmek için gerekirse evini sat desen satar ama muvaffak olabileceğimizi açıkça söylerim ve o davayı kabul ederse alırım. Olmazsa almam. O davayı alanlar da rezil olurlar sonra. Çok dikkat ettim buna avukatlığım süresince. Ben en çok avukatlıkta tahliye davaları, aile hukukuna ağırlık verdim. Öyle ki ben bir dava aldığım zaman karşı taraf, vah vah kaçırdık falan diye bayağı telaş ederlermiş.

“DOLU DOLU 60 YIL AVUKATLIK YAPTIM”

Çok güzel günlerim geçti, çok güzel arkadaşlarım oldu. Baro’nun 3’te biri benim stajyerimdir. 60 sene boyunca dolu dolu avukatlık yaptım. Artık yaşlanınca avukatlığa devam etmek istemedim. Yaklaşık 10 sene oldu emekli olalı ama baro ile irtibatımı kesmedim. Bütün aktivitelerine gidiyorum, aidatımı veriyorum. Avukatlık insanı yıpratan bir meslektir. Doğru dürüst avukatlık yaparsanız çok yıpranırsınız. Duygusal bir meslektir. Avukat arkadaşlarımla içerde mücadele ederdik ama dışarda yine dostluğumuz devam ederdi. Avukatlık böyle bir meslekti. 1960'lı yıllarda Kocaeli'de yine isim yapmış birçok avukat vardı ama tabi o zaman bu kadar çok avukat yoktu. Nahide hanım, Sakine hanım vardı, onun yanında staj görmüştüm. Tacettin bey, Orhan bey vardı. Beraber yaşlandık. Bir kısmı vefat etti, bir kısmı ayrıldı avukatlıktan. Bir ben kaldım. Şu an baroda benden daha yaşlı avukat yok.

“İZMİT'İN EN ŞIK HANIMI SEÇİLMİŞTİM”

Ben biraz geç evlendim. Biyolojik çocuğum olmadı. Ablamın kızını evlat edindim. Eşim Pfizer Dış İlişkiler direktörüydü. Benim bir de üvey oğlum vardı. Saint Joseph İktisat mezunuydu. Bir gün kapalı bir kadınla evlenmek istediğini söyledi. Ben de eskiden açıktım. Hatta o kadar açıktım ki bir ara İzmit'in en şık hanımı seçilmiştim. Fakat bikiniyle denize giriyordum çıkınca da namazımı kılıyordum. Yani dini biliyordum, şartlarını biliyordum ama yapamıyordum. Bir gün olacak yapacağım diyordum. Neyse o kız da kendi arzusu ile kapanmış. Hacettepe mezunu, 2 lisan bilen, kolej mezunu, hatta bir ara Datça güzeli falan seçilmiş. Sonra birdenbire kapanmaya karar vermiş. Annesi Siyasal Bilgiler mezunu, babası İş Bankası daire başkanı. Annesi ve babası kabul etmemişler. Bir ara gitmiş babaannesinin yanına tekrar gelmiş, sonra ailesi kabul etmiş. Onunla anlaştı ve evlendi. Çok güzel bir kızdı, kapalıydı. Sokağa çıktığımız zaman, arkadaşlarımla karşılaştığımız zaman takdim ediyordum benim gelinim diye ama ben fevkalâde açık, o fevkalâde kapalı. Sonraları bayağı utanmaya başlamıştım.

“DAVALARA PERUK TAKARAK GİRDİM”

Ben her şeyi çok uçta yaşadım, çok seyahat yaptım, bütün Avrupa'yı dolaştım, bütün Türkiye'yi dolaştım, araba kullandım. Sonra bir an dedim ki artık her şeyi yaşadım, bir de Hacca gitsem dedim. Hacca gitmeye karar verdim. Eşimle birlikte gittik geldik. Sonra başımı kapatmaya karar verdim. Hatta bazı arkadaşlarım kapanmama karşı geldiler ama ben artık kararımı vermiştim. O dönem gazeteler geldiler. Hacdan dönünce nasıl bir tavır alacaksınız diye sordular. Ben de onlara benim sosyal demokrat çizgimin değişmeyeceğini söyledim. Mahkemeye girerken bile ağır ceza reisi bana dedi ki, böyle girebilirsin davlara, yani kapalı olabilirsin. Biz senin zihniyetini biliyoruz dedi. Ama ben emsal teşkil ederim diye davalara peruk takarak girdim. Tabii bu çok zor oldu benim için.

“MENDERES’İN ÖLÜMÜ BENİ ÇOK ETKİLEMİŞTİ”

Ünlü birisinin davasını aldınız mı hiç?

Tabii ben şimdi çok ünlü kişilerin de avukatı oldum ama isim vermek istemem. Mafya babalarının oldum, sonra böyle komünistlikte çok ilerlemiş kişilerin de avukatı oldum. Bir de sağ-sol olduğu zamanlar vardı. Sağdan da soldan da davalar aldım ama avukatlık süresince siyasete hiç sıcak bakmadım. Her zaman siyasetin dışında kaldım. Adnan Menderes’in ölümü beni çok etkilemişti. O zaman çok soğudum siyasetten.

Eskiden avukatlık nasıldı, şimdi nasıl size göre?

Günümüzde artık avukatlık biraz daha zor. Şartlar çok değişti. Hem adliye teşkilatındaki değişiklikler var yani eskisi gibi bir bağlantı yok artık avukatlar arasında. Biz bir aile gibiydik. Hepimiz her şeyimizi bilirdik. Sonra sayı çoğaldıkça bağlantılar da ister istemez koptu. Bir de avukatlık çok zor şartlarda gidiyor. Bir de yani o kadar çoğaldı ki ve bir o kadar da üniversiteler enflasyona girdi ki yani ortaokul mezunu seviyesinde insanlar bile avukat olunca tabi avukatlık mesleği biraz değişti. O da çok üzüntü verici bir şey.

“DEVLETİN TEMELİ ADALETTİR”

‘Adalet Mülkün Temelidir’ yazar hani böyle mahkemelerde. O sözü biz Atatürk'e ait zannederdik. Meğerse ben araştırdım o söz Hz Ömer'e aitmiş. Şimdi mülkü gayrimenkul olarak anlıyorlar. Mülk Arapça bir tabir. Devlet, saltanat, egemenlik anlamında kullanılıyor. Yani devletin temeli adalettir. Adaletin olmadığı yerde devlet de egemenlik de olmaz. Tabi şimdi biraz sarsıntılar geçiriyoruz, üzülüyoruz ama yine zaman içinde düzelir her şey. Artık hiç ümitsiz olmayalım. Gelecek güzel günler bizi bekliyor. Şimdi ben şuna, buna da suç bulmak istemiyorum. Bütün dünyada da birçok sıkıntılar var. Dolar mevzusu var. Yani bilmiyorum neden oluyor, ne oluyor tabii ben o ekonomiyi biraz idrak edemiyorum.

“BATI BİZİ HİÇBİR ZAMAN BENİMSEMEDİ”

Türk milleti çok büyük bir devlettir. Hiçbir zaman kaybetmez. Her zaman çok iyiyiz, her zaman anılan, sevilen bir devletiz. Bakmayın şimdi birçok devlet yani Batı bizi hiçbir zaman benimsemedi. Müslümanlığı benimsemedi daha doğrusu. Hamdolsun hepsinin üstesinden geleceğiz. Hiç merak etmeyelim. Lüzumsuz şeyler oldu bir dönem. Başörtüsü için kızları almadılar okullara. Anneleri orduevlerine almadılar, çocukların törenlerine iştirak edemediler falan ama ne kadar saçma bir şeydi. Bakın düzeldi. Her parti de bunun böyle olması gerektiğini kabul etti. Yani bazı yanlışlar beraberce halledilebilir. Hepsi sağduyulu olsun, başımızdakiler de bir anlaşsınlar, güzel günlere yürüyelim.

ZEHRA NURAN KORTEL KİMDİR?

1936, İzmit doğumluyum. İlkokula İzmit'te başladım fakat sonra babamın memuriyeti dolayısıyla Ankara'ya gittim. Ankara Atatürk Kız İlkokulu’nu bitirdim. Babamı Ankara'da kaybettim. Ankara'da ikinci ortaokulu okudum. Babam vefat ettikten sonra ablam eniştemle evlendi, zaten nişanlıydı. Eniştem bana bir baba oldu ve onun İstanbul'a tayini ile biz İstanbul'a geldik. Erenköy Kız Lisesi’ni bitirdim. İstanbul Hukuk Fakültesi mezunuyum, dereceli bitirdim. Sonra 1960 yılında İzmit'te avukatlığa başladım. Avukatlığım serbest avukat olarak devam etti. Fakat bazı müesseselere de avukat oldum. Mesela Emekli Sandığı’nın falan da avukatlığını yaptım ama devamlı olarak hep serbest avukat oldum.

18 May 2022 - 21:30 -

Muhabir  Nuri Akçaharman

Son bir ayda kocaeligazetesi.com.tr sitesinde 2.317.383 gösterim gerçekleşti.


TÜM RÖPORTAJLAR GÖSTER


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.


GARSON ARANIYOR

Merkez Lokantası’nda devamlı ve part time çalışacak bay / bayan garsonlar aranıyor. Görüşmeler yüz yüze yapılacaktır.

ACİL PERSONEL ARANIYOR

Hereke ve Gebze bölgesindeki firmamızda çalışacak personeller aranmaktadır. Aranan kriterler; - Meslek liselerinin elektrik, elektronik bölümlerin...

0530 076 37 74

ELEMANLAR ARANIYOR

Başiskele’de bulunan  FSM Boru Profil firmamıza eleman aranıyor. - 10-12 kişiye kadar yemek yapabilecek,  - Geri kalan vakitlerde ofis temizliği yap...

0532 501 10 32 

TIR ŞOFÖRÜ ARIYOR

Şirketimizin şehir içi veya dışındaki şantiyelerinde görevlendirmek üzere; - Tercihen İzmit ve çevresinde ikamet eden, - C D E Sınıfı Sürücü Belge...

0534 593 91 75 GÖK-YOL İNŞAAT 

Eleman aranıyor

Profil boru sac npı npu köşebent satışı yaptığımız firmamızda depo ve sevkiyat elemanı aranmaktadır.  Yol ve yemek ücreti verilmektedir.  

0552 596 10 41 CEYSEL MAKİNA ÇELİK

ELEMANLAR ARANIYOR

- Askerlik ile ilişiği olmayan; - 18-40 yaş arası, emekli olmayan, *ÜRETİM PERSONELİ *FORKLİFT OPERATÖRÜ *TEMİZLİK PERSONELİ-BAY (Daha önce özell...

AYSEL İNŞAAT TAAH. SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ.

Büyükbaş ve küçükbaş kurbanlık satım ve kesimi

İKİZLER KURBANLIK Büyükbaş ve küçükbaş kurbanlık satım ve kesimi yapılır. Büyükbaş hayvanda hisse verilir. Satış 1 : Gündoğdu Mah. Zübeyde Hanım Ca...

0533 592 32 35 

ELEMANLAR ARANIYOR

GENEL NİTELİKLER VE İŞ TANIMI Şirketimiz Kocaeli Lastik San. A.Ş üretim bölümünde çalıştırılmak üzere aşağıda nitelikleri belirtilen üretim işçisi ad...

KOLSAN

DERİNCE’DE SATILIK DAİRE

Derince Sırrı Paşa Mahallesi Öğretmenler Caddesi İrfan Sokak’ta 5 yaşında binanın 3. katındaki  çatı dubleks, Krediye uygun 3+1, brüt 175 metrekare  K...

0537 297 46 20

HURDA GAZETE SATILIR

Hurda (eski gazete) gazete satılır. Kilo fiyatı : 8 TL

0262 323 39 17

Anket Bu yaz tatilinizi nerede yapacaksınız?