Gizle

Recep Pehlivan: Aile hekimleri ağır yükten bunaldı!..

Kocaeli Aile Hekimleri Derneği eski Başkanı Recep Pehlivan, hekimlerin yaşadığı sorunları gazetemizle paylaştı.

Haber albümü için resme tıklayın

Aile hekimleri asli görevlerinin dışında pek çok işle ilgileniyor. Sürekli genelgelerle iş gücü artırılan aile hekimleri asli vazifelerinden uzaklaşmış durumda. Aile hekimleri şu an sadece bulundukları mahallede poliklinik hizmeti veriyor. Buna rağmen hastanelerdeki yoğunlukta ise herhangi bir azalma yok. Aile hekimlerinin sorunlarını Alikahya Aile Sağlık Merkezi doktorlarından, Kocaeli Aile Hekimleri Derneği eski Başkanı Recep Pehlivan ile konuştuk. Pehlivan, kamuoyunda pek gündeme gelmeyen sorunlarını gazetemize anlattı.

Aile hekimlerinin asıl görevleri nelerdir?

Bizim asli görevimiz, gebelik takibi, bebek takibi, kanser taramaları, aşı takipleri, yaşlı takiplerimiz, kronik hasta takipleridir. Esas yapmamız gereken işler bunlar, ama bu görevlerin üzerine sürekli yenileri eklendi. Çalışma yükümüz çok arttı. Artık asli görevlerimizi yapamaz duruma geldik. Sevk zinciri sistemi ise başlamadan bitti.

“POLİKLİNİK HİZMETİ”

Poliklinik hizmeti nedeniyle boş vaktimiz kalmıyor. Sabahtan akşama kadar poliklinik hizmeti veriyoruz. En azından günde 2 saat polikliniğe bakıp, kalan zamanımızda asli görevimizi yapsak çok daha sağlıklı bir çalışma ortamımız olabilir. Sağlık taramalarına vakit ayırabilir ve hastalıkları çok erken evrede yakalayabiliriz.

“GÖREVİMİZİ YAPARSAK…”

Fakat sürekli poliklinik işi ile uğraşıyoruz. Bizim görevimiz koruyucu sağlık hizmeti. Kronik hastalıkların sayısının azalması, sağlıklı nesillerin yetişmesi, yatalak hastalara sağlık hizmeti gitmesi tamamen aile hekimleriyle alakalı bir durum… Ben bir şeker hastasına oturup eğitim vermeliyim, diyetini düzenlemeliyim. Kronik bir hastaya en az 30 ile 45 dakika ayırabilmem lazım. Fakat biz buna fırsat bulamıyoruz. Biz eski sağlık ocağı sistemiyle gidiyoruz.

“ASKERLİK YOKLAMASINI ASM’LER YAPIYOR”

Aile sağlık merkezlerine verilen iş yükü her gecen gün artıyor. İşe giriş raporu, ehliyet raporu derken askerlik yoklaması da ASM’lere verildi. Bir askerlik yoklaması 40 dakikada ancak yapılabiliyor.

“50’DEN FAZLA YENİ GÖREV VERİLDİ”

Ruh sağlığı takipleri, askeri yoklamalar, adli defin işlemleri, ehliyet raporu gibi pek çok iş bizim sorumluluk alanımıza girdi. Bir askerin yoklamasını bilgisayar ortamında 45 dakikadan önce yapılamıyor. İşe giriş raporlarını da hazırlıyoruz. Siz birinci basamak sağlık kurumusunuz, ilk hastayı siz görüyorsunuz diyerek bize sürekli yeni görevler yüklüyorlar. Ruh sağlığı kontrolü ya da bulaşıcı hastalıkla ilgili bir şeyler çıkabiliyor…

Bu kadar yaşanan sorun ve çalışma durumu aile hekimlerine nasıl yansıyor? Hekimlerde nasıl etkiler ortaya çıkıyor?

Bitmek bilmeyen istekler ve genelgeler, ASM’lerin işleyişi, yaşanan olumsuzluklar, hasta ve hasta yakınlarının uygunsuz istekleri aile hekimlerini erken yıpratıyor. Aile hekimleri çok ciddi bir tükenmişlik sendromuna yakalandı. Hekimlerimizin çoğu severek işini yapamıyor. Bunun nedeni de asli görevlerinden uzaklaşmış olmaları.

Bizim okul çağındaki çocuklara tarama yapmamız gerekiyor. Bu taramalarla genç yaşta pek çok hastalığı yakalıyorsunuz. Bütün çocukları 1 ayda muayyene etmemiz isteniyor. Benim bir çocuğa ayıracağım vakit sadece 30 dakika. 1 yıla yaymam gereken işi bir ayda bitirmemiz istenebiliyor. Aile hekimimin imzasını basite alıyorlar.

Hasta ve hasta yakınları ile ilgili yaşanan eksiklikler ya da sorunlar nelerdir?

Aileler artık aşı reddi yapıyor. Çocuğuna vurdurması gereken aşıyı vurdurmak istemiyor. Bir hayvana şap aşısı vurulmadığında sahibine ceza kesilirken insan sağlığı konusu gündeme gelince durum ciddiye alınmıyor. Bu da bulaşıcı hastalıkların yeniden hortlamasına çanak tutuyor.

hekim-1533988810.jpg

“AŞI REDDİ BAŞLADI”

Korkunç derecede aşı reddi yaşanıyor. Birilerinin etkisiyle insanlar çocuklarına aşı yaptırmıyor. Sebebini soruyoruz “onun içerisinde çinko varmış, kurşun varmış, çocuğu zehirliyormuş” diyorlar. Böyle giderse kızamıklı çocuklarımız olacak. Bu bulaşıcı bir hastalık... Onca emek boşa gidecek.

“CEZAYI BİZE KESİYORLAR”

Bizde performans puanları var. Aşı yaptırmayan kişiler olursa bizden maaş kesiliyor. Gelen hastayı ikna etmeye çalışıyoruz. Ancak hastaya hiçbir sorumluluk yüklemeyen devlet, bir hayvanını şap aşısını yaptırmayan rençpere cezasını kesiyor. Aşı yaptırmazsan diğer hayvanların güvenliğini tehlikeye sokarsın diyor. Aynı durum insanlar için uygulanmıyor. Bunun cezası da biz aile hekimlerine kesiliyor.

“BİZİ DE DİNLEMELERİ GEREK”

Hükümet iyi niyetle sürekli yeni yönetmelikler çıkartıyor, ancak sahanın sesini dinlemiyor. Yani hekimlerin görüşünü almıyor. Aksaklıkların nedenlerini sormuyorlar. Biz asli görevimizi yapamaz olduk ve bunun altında eziliyoruz. Artan iş yükümüz var. Her şeyi birinci basamak halledecek denmemeli.

Özellikle hastanelerde birçok şiddet olayı yaşanıyor. Bu durumun aile hekimlerine yansıması nasıl?

Bizim en önemli sorunlarımızın başında, hekime şiddet geliyor. Aile hekimlerinin içerisinde her iki hekimden biri şiddete maruz kalıyor. Kimi zaman fiziksel kimi zaman ise sözle şiddet yaşayabiliyoruz. Şu anda bu merkezde dört doktor görevdeyiz, ancak tek çalışan doktorlarımız da var. Kapıda ne güvenlik var, ne tedbir. İçeri girenin ne düşüncede olduğunu bilemiyorsun. Haliyle bu durum tedirginliğe sebep olabiliyor.

“ŞİDDETİN KAYNAĞI USULSÜZ İSTEKLER”

Hekimlere yapılan sözle ve fiziki şiddetin tek nedeni usulsüz isteklerdir. Vatandaş gelip ehliyet raporu istiyor. Bizim mevzuatımızda nasıl rapor verilmesi gerektiği, ne tür muayenelerin yapılması gerektiği açıkça yazıyor. Bu usule göre hareket ettiğimizde kontrolleri ASM’lerdeki imkanlarla yapma şansımız yok, haliyle bir üst merkeze gönderiyoruz. Mesela görme alanı testini bizim ASM’de yapma şansımız bulunmuyor. O cihaz bizde yok. Fakat hastaneye yönlendirdiğimizde vatandaşla karşı karşıya kalıyoruz. Bizim zaten direk bu belgeyi verme şansımız yok. Hekim başım ağarmasın, bir şiddete maruz kalmayayım diye rapor vermek zorunda kalıyor. Usulsüzlükten dolayı sağlıkta şiddete maruz kalıyoruz.

“USULSÜZ İSTEKLER BİTMİYOR”

Usulsüzce spor muayyene raporları isteniyor. Versen sıkıntı, vermesen tartışma çıkıyor. Öğrenciler de “Okula gitmedim, bana bir günlük rapor verin” diyor. Sınavı kaçıran öğrenci velisiyle gelip rapor talep ediyor. Vatandaş rahatsızlanınca internetteki yazılanlara bakıyor, kendisini muayene ediyor.

Benzer bir hastalığı atlatan komşusunu dinleyip onun yaptırdığı tahlilleri yaptırmak istiyor. ASM’lere gelip kan tahlili istiyor, “Bunu kim talep etti” diye sorduğumuzda “Komşum hastayken bunları yaptırmış, ben de yaptırmak istiyorum” diyor. Fıkralara konu olacak birçok şey yaşıyoruz. Vatandaş bizden daha fazla doktor haline geldi. İnternette okuyup doktorlardan anlamsız işlemler talep ediyorlar. Muayene olmadan direk kan sayımına baktırmak isteyenler bile çıkıyor. İnsanlar artık muayene olmaya bile yanaşmıyor…

“HEM İŞVEREN HEM MUHASEBECİ HEM DOKTOR HEM DE HADEME”

Yaptığınız açıklamanızda hekimlik dışında asli işiniz olmadığınız halde yapmakla yükümlü olduğunuz işlerin olduğunu söylediniz. Bu konuyu biraz açar mısınız?

Biz sadece doktorluk yapmıyoruz. Bu aile sağlığı merkezinde muhasebecilik yapıyoruz… İşvereniz, işletmecilik yapıyoruz… Bozulan bilgisayarı da biz tamir ediyoruz, biten lambayı da biz değiştiririz. Denetlemelerde hiçbir şey eksik olmamalı. Hekimler bu durumdan çok dertli ve ciddi anlamda bunaldılar. Sebep iş yoğunluğu değil, gereksiz iş gücü yüklenmesi. Hatırlarsınız bir zamanlar acillerde bize nöbet vereceklerdi, eylem yapmasak hastanelerde de nöbet tutturacaklardı.

“EN AZ 500 DOKTOR ALINMALI”

Şuan 3 bin 500-4 bin hastaya 1 doktor bakıyor ve kentimizdeki aile hekimi sayısı 516. Doktor başına düşen hasta sayısının 2 binlere çekilmesi gerekiyor ki, bu da en az 500 doktorun işe alınması demek. Kocaeli’de de bu sayı kadar aile hekimi istihdam edilmeli. Tabi bu yapılırken de ödeneklerimizde bir azalma olmamalı. Çünkü olursa hizmet kalitemiz düşer. Aile hekimlikleri sağlık ocağı mantalitesinden uzaklaşmalı.

“ÖNCE FIRSAT VERSİNLER SONRA HESAP SORSUNLAR”

Mesela Kocaeli’de kanser tarama oranları düşük çıktı, hemen aile hekimleri yatıyor deniyor. Bana her gün saat 3-5 arasında kronik hastalıklara zaman ayır, aynı zamanda takiplerine bak, hasta kabul etme” desinler o zaman gel hesabını sor. Ama 08.30’dan 17.30’a kadar hasta bakacaksın dersen ben görevimi yapamam. Yatalak hastam var, onun ayağına gitmem lazım, ama bunu bile yapamıyorsun.

“TÜM HASTALARIMI TANIYORUM”

8 yıldır bu odada çalışıyorum. 4 bin tane hastam var, poliklinik yaparken hastamın ismi ekranımda yandığında onun kim olduğunu, ne ilaçlar kullandığını artık ezberledim. Aslında ASM sistemi çok güzel bir sistem. Bu çalışma başarılı oldu, ama ekstralarıyla iş oturdu. İş gücünü stabil tutsalar çok daha sağlıklı bir topluma kavuşacağımıza inanıyorum.

“DOKTORLAR KAÇIYOR”

İş yüküne dayanamayan doktorlar kaçmaya başladı. Son dönemde inanılmaz bir kaçış var. Az önce saydığımız nedenlerden dolayı kentimizdeki doktorların 60-70’i aile hekimliğini bıraktı. Bizim için bu ciddi bir oran. Gidiş sebepleri maddiyat değil. İl değiştiren oluyor, aile hekimliğini bırakıp iş yeri hekimliğine geçenler var, Ya da özel hastaneye gidenler veya TUS’a çalışıp başka bir yere gitmeye çalışıyor.

Hastalardan size gelen en sıkıntılı talepler nelerdir?

Bu önemli bir sorun aslında. Kutu kutu ilaç isteyenler oluyor. Ben burada devleti düşünmek zorundayım. Herkese kutu kutu ilaç yazamam. Ayrıca bizim yaptığımız görevler arasında silah ruhsatı vermek bile var. Silah ruhsatı almak isteyen kişi bize gelip rapor istiyor. “Daha donanımlı bir yerde rapor yapılmalı” dediğimizde, “Bir imza atacaksın kolun mu yorulur” gibi tepkiler alıyoruz. Biz hekimlikten, hasta muayene etmekten yorulmuyoruz. Bizi yoran usulsüzlüklerdir. Ben devleti düşünmek zorundayım.

Bir de acelecilik olayı var. İnsanlar bankalara gidince belki saatlerce bekler. Ama bizde 5 dakikada işleri bitecek. Bu acelecilik yüzünden işimizi yapamıyoruz. Onun da baskısı üzerimizde oluşuyor haliyle. Bu gidişle normal hekimlik durumundan daha da uzaklaşacağız. Bu gidişat iyi sonuç vermeyecek. Bu hususta değişiklikler yapılması lazım, fakat bu değişiklikler yapılırken çalışanların dinlenmesi lazım.

İLÇE İLÇE AİLE HEKİM SAYISI

İLÇE          ASM SAYISI       HEKİM SAYISI

Başiskele         10                               29

Çayırova          8                                 31

Darıca             12                               48

Derince           13                               43

Dilovası           3                                 13

Gebze             26                               97

Gölcük            16                               45

İzmit                35                               99

Kandıra            4                                 14

Karamürsel      4                                 17

Kartepe           15                               35

Körfez             15                               45

TOPLAM   161                       516

11 Ağustos 2018 -

Muhabir Bülent Ekinci


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Ekmeğe yapılması planlanan zammı nasıl değerlendiriyorsunuz?