Candemir: Müftülük ile ortak çalışacağız

Sorularımızı cevaplayan Kocaeli Barosu Başkanı Bahar Gültekin Candemir, başta çocuk istismarı olmak üzere, kadına şiddet konusunda da müftülük ile ortak hareket etmek istediklerini söyledi

Türkiye’nin en büyük barolarından biri olan Kocaeli Barosu’nun ilk kadın baro başkanı Bahar Gültekin Candemir ile kent ve ülke gündeminden, ülkemizdeki mevcut adalet durumuna ilişkin birçok konu hakkında konuştuk. Candemir, 1973 yılında İzmit’te dünyaya geldi. İlkokul, ortaokul ve lise hayatını İzmit’te tamamladıktan sonra Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni kazandı. Hukuk Fakültesi’nden sonra yeniden İzmit’e dönen Candemir burada stajını tamamladıktan sonra avukatlık mesleğine adım attı. 24 yıldan bu yana hukukçuluk görevini yürüten Candemir, 2018 yılından bu yana Kocaeli Barosu Başkanı olarak görev yapıyor. Candemir evli ve bir kız çocuğu sahibi.

İlimizdeki adli vakalarda artış gözleniyor bu konuya ne diyorsunuz?

Ben gerek baro başkanlığı dönemimde gerek önceki deneyimlerimden yola çıkarak Kocaeli’de vakaların günden güne artış gösterdiğini görüyorum. Bunun sebebi sosyoekonomik durumlar ve eğitime ihtiyacımızın olmasıdır. Öncelikle adliyeye intikal eden şiddet olaylarında ve ekonomik temeli suçlarda ciddi bir artış var. Toplumsal huzur ve barışa ne kadar ihtiyacımız olduğu ortaya çıkıyor. Yargı mekanizmasının işleyişi çok önemli. Trafikte dahi küfürleşmeler kavgalar çok talihsiz sonuçlarla karşımıza çıkıyor. Dilimizin de hakaretten, küfürden bu söylemsel şiddetten derhal arınması gerek. Ama medyada dahil topluma sürekli olarak şiddet aşılanıyor ve şiddet bir kendini ifade şekli olarak kabul görüyor ki bu çok üzücü ve endişe verisi bir hal.

“YARGIYA SİYASALLAŞMAMALIDIR”

“Bu ülkede yargı zarar görürse, dolaylı olarak yasama ve yürütme de zarar görür. Bu ülkede kumpas davaları nedeniyle netice itibariyle uydurulmuş delillerle hayatları derdest edilen, hayatlarına son veren insanlar oldu. Bu yapılan hatalar tekrar edilmemeli. Yönetenlerin de yönetilenlerin de adalete ihtiyacı var. Yargı bağımsızdır ve bağımsız kalmalıdır. Öncelikle delilden şüpheliye ulaşmak gerekir, şüpheliden delile ulaşmaya çalışmak modern hukukun kabul etmediği bir yöntemdir. Sokaktaki herhangi bir vatandaşla, sosyoekonomik durumu ne olursa olsun, ülkeyi yöneten bürokrat da milletvekili de olabilir, vatandaş herkesin hukuk karşısında eşit şartlarda davranıldığını görürse adalete güveni tam olur. Biz bunu sağlamak zorundayız.”

Kadın cinayetleri konusundaki çalışmalarınız neler?

Kadın cinayetleri konusunda Kocaeli Barosu olarak ilimizde ve ülkemizde tavrımız nettir. 1994 yılında Kadın ve Çocuk Hakları Komisyonu’muz kuruldu. Bu kuruculardan bir tanesi de Avukat Serpil Özok’tu. 1996 yılında Türkiye’deki ilk Alo Şiddet Hattı Kocaeli Barosunda kuruldu. Bugün de çok kıymetli meslektaşlarım kadın hakları merkezinde görev yapıyor. Biz baro olarak sivil toplum örgütleriyle her zaman dirsek teması halindeyiz, çalışmalar yapıyoruz, çağrıda bulunuyoruz. Baro olarak mahallelere ailelere giderek şiddetin oluşmaması adına eğitimler veriyoruz. Ama şiddeti önlemenin yolu şiddet vakası olduktan sonra açıklama yapmaktan değil buna köklü ve aktif politikalar üretmekten geçer. Salonlarda seminerler yapmakla şiddet önlenmez. Kocaeli Valiliği ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı İl Müdürlüğü’yle ortak çalışmalarımız oldu olmaya da devam edecek. Toplumun her kesimini şiddetle mücadeleye davet ediyoruz.

“MÜFTÜLÜKTEN DE YARDIM İSTEYECEĞİZ”

“Geçtiğimiz yıllarda ensestle ilgili çok fazla dosyamız var ve bunlar sadece bilinenler. Rakamsal veri paylaşamam ama var olan rakamlar maalesef ki sadece bildiklerimiz. Üniversite ve Çocuk Hakları Merkezi’nin beraber hazırladığı bir rapor var ve bu raporda belirtilen önlem politikaları da var. Bu ensest konusundan ciddi anlamda rahatsızım ve çok mutsuzum. Çocukların bu tür eylemlere maruz kalması toplumumuzu ve beni derinden yaralıyor. Çocuklar iyi bir çevrede yaşama hakkına, eğitim göreme, oyun oynama, mutlu olma ve hayal kurma hakkına sahip olmalıyken böyle kabul edilemez eylemlere maruz kalıyor ve hayatları karartılıyor. Biz onların haklarını korumak zorundayız. Eğitim çok önemli. Diyanet İşleri’nin de bize yardım etmesi gerekiyor. Baro olarak Müftülük’ten de yardım isteyeceğiz. Baro olarak, toplumsal barışı bozan   her tür kabul edilemez eylemlerin karşısındayız, mücadelemiz devam edecek.”

Kocaeli’yle alakalı hangi projeleriniz var?

Kocaeli Barosu olarak vatandaşlarımıza hukuki haklarını kendilerine öğretmek amaçlı geçtiğimiz yıllarda yaptığımız ve yineleyeceğimiz bir hukuk okur yazarlığı çalışmamız var. Okullara, mahallelere giderek vatandaşlarımızı haklarından haberdar ettik. Bu çalışmalarımız devam ediyor.Bunun dışında geçtiğimiz günlerde tanıtımını yaptığımız, Kocaeli Valiliği’yle beraber ve Soroptimist Derneği ile  birlikte çocuk gelinlerle ve çocuk yaşta evlilikle mücadele konulu bir projenin içindeyiz. Kadın dernekleri ve sivil toplum örgütleriyle bir araya gelerek ürettiğimiz politikaları görüştük, görüşüyoruz.

“NAFAKADA SÜRE KAVRAMINI UYGUN BULMUYORUM”

“Nafaka ile ilgili yasamızın gayet yeterli olduğunu, bu konuda bir sıkıntımız olmadığını düşünüyorum. Biz hukuk kurumuyuz, bu konuda yapılması gerekenin yasamızda şu an net olduğunu düşünüyorum. Birkaç spesifik örnek nedeniyle süreyle ilgili bir sınırlandırma yapılmaması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü örnekler istisnai örnekler. Belli bir azınlığın durumu kötüye kullanmasının genelin menfaatini yok saymaması gerekir diye düşünüyorum. Bu ülkede zaten kadın olmak çok zor, bir de kadınların elde etmiş oldukları hakların yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalması da başlı başına bir haksızlık, bu nedenle süre kavramını uygun bulmuyorum. Bunun yanı sıra erkeğin de nafaka alma hakkı var sadece kadının nafaka alma hakkı yok. Bu konuda eşitlik var kaygı duyulmasına gerek yok. Hak eden ve hukuki koşulları sağlayan erkekler de ülkemizde nafaka alabiliyor”

“EN ETKİLENDİĞİM DAVALAR ÇOCUK İSTİSMARI”

Şu ana kadar zorluk yaşadığınız davalar oldu mu?

Benim meslek hayatıma başladığımda, öncelikle Kocaeli Sosyal Güvenlik Kurumunun kurucularından Hukuk Müşaviri üstadım Oğuz Arın’ın yanında staj yapma imkânım oldu. Bu benim için büyük bir şans. Çünkü tecrübelerinden çok faydalandım. Mesleğe başladığımda ilkin iş hukuku ve sosyal güvenlik davalarına baktım. Ben tüm davalardan etkilenirim çünkü önce insanım. Mesleğimizin kamusal sorumluluğunun gereği olarak şiddet vakalarında katılan vekil olarak görev yaptığım çok dosya oldu. Özellikle çocuklarla ilgili istismar davalarından çok fazla etkileniyorum. Çocukların böylesine haksız bir eylemle karşı karşıya kalmaları beni çok derinden üzüyor ve rahatsız ediyor.

“İNSANLARA CİNSİYET BAZLI BAKMAYI TERK ETMELİYİZ”

Öncelikle insanlara birey gözüyle bakmalıyız. Kadınsın, erkeksin diye veya üçüncü bir cinsel tercih açısından yargılamamak gerekiyor. Bunlar insanların özel yaşam alanındadır.  Toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamalı, bireye birey gözüyle insan gözüyle bakmalıyız. Liyakat esaslı yaşamı bu ülkede hâkim hale getirmeliyiz.

Mesleğinizi yaparken duygusal davranabiliyor musunuz?

Avukatlar, toplumda adil yargılanma hakkının teminatı ve savunma hakkının yegâne temsilcisidir. İşimizi yaparken çok fazla farklı davayla karşılaşıyoruz ve davalarda duygularımız da etkileniyor. Hukukçuların duygusalyönü ağır basar. Çünkü hukuk sosyal bilimleri anasıdır. Bu yönü ağır bastığı için de hukukçular sanata yatkındır ve aramızdan çok sayıda edebiyatçı, sanatçı çıkmıştır. Sınıf arkadaşım Ece Temelkuran, müzik dünyasından tanıdığımız İlhan Şeşen gibi isimler hukukçudur Hukukçu olup da güzel sanatlarla ilgilenen çok fazla hukukçu var. Temel olarak hepimiz duygusalız.

“BU ÜLKEDE MESLEKLER İTİBARSIZLAŞTIRILIYOR”

“Duygusallık dışında işimiz tabi ki çok zor ama ülkemize daha ağır işlerde asgari ücretle çalışan insanlara nazaran bizim işimiz kaldırılabilir mahiyette diyebilirim. Bu ülkede avukat olmak çok zor, doktor olmak da çok zor basın mensubu olmak da çok zor. Zorluğu olmayan meslek yok. Bu zorlukların bir başka sebebi de yapılan işlere gerekli değerin verilmemesidir. Sadece avukatlık mesleğine değil mesleklere karşı genel anlamda bir itibarsızlaştırma politikası var. Toplumda hâkim kılınan şiddetin he türünün her mesleğe karşı yapıldığını görmek çok üzücü. Temel mevzu eğitim temelinde toplum hayatta şiddetin ortadan kaldırılması gerektiğidir.”

30 Kasım 2019 -


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

01

Nurettin ozturk - Karını döv konusunda yardım edebilir mi müftülük

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 01 Aralık 17:39


Anket Kocaeli'de en başarılı bulduğunuz milletvekili kim?