Reklamı Kapat

“Öğretmenliğin anne babalıktan farkı yok!”

Gazetemizin düzenlediği Doruktakiler 2019’da “Yılın Eğitimcisi” seçilen Tavşantepe Mahallesi Hacı Bektaş Veli Ortaokulu Müdür Yardımcısı Nilgün Ertekin, “Bana göre öğretmenliğin anne babalıktan farkı yok. Tavşantepe’de ise hayata 1-0 yenik başlayan çocuklarımızı hayata kazandırma mücadelesi veriyoruz” dedi

Yasemin Kaya
Yasemin Kaya Tüm Haberleri

Öğretmenlik mesleğine nasıl başladınız?

Ben üniversite sınavına hazırlandığım yıl babamı kaybettim. Annem okumam konusunda bana her zaman büyük destek vermiştir. Öğretmen olmamı çok isterdi, ben de onu dinleyerek tercihimi öğretmenlikten yana kullandım. Öğretmenliğin bana verdiği manevi tatmini başka hiçbir meslekte bulamazmışım gibi hissediyorum. Zor şartlarda hayata tutunmaya çalışan öğrencilerim için çalışmayı, onlar için üretmeyi, onların hafızalarında yer alacak hikâyeler yaratmayı çok seviyorum.

Öğretmenlik sizce nasıl bir meslek?

Öğretmenlik manevi tatmini yüksek bir meslek. Günümüzün büyük bir bölümü öğrencilerimizle geçiyor. İş, mutluluk verici olduğunda hayat eğlencelidir; bir görev olduğunda ise esarettir. İnsan yaptığı işle sadece hayatını kazanmaz, aynı zamanda toplum içinde “kim olduğunu” ifade eder. Biz öğretmeniz ama kimi zaman anne kimi zaman dost, kimi zaman psikolog kimi zaman da hemşireyiz. Her meslekten bir tutam var içimizde. Bu yüzden de öğretmenlik; hayata iyi yetiştirilmiş çocuklar kazandırmak mükellefi olan annelik ve babalık gibidir.

 Görev yaptığınız bölgede ne gibi sorunlarla karşılaştınız? Sorunlarınızı nasıl çözüme kavuşturuyorsunuz?

Okulumuz, bulunduğu konum bakımından çalışma şartları zor bir yer. Okul çevresinde yaşanılan olayların bizlere yansımasından dolayı zaman zaman çok zor süreçler geçiriyoruz. Okulumuzda anne ve babası hapiste olan, anne veya babası vefat etmiş ya da ayrılmış maddi bakımdan yardıma muhtaç çok sayıda öğrencimiz var. Hayata 1-0 yenik başlayan bu çocukların önce hayata tutunması, sonra akademik başarıya odaklanması gerekir. Biz öğretmenlerimizle, öğrencilerimizin hayata tutunarak mutlu olabilmesi vizyonuyla çalışıyoruz. Başarı öykülerinin hepsi bizim dezavantajlı dediğimiz öğrencilerimizden geliyor. Eğer bir un fabrikasının sahibinin oğluysanız o fabrikanın başına geçmek bir başarı değildir, ama un fabrikasında bir işçiyken o fabrikanın sahibi olursanız bir başarı hikâyesi yazmışsınızdır.

Öğretmenlik mesleği boyunca karşılaştığınız zorluklar oldu mu?

Tavşantepe için sürekli vurguladığımız şey, zor şartlarda imkânsızlıklarla yaşayan öğrencilere ilk önce hayat başarısı kazandırmak. Hayat şartları çok zor olan öğrencileri eğitmek öğretmenlerin sorumluluğunu daha da arttırıyor, bunda zorluk yaşayabiliyoruz ama tabii ki şartları ne olursa olsun her öğrenci değerlidir benim için. Bizler hazırladığımız projelerde öğrencilerimizin sadece akademik başarısına odaklanmamalıyız, öğrencinin yeteneğini de unutmamak gerek. Örneğin, TÜBİTAK Bilim Fuarı’na Romanların darbukaya yatkınlığını inceleyen bir projeyle başvurarak darbuka çalmasını seven Roman öğrencilerimizi TÜBİTAK’la buluşturmayı hedefledik. Öğrencilerin ilgisi olan alanlarda sosyal ve akademik başarı oranı daha yüksek oluyor çünkü severek çalışıyor. Ben her öğrencinin yeteneği ve ilgisi doğrultusunda başarısını sergileyebileceğini düşünüyorum.

“HAYAT BİZE LİMON VERDİ, BİZ LİMONATAYA ÇEVİRİYORUZ”

Mesleğinizde unutamadığınız anlar oldu mu?

Mesleğe ilk başladığım günden bugüne elbette unutamadığım anılarım oldu. Mesela anne babası ayrı olan bir öğrencimizin babası, annesinin çocuğu görmesini istemiyor ve görüştürmüyormuş. Biz polis eşliğinde gerekli tedbirleri alarak annesini çocuğuna kavuşturduk. Tüm öğretmenler o an ağlamıştık. Bundan çok etkilenmiştim. Bu gibi durumlarda taşın altına elini koyarak bir anne ve çocuğu kavuşturmak, onların o kavuşma anına tanık olmak anlatılmaz bir duygu. Kanuni hiçbir sıkıntı olmadığı halde bir çocuğun annesini görememesi çok acı. Bir de bir öğrencimiz rahatsızlanmıştı, fark ettiğimizde öğrencimizi hastaneye götürdük. Veliyi arayıp çocuğun yoğun bakımda olduğunu haber verdiğimizde baba; “Ben bugün müsait değilim yarın gelirim” dediğinde şok olmuştum, çok üzülmüştüm. Bunlar unutamadığım anılarımdandır. Bu yüzden herkes öğretmen de olamaz, anne baba da olamaz diyorum. Sonuç olarak hayat bize limon verdi biz bunu limonataya çeviriyoruz. Bizim mesleğin özü bu diyebilirim.

Deneyimli ve tecrübeli bir öğretmen olarak, öğretmen olmak isteyenlere ne gibi tavsiyelerde bulunursunuz?

Öğretmenlik, sınıfta kapı kapandığında sizinle baş başa olan 30 tane öğrencinin size emanet edildiğini bilerek davranmaktır. Bu çok büyük bir sorumluluk. Ben öğretmenliğin, herkesin yapabileceği bir meslek olmadığını düşünüyorum. Hangi işi yaparsak yapalım başta sevmemiz lazım. İnsan sevmediği hiçbir işte başarılı olamaz, hiçbir şey de veremez. Öğretmenlik fedakârlıktan, hayatından ödün vermekten başka bir şey değil. Bu işin mesaisi yok. Bazen veli geç saatte bile öğretmene ulaşabiliyor. Öğretmen her şartta öğrencisinden sorumlu olabiliyor. Hangi işte çalışıyorsak çalışalım o parayı da sonuna kadar vicdanlı bir şekilde almamız gerekiyor. Aksi durumda ne mutlu olabiliriz ne de üretken olabiliriz. Öğretmen olmak isteyenlere tavsiyem eğer severek yapabileceklerine inanıyorlarsa yapmalarıdır.

Gazetemiz tarafından düzenlenen Doruktakiler 2019 organizasyonunda yılın eğitimcisi seçildiniz, bununla ilgili neler söylemek istersiniz?

Ben ödüle layık görüldüğümü duyunca çok sevindim. Aslında benim bu törenden haberim yoktu. Çok sevdiğim, saydığım babamdan ayırt etmediğim, değerli büyüğüm Okul Müdürümüz Erdoğan Davut’un bu kategoriye beni önerdiğini de çok sonradan öğrendim. Kendisi her zaman yol gösterenimdir, destekçimdir. Erdoğan Hocam’a ne kadar teşekkür etsem azdır. Ödül için de çok duygulandım, hak ediyorsam ne mutlu bana. Bu organizasyonda emeği geçen başta Kocaeli Gazetesi’nin tüm çalışanlarına, bu ödülü bana layık gören tüm herkese çok teşekkür ediyorum.

NİLGÜN ERTEKİN KİMDİR?

1980 İzmit doğumluyum. 8 yaşında bir kız evladım var. 2002 yılında Ankara Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Fen Bilimleri Öğretmenliği’nden mezun oldum. 2011 yılına kadar kurucu müdürlüğünü üstlendiğim Eğitim ve Danışmanlık Bürosu’nda çalıştıktan sonra 2014 yılında MEB bünyesinde çalışmaya başladım. Son 4 yıldır Tavşantepe Mahallesi’ndeki Hacı Bektaş Veli Ortaokulu’nda çalışıyorum. Babamdan ayırt etmediğim değerli büyüğüm okul müdürümüz sayın Erdoğan Davut'un teşvikleriyle son iki yıldır müdür yardımcılığı görevini yürütüyorum. Toplam 18 yıldır mesleğimi severek icra ediyorum. Röportaj: Yasemin KAYA

09 Ocak 2020 -

Muhabir Yasemin Kaya


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

01

Ersim - Bana bir harf öğretenin bin yıl kölesi olurum,diyen bir ümmetteniz.Sızlerin hakkı ödenmez,hayata en zor şey insanlara birşey öğretmek,kutsal bir mesleğiniz var,Allah yardımcınız olsun.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 10 Ocak 10:11


Anket Corona virüsü için alınan tedbirleri yeterli buluyor musunuz?