Şakir Süloğlu: Para olmadan ticaret yapılabilir

Kocaeli Bağımsız Denetçiler Derneği Başkanı Şakir Süloğlu, yabancı şirketlerin tekelinde olan savunma sanayisi mali denetiminin acilen millileştirilmesi gerektiğini söyledi.

Haber albümü için resme tıklayın

Kocaeli Bağımsız Denetçiler Derneği Başkanı Şakir Süloğlu ile Türk ekonomisinin mevcut durumu ve geleceğini masaya yatırdık. Kent ve ülke ekonomisi hakkında önemli tespitlerde bulunan Süloğlu, savunma sanayi şirketlerinin yabancılar tarafından denetlenmesinin milli açıdan vazgeçilmez olduğunu, Türk savunma sanayisindeki bilgilerin yabancı şirketler aracılığı ile elde edildiğini belirtti. Mustafa Kemal Atatürk’ün Balkan Atlantı ve Bağdat Paktı’nın da önemine değinen Süloğlu, ülkelerin Amerikan doları ile ticaret yapmaya mahkum olmadığını kaydetti. Süloğlu sorularımıza da samimi cevaplar verdi.

Kocaeli ekonomisinde durum ne?

Ben Kocaeli’nde mahkemeler tarafından atanan Konkordato Komiserliği yapıyorum. Neden yapıyorum, şirketler zora düşmüş iflas noktasına gelmiş mahkemeye müracaat ediyor. Ben iflas edeceğim ama size sunduğum bir çıkış yolu projem var. Bu projemle bu şirketi kurtarırım diyor. Mahkemede bu söylemi inandırıcı bulursa bizim gibi konusunda uzman kişileri atıyor. Biz bu şirketlerin denetim kayyumluğunu hatta kısmen yönetim kayyumluğunu yapıyoruz.

“SIKI DENETİM ÇARE OLUR”

Alacaklıların alacaklarını kollama, çalışanların hakkını hukukunu koruma, devlete verilecek vergi sigorta gibi sorumlulukların yerine getirilmesi, şirket ortaklarının menfaatlerinin korunması, kamu yararının gözetilmesi (istihdam vb.). Neden son yıllarda sıklıkla konkordato ilan eden firmalar duyuyoruz. Ekonomi dört dörtlük olsa bu kadar fazla firma konkordato ilan eder mi? Bu girdaptan bile çıkılabiliniyor. Sıkı bir yönetim ve denetimle şirketler bunalımdan çıkıp faaliyetlerine devam ediyor Ekonomik durgunluğa gelinmesinde bir çok faktör rol oynuyor. Mesela terör yıllardır devam eden bir sorun. Milyarlarca lira harcanıyor, harcamak zorundayız.

Türkiye ekonomik krizden nasıl çıkar?

Neler yapmak lazım. Aklıma ilk gelen şu. Mustafa Kemal Atatürk döneminde Balkan Antantı (Anlaşma)kurulmuş, Bağdat Paktı kurulmuş. Bu anlaşmaların hepsinin altında ülkenin ekonomik seviyesinin yükseltilmesi amaçlanmış. Atatürk döneminde bunlar yapılmış. Daha sonra Avrupa Birliği denilen bir yapı ortaya çıkmış. Ki bu oluşumlar 2. Dünya Savaşı sonrası yapılmış. Atatürk daha önce yapmış, bu da önemli bir nüans. D-8’in kuruluş gayesi de buydu. 8 tane gelişmekte olan ülke bir araya gelerek oluşturmuştu bu birliği.

“PARA OLMADAN TİCARET YAPILABİLİR”

Son yıllarda ekonomik manipülasyonların önüne geçilebilmesi için farklı projeler konuşuluyor. Mesela milli parayla alışveriş yapılması gibi. Bunun altında yatan temel neden ekonomi. İllaki dolarla mı iş yapılır. Amerika bu sistem ile yattığı yerden para kazanıyor. Ülkeler arasında mahsup mekanizması oluşturabilir. Hesaplaşma karşılıklı alınıp satılan mallar üzerinden yapılır, böylelikle ortada para olmadan da ticaret yapılabilir. Yani malın malla takası yapılabilir.

Uluslarası ilişkiler, ekonomiye nasıl yansıyor?

Ekonomik durgunluktan çıkmak için ekonomik işbirliği anlaşmalarının hayata geçirilmesi, ülkelerin milli paraları ile ticaret yapma veya yeni bir ortak para birimi bulmak gibi modellerin hayata geçirilmesi veya geliştirilmesi gerekiyor. Çünkü günümüzde her şey para ve transfer olduğu için, paranın da bir maliyeti var. Dünya ticaretinde güçlü olan ülkeler kendi parasını bedavaya kullandırmıyor. Bir de takip ediyor seni, kimden mal alıyorsun kime satıyorsun diye. Tabi komşu ülkelerle iyi ilişkilerin geliştirilmesi her iki ülke açısından da önemli avantajlar sağlıyor. Bugün domates patlıcan satarken  rafineri, nükleer santral, savunma sanayi ile ilgili ortaklaşa işler yapabiliyorsunuz.

“ÜRETMEDEN TÜKETİRSENİZ BİTERSİNİZ”

Üretmeden tüketen ülkelerin ekonomik krize girmeye mahkum olduğunu belirten  Süloğlu, ““Bir kere üretmeden tüketirseniz ya bitersiniz yada inanılmaz borçlanırsınız. Tüketmeden önce bir şeyi üreteceksiniz” diyor.

“Dolayısıyla üretim ekonomisine destek verilmeli. Çünkü istihdamı arttırıyorsunuz, vergi gelirleri artıyor, hakça paylaşmayı sağlıyorsunuz, yeni iş alanları ve ortaklıklar doğuyor, ülkeye huzur barış geliyor. Kısaca üretim, üretim, üretim… Her şeyi ithal ederek çözemezsiniz, ithal etmek için cebinizde para lazım, var mı cebinizde para. Bütçe açık veriyor, niçin veriyor. Sattığımızdan fazla alıyoruz da o yüzden. Peki aldığımız malın parasını nerden buluyoruz? Ya yüksek vergi ya da borçlanarak. İthal etmek için kullanılan paralar üretim ekonomisine, çiftçiye, köylüye, sanayiciye kontrollü şekilde verilse sorun ortadan kalkar, ekonomide taşlar yerine oturur.”

“DEVLET, İNŞAATA POZİTİF AYRIMCILIK YAPTI”

“Devlet, inşaat sektörüne pozitif ayrımcılık sağladı. Devlet o imkânları tarıma üretime ayrılsaydı da, gıda ürünlerini biraz daha ucuz yiyebilseydik veya ihracatımız daha fazla olsaydı, işsizliğimiz azalsaydı. Şimdi işsizlik rakamları neredeyse rekor kırıyor, üniversiteli işsiz oranı çok yüksek. Biz genç ve çalışabilen bir nüfusa sahibiz, bu bizim en büyük sermayemiz. Bizim insanımız da akıllıdır, çalışkandır.”

Denetleme faaliyetlerine nasıl bakıyorsunuz?

“Bankalar milyarlarca lira kredi veriyor. Devletin kalkınma ajansları vasıtasıyla verdiği milyonlarca liralık teşvikler var. Bu kredilerin bağımsız, üçüncü bir gözle denetlenmesi gerekiyor. Belediyeler kamu parası harcıyor. Benim bir sloganım vardır; ‘Para olan her yer denetlenmelidir’ diye. İster askeriye olsun, ister belediye,i sterse üniversite. Daha şeffaf hale gelmeliler, parayı verimli kullanmaları gerekiyor. Bağımsız denetimciler tarafından yapılan denetim kamu kaynaklarını kullanan yöneticiyi de ileride bir takım şaibeli durumlardan kurtarıyor”

Merkez bankasının faiz oynamalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Öncelikle şunu söylemek lazım. Faizi ödeyen her zaman son tüketicidir. Yani faiz ne kadar fazla ise maliyet o kadar artacak demektir. Faiz indiği zaman maliyet iner, böylelikle üretim istihdam artar,Merkez Bankası’nın aldığı faiz indirim kararını olumlu buluyorum ancak şunu söylemekten de kendimi alamıyorum.Maliye bakanlığı yeni açıklama yaptı, vergi borcu olan mükelleflerin yıllık gecikme faizini yüzde 30’a çıkarttı. Maliye Bakanlığı faizi niye düşürmüyor. Zaten işletmeler ekonomik sorunlarla boğuşuyor. Aylık 2.15 olan faiz oranı 2.50’ ye çıkarıldı. Ciddi bir çelişki söz konusu.

Ülke olarak yatırım kaynağı nasıl yaratılabilir sizce?

Kamu bankalarının yıllık karları 4.5 milyar dolar civarındaydı. Ya bu faizi bu vatandaş ödedi. Bende diyorum ki bu kamu bankalarına “Faizi neden indirmediniz”. Kamu bankaları bu kadar kar etmesi mi gerekiyor. Bir yılda elde ettiğiniz 4,5 milyar dolarla ekonomimizi finanse etsen başka hiçbir yerden para aramamıza gerek kalmazdı.

“SAVUNMA SANAYİİSİNİ YABANCILAR DENETLEMEMELİ”

Savunma sanayisinin yabancılar tarafından denetlenmesinin ülke menfaatleri açısından tehlikeli olduğunu aktaran Süloğlu, denetimlerin milli ve bağımsız denetçilere verilmesini gerektiğini vurguladı

“Savunma sanayi şirketleri bizim çok mahrem kuruluşlarımız. Bu firmaların bağımsız denetimi mutlaka yapılmalı ama milli ve yerli bağımsız denetçiler tarafından. Mesela ben 2018 Şubat ayında bir talep üzerine Cumhurbaşkanı danışmanı Adnan Tanrıverdi’ye bir rapor sundum. Bu raporda savunma sanayi şirketi olan Roketsan’ın ürettiği roketler çok önemli teknik mahrem bilgiler içeriyor. Neden yabancı bağımsız denetim firmaları bizim stratejik önem taşıyan şirketlerimizi denetliyor. Kimse bana şunu anlatmasın. ‘Efendim biz uluslar arası ticaret yapıyoruz, o firmalar diyor ki biz Amerika’da, Fransa’da, İngiltere’de, Kanada’da, İsrail’de biz bu firmalarla çalışıyoruz, siz de bu firmalarla çalışın’ Yok böyle bir şey.

“KOZMİK ODALARA GİRİYORLAR”

O zaman sen bu yabancı firmaları dinliyorsan, size S-400’ leri alma diyor o zaman almasaydın ben de sana onu söylerim. Yani Roketsan, Aselsan, TAİ, Havelsan kereste fabrikası mı? Roketsan’a bir çalışan alacaksın yedi kuşak güvenlik soruşturmasından geçiriliyor. Peki yabancı bağımsız denetim şirketlerinde çalışanlar? Görevi gereği kozmik önemde odalara defalarca girip çıkıyor. Mesleği çünkü o, verdiği rapor uluslararası rapor”

Peki denetleme nasıl millileştirilir?

“Bizde diyoruz ki ‘Milli yerli denetçiler var, 660 sayılı KHK ile kurulmuş Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu (KGK) özerk bir kurumumuz var. Bu kurumdan yetkilendirilen 17 binden fazla bağımsız denetçi arkadaşımız var. Bizi yönetenlere özellikle seslenmek istiyorum. “Hans’ın dediği kabul ediliyor da, Hasan’ın dediğinden niye şüphe ediyorsunuz. Bizim arkadaşlarımız denetim ve muhasebenin uzmanı, güvenin Hasanlara. O firmaların hazırladığı raporlarda bir çok eksiklik KGK tarafından tespit ediliyor ve idari para cezaları uyguluyor. Dolayısıyla savunma sanayi firmalarımızın denetimlerinde milli ve yerli bağımsız denetçilerin olmasında kamu yararı ve güvenliği var.İnanıyorum ki devlet büyüklerimiz o rapor doğrultusunda gerekli tedbirleri alacaktır.”

Kocaeli Bağımsız Denetçiler Derneği olarak hedeflediğiniz noktaya ulaşabildiniz mi?

Türkiye genelinde kurulan ikinci derneğiz. İlgili kurum ve kuruluşlara ilettiğimiz rapor veya öneriler dikkate alınıyor ve bununla ilgili çalışmalar başlıyor. Mesela bu önerilerimize bir örnek vermek isterim. Bağımsız denetim yapması gereken şirketlerin kriterleri bakanlar kurulu kararı ile belirleniyor. Bu şirketler her yıl denetim yaptırmak zorunda. Bir de büyük holdingler, bankalar, medya kuruluşları ise hiçbir şarta bağlanmadan her yıl bağımsız denetimi yaptırmak zorunda. 1026 şirket geçmişte bu denetimi yaptırmadı, KGK hepsine ihtar yazısı yazdı. Bizde Kocaeli Bağımsız Denetçiler Derneği olarak, bakanlar kurulu kararı ile denetim yaptırmak zorunda iken yaptırmayan şirketlerin, Ticaret sicil müdürlüklerinde hiçbir tescil işlemi yapılmasın diye öneride bulunduk.”

“ÖNERİMİZ HAYATA GEÇİRİLDİ”

“Bu önerimiz Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından 7-8 ay sonra hayata geçirildi. Naçizane benim önerimdi. Bu zorunluluk iş dünyasının da önünü açtı. Çünkü güven tesis ediyor. Banka kredi verecek, en önemli kriter bağımsız denetim raporu. Rapor olumlu ise kredi hemen sağlanıyor. Bu işleyiş iş dünyasının disipline edilmesi, kaynakların verimli kullanılması, devletin denetim görevini yerine getirmesini sağlıyor. Verdiğimiz rapora Türkiye Cumhuriyeti’nin mührünü basıp imza ediyorum. O yüzden savunma sanayi olsun, belediye şirketleri, üniversiteler yani kamu kaynaklarının kullanıldığı hemen her alanın bağımsız denetçiler tarafından denetlenmesinde mutlaka ve mutlaka kamu yararı var.”

Şakir Süloğlu kimdir?

1959 İzmit doğumlu olan Şakir Süloğlu Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi’nden mezun oldu. Daha sonra Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde yüksek lisans yaptı. Doktorasını Aston American Üniversitesi ’nde yaptı. Kapatılan Fazilet Partisi’nde il müfettişi, eski Saraybahçe Belediyesi meclis üyesi olarak görev yaptı. Bağımsız Denetçi ve İç Kontrol Uzmanı olan Şakir Süloğlu, En son Kocaeli Tıp Merkezi Hastanesi ve Poliklinik Merkezi’nin konkordato komiserliğini yapıyor. Mesleki kariyerinde zirveye yükselmeyi başaran Süloğlu, işletme alanında doktora derecesini alarak başarı grafiğini taçlandırdı. Kocaeli Pomak Kültür Derneği Başkanlığı görevini yürüten Süloğlu evli ve 2 kız çocuğu babası.

18 Ağustos 2019 -


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Anket İzmit Belediyesi 190 aracı kiralamalı mı, satın mı almalı?