Reklamı Kapat

“Fizik tedavi merkezi çok kârlı bir iş olur”

Gazetemizi makamında ağırlayan Başiskele Belediye Başkanı Yasin Özlü,  ilçelerinde bulunan termal suyun çok kaliteli olduğunu söyleyerek yatırımcılara seslendi. Özlü, “Bu bölgeye fizik tedavi merkezi kurmak çok kârlı bir yatırım olur” dedi

Büyütmek için resme tıklayın

Gazetemiz başyazarı Tanzer Ünal, genel müdürümüz Erkan Ünal, yazı işleri müdürümüz Mesut Akbulut ve haber müdürümüz Bülent Ekinci’yi makamında ağırlayan Başiskele Belediye Başkanı Yasin Özlü, çok özel açıklamalarda bulundu. Konuşması sırasında özellikle ekonomik koşulları değerlendiren Özlü, gelecek yaza kadar rutin hizmetlerin yapılıp, planlamaların tamamlanacağını dile getirdi.

FİZİK TEDAVİ MERKEZİ!

İlçenin turizm konusundaki en önemli avantajlarından biri olarak gösterilen termal kaynaklarının da değerlendirilmesi hakkındaki görüşlerini paylaşan Özlü, “Suyun sıcaklığı 56-57 derece. Biz İstanbul’a yakın bir şehiriz ve bunun avantajını kullanmalıyız. Bu havzada 30 milyon insan yaşıyor. 3 milyonunun fizik tedaviye ihtiyacı olduğunu düşündüğümüzde, bu rakamın yüzde 10’una bile hizmet verebilecek bir tesis kurulursa, kârlı bir yatırım yapılmış olur” açıklamasında bulundu.

Aradan üç ay geçti, yeni görevinize alıştınız mı? 

Yavaş yavaş yönetmeye başlıyoruz. İlk bir ay, bir buçuk ay oldukça yorulduk. Hem seçim sonrasıydı hem de insanın beslenme alışkanlığından yaşam tarzına kadar her şeyi değişiyor. Bu durum da vücudu yoruyor. Zamanla insan ona da alışıyor. Şimdi daha çok koşturacağız.

İlçe olarak en önemli sorununuz nedir? 

Yönetilemeyecek bir sorunumuz yok. Daha planlı bir bölgeyiz. Türkiye’nin genel, ekonomik koşulları nasılsa burası da öyle. Belediye canlı bir organizasyon, biri inşaat yapacak, diğeri başka bir şey yapacak, bir başkası iş yeri açacak, ben ruhsat vereceğim. Bu ekonomik sistemin içerisinden beslenen bir yapı. 

“İMAR GEÇMİŞLE KIYASLANAMAYACAK DURUMDA”

Sistemimizi toparlayıp ona göre tedbirler alıyoruz. Herkesin yaptığı gibi küçülmeye gidiliyor. İmar yönünden hareketli bir bölgeydi. Ancak şimdi geçmişle kıyaslanamayacak kadar azaldı. 23 Haziran sonrasında yavaş yavaş bir kıpırdama başladı. Tahmin ediyorum ki önümüzdeki yaza doğru işler daha da yoluna girer. Bunun sonu yok, insanlar bir gün parasını harcamaya başlayacak, yatırıp yapmaya başlayacak. Bu durumu fırsata çevirmek önemli…

“BOLLUK VE DARLIĞI GÖRMÜŞ OLDUK”

Ekonomik anlamda yaşanılan sıkıntılar nedeniyle ilk dönem zorlanıyoruz, ama bir anlamda şöyle bir fırsat oluşturuyor; “Bolluk ve darlık” dönemini görebiliyorsunuz. Evde de böyledir aslında. Bolluk döneminde evdeki eşyayı değiştirirsin, darlık gelince de acil olmayan ihtiyaçlarını ertelersin. Para harcama, kaynak kullanma alışkanlıklarımızı değiştiririz.

Mesela şöyle bir örnek vereyim; Vezirçiftliği’nde bir spor tesisi yapmak istiyorum. Sözüm var çünkü. 4 bin metrekare bir yerimiz var. Şunu düşünüyorum, bu bana kaça mal olur. Diyelim ki 1 milyonluk bir iş. 2 yıl önce “Hemen yapalım” dediğimiz bir miktardı bu. Şimdi ne yapıyoruz, bir girişimci buluyoruz. Voleybol, basketbol ve çocuk parkını sen yap, halı sahayı da sen işlet. İhalemizi buna göre yapıyoruz. Böylelikle ekonomik sıkıntıların yaşandığı dönemde bir şekilde kaynak üretiyoruz.

 Türkiye’nin en çok konuşulan konusu ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durum. Bu konuyu siz de değerlendirir misiniz?

Kapitalist sistem zaman zaman ayıklama yapıyor. Elek koyuyor, elekten döküleni ayıklayıp atıyor. Maalesef dünyanın kurgusu bu… Ekonomi böyle bir şey… Almanya’da ve Amerika’da bile bunlar yaşanıyor. 7-8 sene büyüyor, sonrasında durağan zamana geçiyor.

“ÖNÜMÜZDEKİ SENE YOĞUNLUK BAŞLAR”

Ama gelecek yıl yaz aylarına kendimizi hazırlıyoruz ve yoğun bir tempo içerisine gireceğiz. Bir yıllık dönemde, temizlik, bakım, onarım gibi rutin işler yapılacak, yeni dönemin planlanması olacak. Aslında hep böyle olur zaten. Ekonomik sorun olmasa da bu böyle yapıyor. Bir bakılır duruma ve sonrasında ona göre hareket edilir.

Termal kaynaklarınız bulunuyor, bir termal tesis çalışmanız var mı?

Yeniköy’de bir kaynağımız bulunuyor. Termal turizmi o bölgede geliştirilebilir, ama orada mülkiyet sorunu yaşanıyor. Bizim 7 dönüm, hazinenin 16 dönüm yeri var. Diğerleri hep 500 metrekare, bin metrekare, 2 bin metrekare arsalar. Buraları toplayıp orada iş yapmak zor… Belki ileride bir rezerv daha çıkarttığımızda oradaki alanı kullanıp, günübirlik tesis, bir tane otel düşünülebilir. Ama bizim bir rezerv alanı oluşturup daha ucuz maliyetlerle bir şeyler yapmamız lazım.

“SUYU TAŞIYABİLİRİZ”

Suyu başka yere taşımak daha ucuza gelebilir bize. Yatırım maliyetlerinin en büyük payını arsa fiyatları oluşturduğunda, yatırımcı bundan kaçıyor. Yatırımın dönüş süresi otomatikman uzuyor. Yeniköy’ün az aşağısı konut arazisi, Sonrası sanayi arazisi. Haliyle toprak pahalı… Bir otel yapmak için en az 20 bin metrekare arsa lazım. Böyle olunca suyu, arsa maliyeti daha az olan başka bir yere taşımak gerekiyor. Bu su birkaç km taşınabiliyor. Zaten belediyenin işletmecilik yapması doğru değil, biz bu konunun önünü açarak işletmelere su satmalıyız. Geliri öyle elde etmek gerekiyor.

Termal kaynağının kalitesi nedir?

Suyun hakları belli bir süre bizde. Bizim su 56-57 derece. Çıplak elle tutamazsınız. Soğutma yapmadan kullanamazsınız. Kullanıcının sisteme almadan önce soğutma havuzuna almalı. Çevre otellere su verilebilir.

“KÂRLI BİR YATIRIM OLUR”

İstanbul’a çok yakınız. İnsanlar Afyon’a, termal tedaviye gidiyor. Bu havzada 30 milyon insan yaşıyor. 3 milyon fizik tedavi hastası olsa ve yüzde 10’unu alsanız zaten size yeter. Fizik Tedavi Merkezi gibi bir yatırım yapılırsa gayet kârlı bir yatırım olur.

“SERACILIK İÇİN DESTEK VERECEĞİM”

Seracılıkta da bu suyu kullanmak istiyoruz. Ancak yine önümüze arazilerin küçüklüğü giriyor. Ama en azından orada birkaç tane çiftçiyi teşvik edeceğiz. Sera kurulumu için destek vereceğim. Bir iki tanesini teşvik edip insanları inandırmamız gerekiyor. Geleneksel tarım yapanları destekleyeceğiz. Belki kışın Yeniköy domatesi yiyebiliriz.

Başiskelelilik kültürü gelişmeye başladı mı? Ulaşım sorunu yaşanıyor mu?

Geçmişe göre ulaşım konusu daha iyi. 699 numaralı şehir içi hattımız var. Yeterli mi, değil. Ama en azından bir adım attık. Bu bir zaman meselesi... Ulaşım konusu yavaş yavaş oturuyor. Sonuçta burası 5 beldeden oluşan yeni bir ilçe. Halen ilçe kültürü tam oluşmadı. Bir 10 yıl daha bu sorun olacak. Şehirleşmeyle birlikte mahalleler birbirine yaklaştıkça ilçe kültürü oluşacak. Burada tam anlamıyla Başiskelelilik bilincinin oluşması 20 yıl sürer. Burası gelişirken dokusunun da bozulmasını istemiyorum. Mahalle kültürünün bazı yerlerde devam etmesini isterim.

İlginç isteklerde bulunanlar oluyor mu?

Geçen gün kapımda bir vatandaş vardı. İndim aşağıya, derdi ne diye. Hayli içmiş vatandaşımız. Gece 01.30’da kafaya takmış, parkın ışıkları niye yanmıyor diye, bana gelmiş.

13 Temmuz 2019 -


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

02

Reyz - 2. dönemini göremez secimden önce gelip insanların sorunlarına isteklerine olur yapabilirz haklısınız deyip secimden sonra makam odasında "olmaz ben yapamam" demek köprüyü gecene kadar ayıya dayı demek gibi bişey borç benim borcum degil ben vatandasım senden önceki 109 milyon borcu nereye bırakmıs?

Yanıtla . 5Beğen . 2Beğenme 14 Temmuz 16:22
01

Ersoy Kandemir - Sen belediyelerin içişleri bakanlığına bağlı olduğunu biliyorsun di mi,karlı yatırımları düşünmemelidir belediye vatandaşa sağlık Sağlık Bakanlığının işi sana ne,sen kar etmeyi dişüneceğine aldığın batık gemiyi karaya otutrmaya çalış yoksa yakında gemiyi parçalayacaksın malum dümeni parçalanmış kıç tarafından su alıyor zaten yakında nalları havaya doğru dikmezse gemi iyidir!

Yanıtla . 5Beğen . 2Beğenme 13 Temmuz 17:13


Anket İzmit Belediyesi 190 aracı kiralamalı mı, satın mı almalı?