Reklamı Kapat

“350 yataklı hastanede yılda 1.5 milyonun üstünde hasta bakılıyor”

Gazetemizin düzenlediği Doruktakiler 2019 değerlendirmelerinde “Yılın Bürokratı” kategorisinde ödüle layık görülen Darıca Farabi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Mustafa Güneş, gazetemize özel açıklamalarda bulundu.

Yasemin Kaya
Yasemin Kaya Tüm Haberleri

Gazetemiz tarafından düzenlenen Doruktakiler 2019 organizasyonunda “Yılın Bürokratı” seçilen Darıca Farabi Eğitim Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Mustafa Güneş hekimliğin de idareciliğin de ayrı ayrı zorlukları olduğunu ifade ederek; “İdarecilik de zor bir meslek hekimlik de. İdarecilikte koltuktan güç almak değil gücünü koltuğa yansıtmak gerek. Hastane olarak 2019’da 200 bin nüfusu olan Darıca’da yaklaşık 1,5 milyon üstünde hastaya bakmışız. Gelen hastaların büyük kısmı çevre ilçeler ve İstanbul’un yakın ilçelerinden başvurmaktadırlar. Bu; 350 yataklı bir hastanenin kapasitesinin 2-3 katı üzerinde hizmet verdiğinin göstergesidir.” dedi.

Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

Ben Elazığ Karakoçan doğumluyum. Evliyim üç çocuğum var. İlk, orta ve lise öğrenimimi Elazığ’da tamamladım. Ardından Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni kazandım ve 1992’de mezun oldum. İlk görev yerim Bingöl’de hekimlik hayatım başladı. Darıca benim 4. Görev yerim, 26 yıllık hekimim.

Hekim olma kararını nasıl aldınız?

Bizim dönemimizde hekimlik bu kadar yaygın değildi. Doktor olmam konusunda ailemin beklentisi de vardı, şaka yoluyla da olsa belirtirlerdi bu da beni etkiledi. Ben aslında Kamu Yönetimi okumak da istemiştim ama Tıp Fakültesi’ni kazandım. Ben daha çok hekimlikte kariyer yapmayı düşündüm. Tıp Fakültesi’nde bir hekim daha yetiştirme duygusunun insanlık adına çok değerli olduğunu düşünüyorum. Üniversitede öğrenci yetiştirme özlemini halen unutamadım diyebilirim.

İdarecilik hayatınız nasıl başladı?

İdarecilik görevi istenmez verilir. Bize de bu görev verildi. Ben de görevi Hakkıyla icra etmeye çalışıyorum.Bu bölgede 4 yıldır idarecilik yapıyorum. Bingöl Sağlık Ocağı’nda 2 yıl ve Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nde 2 yıl olmak üzere hekimlik hayatımın toplam 8 yıllık kısmını idareci olarak geçirdim. Şu anda da başhekim olarak idari hayatım devam ediyor.

Hekimlik mi idarecilik mi?

Birilerinin idarecilik görevini ifa etmesi gerekiyor. Belirttiğim gibi bize de bu görevverildiği için yapmaya çalışıyorum. Ben idari görevimden de memnunum ama benim için öncelik hekimliktir. Tıp alanında kariyerimi devam ettirmek her zamanki hedefim olmuştu. Öğrendiğim bilgileri, deneyimleri bir öğrencime daha kazandırma isteği içimde her zaman var. En büyük mutluluk budur aslında.

“İDARECİLİK DE KOLAY DEĞİL”

İdarecilik ise planlarım arasında yoktu sonradan bakanlığımız karar almış ve ihtiyaç olduğu için göreve geldim, nasipte varmış demek ki. Bu hizmet de vatanımız için gerekiyor ben yapmasam başkası yapacak. İdarecilik de kolay değil zor bir meslek ama yine de her zaman elimden geldiği kadar en iyisini yapmaya çalışıyorum.

Mesleğinizin en güzel ve en zor yanı nedir?

Mesleğin en güzel yanı hastalarımızın güler yüzle buradan ayrıldığını görmek, onların buradan şifa ile çıkması ve onların hayır duasını almaktır. Ben buraya gelen halkımıza, ailemden biri gibi davranıyorum kimi zaman annem, babam, ağabeyim, kardeşim gibi.. Anneme nasıl davranıyorsam buraya gelen annem yaşındaki insana da annem gözüyle bakarım, kardeşim yaşında biriyse kardeşim gözüyle bakarım. İnsanlara sabırla, hoşgörüyle davranmazsak yaptığımız işlerde, insan ilişkilerinde her zaman mutsuzluk yaşarız ve bunu da yansıtırız. Gelen hastalarımızın da hastane çalışanlarına, hekimlerimize anne babalarına kardeşlerine nasıl davranıyorlarsa o şekil bir saygı, sevgi ve anlayışla yaklaşmalarının verimli olacağını düşünüyorum. Mesleğimizin en zor yanı ise üstün uğraşı verdiğimiz halde bir hastamızı kurtaramamak, vefat ettiğini görmektir, bu beni çok üzüyor. Mesleğimizin en zor yanı işte bu.

Sağlık sektöründe idareci olmak nasıl bir duygu?

Güzel ama zor bir duygu. Ben işimi severek yapmaya çalışıyorum. Bir sorun varsa başta kendime soruyorum. Nerede bir hata eksiklik var ki böyle oldu diyorum. Ben gücü koltuğumdan almıyorum. Koltuktan güç almak değil gücünü koltuğa yansıtmak gerek. Burada kimseye yönetici edasıyla yaklaşmam ben. Yeri gelince abi, baba,kardeş olacaksınız. Tüm personelimi çok seviyorum, hepsi benim için çok değerli. Buradaki hekimlerin, hemşirelerin, 1300 civarı personelin her sorumluluğu, hastanenin mali durumu her şeyi bana ait. Bunca sorumluluğu almak ve karşılığında her sorunu çözmeye çalışmak, herkesi mutlu etmeye çalışmak gerçekten çok zor bir durum. Çalışanların hak ve hukukunu gözetmek çok önemli. Personelin işinden duyduğu memnuniyeti işini severek yapması için çok önemli. Mutlu olmazsa bu doğrudan işine yansır ve buraya gelen hastalarımıza da yansır. Sonuç olarak hangi işi yaparsak yapalım önemli olan bayrağı ne kadar ileriye taşıdığımızdır.

“PERSONELİMİN GÖRÜŞLERİNE ÇOK ÖNEM VERİRİM”

Biz burada personel günleri adıyla toplantılar da yapıyoruz, görüşler, eleştiriler, önerileri de baz alıyoruz. Ben idareci olarak bir işyerinin başarısını personelin memnun olup olmamasına bağlıyorum. Bir kişi dünyanın en iyi işinin başında bile olsa onunla çalışan personeller memnun değilse o iş başarılı olmaz. Hangi iş olursa olsun ekip ruhu yoksa o işten başarı gelmez. Yöneticilik ekip işidir. Benim için personelimin görüşü çok önemlidir. Çağımız kişisel başarı çağı değil ekip başarısının ön planda olduğu bir çağdır. Ekip ruhu yoksa başarı yoktur.

“TÜRKİYE’DE İLK OLAN BİR UYGULAMA BAŞLATTIM”

Sağlık sektörüyle ilgili yaptığınız projeler var mı?

Ben 2016’da Derince Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görev yaparken “Hasta ve hasta yakınları toplantısı” adıyla Türkiye’de ilk olan bir uygulamayı başlattım. Bu uygulama Türkiye’de ilk kez Derince’de yapıldı. 2016 yılında bu toplantıları başlattım ve şuana kadar yaklaşık 103 toplantı yaptım. Böylelikle idari manada, sağlık hizmetlerinde göremediğimiz eksiklikler konusunda ve empati yapma konusunda ve iletişim konusunda mükemmel sonuçla elde ettik. Bunu ciddi manada sürdürmeye çalışacağız.

ANNE DOSTU HASTANE

Derince Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde çalıştığım dönemde hastanemiz anne dostu unvanını alan ilk Eğitim ve Araştırma hastane olmuştu. Darıca EAH de Tü4rkiyede bu ünvanı alan 5. EAH oldu. Anne dostu kavramı; anne gebelik ve doğum öncesi sonrasını kapsayan içerisinde hem kaliteyi hem de tıbbi hizmetleri barındıran güzel bir uygulama. Bunlara idarecilik dönemimde şahit olmak beni çok mutlu ediyor.

Kocaeli’deki devlet hastanelerini sağlık açısından nasıl değerlendirirsiniz?

Ben Kocaeli’deki devlet hastanelerinin sağlık konusunda çok iyi bir noktada olduğunu düşünüyorum. Tıbbi cihazlar, sağlık personelinin verimliliği ve hekimlerimizin başarısı açısından gayet iyi durumda olduğunu gözlemliyorum. Hastanelerdeki uyum açısından da gayet iyi noktadayız. İl olarak sağlık müdürümüz, başkanlarımız, başhekimlerimizle ve diğer yöneticilerimizle ekip ruhunun en güzel örneğini sunan bir ildeyiz. Böyle bir ekiple çalışmanın benim için büyük bir şans olduğunu düşünüyor ve buradan tüm ekibe teşekkürlerimi iletiyorum.

“ÖNÜMÜZDEKİ AYLARDA İKİNCİ ŞİİR KİTABIM ÇIKACAK”

İş dışında nelerle ilgileniyorsunuz?

Ben şiir okumayı ve şiir yazmayı çok seven bir insanım. Ortaokul dönemimden beri içimde var olan bir duygu bu. Zamanında roman da yazmıştım ama yayınlamak kısmet olmadı. Tabi ki şairim, edebiyatçıyım demiyorum ama içimden gelen duyguları şiir haline getirmeye çalıştım. İlk şiir kitabımı da buradayken bitirmiş ve “Gönülden Düşenler” ismiyle 2018 yılında yayınlamıştım. Yazdığım ilk şiir ise çok kıymetli eşim Filiz Hanım’a yazdığım şiirdir. Önümüzdeki aylarda da ikinci şiir kitabımı “Yorgun Mısralar” ismiyle yayınlamak istiyorum. Daha çok toplumsal, güncel konuları yansıtan şiirler yazıyorum. Bunu ticari amaçla yapmadım, yakınlarıma hatıra olsun diye şiirlerimi kitap halinde getirdim. Türk sanat müziğini de çok seviyorum. Van’da görev yaparken sanat müziğiyle ilgili eğitim aldım, güftelerim de var.

“BİR GÜNDE YAKLAŞIK 6-8 BİN HASTA BAKIYORUZ”

Hastanenize gelen hasta yoğunluğu ne durumda?

Hastanemize büyük bir yoğunluk var.Burası 350 yataklı bir hastane.Yaklaşık 200 bin nüfusu olan Darıca mesela pazartesi günü bir günde 6-8 bin civarı hastaya hizmet ediyoruz. Hastanemize kendi bölgemiz dışında, Çayırova’dan, Gebze’den, Pendik’ten, Sakarya’dan İstanbul’dan, birçok yerden gelen hastalarımız oluyor. 2019 yılında sadece 1 yıl içinde 1,5 milyon üzerinde hasta bakmışız.  Bir gündeki bu yoğunluğu baz aldığımızda, günlük hastaneye giriş yapan insan sayısı 20 binden fazla olmaktadır. Bu yüzden kapasitemizin üzerinde bir performans sergiliyoruz.

“ACİLE GELEN HASTA SAYISI 2400”

Acil kliniklerinde ise hasta sayısı 2400 civarlarında olmak üzere haftanın ilk günlerinde 8 bin civarında hastaya hizmet vermekteyiz. Bu yoğunluk ister istemez birlikte bazı sorunları getirmektedir. Yönetim olarak bu sorunların minimal seviyede tutmak için gereken çalışmaları yapmak için maksimum gayreti sarf etmekteyiz.

Hastalar ve doktorlar arasında çıkan tartışmalarla ilgili neler söylemek istersiniz, doktorların güvenliği için ne tür önlemler alınıyor?

Öncelikle söylemek istediğim şudur; doktorlar, hastalar ve hasta yakınları arasındaki iletişimin hoşgörü ve sabır kavramına dayalı olması çok önemli. Dediğim gibi ailemizden birine nasıl davranıyorsak o saygı ve sevgiyle birbirimize yaklaşmak sorunları en aza indirecektir. Tartışmalar tabi ki olabilir ama önemli olan sözlü ve fiziki anlamda kırıcı noktalara gelmeden hoşgörüyle konuşarak sorunları halletmektir. Biz burada önlem olsun diye hekimlerimizle de iletişime dayalı sorunların oluşmaması için toplantı yapıyoruz. Ciddi noktalara gelinen durumlarda da zaten durum emniyet birimlerimize intikal edebiliyor. Hastalarımızın, hasta yakınlarımızın ve doktorlarımızın karşılıklı olarak bu yaklaşımla hareket etmesinin insan ilişkileri için çok yararlı olacağını düşünüyorum.

Başhekim olmak isteyenlere neler önerirsiniz?

Ben bu göreve en iyisi olduğum için gelmedim. Bu görev bana verildiğinden en iyisini yapmak zorundayım.Bugün buradayım yarın olmayabilirim. Bu bir bayrak ve hizmet yarışı şeklinde algılanmalı. İdarecilik sevilerek yapılmalı, vatana, millete hizmeti şiar edinerek yapılmalı. İstedikten ve sevdikten sonra herkes her işi yapabilir. Sevmeden yapılan hiçbir işte başarı gelmez diye düşünüyorum. Ben ekip ruhuna inanan biriyim, ekip ruhuyla hareket edersek başarırız, başarılar ekibin ve her türlü başarısızlığın kendimden bilerek hareket ediyorum.

Gazetemizin düzenlediği Doruktakiler 2019 değerlendirmelerinde “Yılın Bürokratı” seçildiniz, bununla ilgili neler söylemek istersiniz?

Öncelikle geleneksel olan bu organizasyonu bunca yıl devam ettirdiği için Kocaeli Gazetesi’nin bu emeklerinden dolayı Kocaeli Gazetesi’nin tüm çalışanlarına teşekkür ediyorum. Kocaeli gazetesi köklü geçmişi olan, yapıcı yayınlarıyla ön planda olan değerli bir basın organımız. Bu ödül de bana sürpriz oldu. Hak ediyorsam ne mutlu bana, jüriye, biz önerenlere, oy verenlere herkese teşekkür ediyorum. Röportaj: Yasemin KAYA

 

 

 

 

20 Ocak 2020 -

Muhabir Yasemin Kaya


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.



Anket Corona virüsü için alınan tedbirleri yeterli buluyor musunuz?