Reklamı Kapat

“Mücadelede olmayan 14 başkandan biri olsaydım istifa ederdim”

Baroların ‘Savunma Yürüyor’ sloganıyla başlattığı yürüyüşe katılan Kocaeli Baro Başkanı Bahar Gültekin Candemir, yürüyüş ve yaşananlarla ilgili olarak “Ben bu mücadeleyi vermeseydim o koltukta oturmazdım. O 14 baro başkanından birisi olsaydım istifa etmem gerekirdi” dedi

Nazım Özgün Erbulan
Nazım Özgün Erbulan Tüm Haberleri

Hükümetin barolarla ilgili ‘Çoklu Baro’ sistemini içeren yasa değişikliğine tepki göstermek amacıyla Ankara’ya ‘Savunma Yürüyor’ sloganıyla yürüyüş gerçekleştiren barolarla birlikte, 19 Haziran’da yola çıkan Kocaeli Baro Başkanı Bahar Gültekin Candemir, güzergah üzerinde diğer illerin baro başkanları ile buluşarak yürüyüşüne devam etti. 22 Haziran’da Eskişehir Yolu üzerinde durdurulan yaklaşık 70 baro başkanını polis, “Valilik izni yok” diyerek Ankara’ya almazken baro başkanları ise yürüyüşe devam edeceklerini ve ardından Anıtkabir'e gideceklerini söyledi. Bunun üzerine yürüyüşe geçen grup ve polis arasında arbede yaşandı. 23 Haziran’da gelen izinle yürüyüşü tamamlayıp amaçlarına ulaşan baro başkanları kentlerine döndü.

“CEMAATİN SIZAMADIĞI TEK KURUM BAROLAR”

Baro Başkanı Bahar Gültekin Candemir bütün bu süreci ve süreçte bilinmeyen olayları gazetemize anlattı. Yürüyüşe başlama kararını anlatan Gültekin, “Taleplerimizi Adalet Bakanlığı, Kamu Denetçiliği Kurumu, siyasi parti grup başkanlarına ilettik. ‘Böyle bir yasa tasarısı istemiyoruz, bu sakıncalı, üniter devlet yapısına aykırı’ dedik. ‘Baroları parçalayamazsınız iki tane HSK olur mu? Bu olmadığına göre aynı ilde iki baro olamaz. 15 Temmuz sürecinde cemaatlerin sızamadığı tek kurum barolar. Bu sistemle yüzde 10 bile oy alsa yönetime girebiliyor. Bunlar çok sıkıntılı’ dedik. Çalışmalara devam edildiği görüldü. 30 baronun görüşünü aldık diyorlar ya bizim görüşümüz alınmadı. Demokratik hak kullanımı sürecine geçtik, ben de kentimden başladım” dedi.

“VATANDAŞ KOŞARAK ŞEMSİYE VERDİ”

Yol sürecini anlatan Gültekin, “Yol boyunca Sakarya otoban girişine kadar yağmurun nasıl olduğunu biliyorsunuz. Jandarmayla, polisle Düzce’de oturduk sohbet ettik. Onlar biz Ankara’ya yürürken yanımızda durup ‘bizim vazifemiz’ dediler. Bundan dolayı müteşekkir olduğumuzu belirttik. Abant’a doğru giderken halkımız ne de güzel karşıladı bizi. Yolda yürürken vatandaş koşa koşa şemsiye verdi bana. İnsanlar özlemiş barışçıl, hukuka uygun bir şeyi. Cumhuriyet barolarından başka bir şey beklenebilir mi?” ifadelerinde bulundu.

“EN GÜZEL KIYAFETLERİMİZLE YÜRÜYECEKTİK”

Ankara’ya giriş izni verilmemesiyle ilgili Gültekin, “Biz Ankara’ya vardık. Daha önce Anıtkabir’den alınan randevu gereğince Anıtkabir’de atamızın huzuruna çıkacağımız o gün Ankara girişinde en güzel kıyafetlerimizle 200 metre yürüyecektik. Girişi gözümüzle görüyorduk. Orada deklarasyon yapıp resmi törenlerin yasak olması nedeniyle mozoleye karanfil koyacaktık. Sabah saat 10.00’da, bir anda polis kalabalığı geldi. Birden kalkanlı polisler önümüzde sıra halinde dizildiler. Biz bunun yasa dışı olmadığını, barışçıl bir demokratik hak kullanımı olduğunu, buraya yürüyerek geldiğimizi ilettik. Biz zaten pandemi sürecine dikkat edeceğimizi belirttik. Sosyal mesafeli şekilde 200 metre yürüdükten sonra Ankara Baro Başkanı bize çiçek verecek; sonra da Anıtkabir’e gidecektik; bunun fotoğrafı dünyaya yansımalıydı” dedi.

“POLİS MEMURU BENİ İTEKLEDİ”

Abluka sırası hakkında da konuşan Gültekin, “Etrafımızı çevirdiklerinde müdür yardımcılarına ‘Avukatlarla, baro başkanlarıyla emniyetin karşı karşıya geldiği bir fotoğrafı ulusal, uluslararası basına yansıtmayalım’ dedim. Ben tam konuşurken sol taraftan birden etrafımızı sarmaya başladılar. Kalkan tutan genç bir polis memuru beni itekledi. ‘Ne yapıyorsunuz’ deyince Van, Bursa, Aydın, Hatay ve diğer baro başkanları birden benim önüme geçtiler. Mardin ve Ordu Baro Başkanımızın sürüklenme görüntüleri basına yansıdı. Gaziantep Baro Başkanı’nın da başına kalkanla vuruldu. Biz inşaatın üzerinden devam ettik. İleride yine polis barikatı. Oradaki polislere de dedim ‘Bu kimin işine yaracak’ diye. İnşaat işçilerine mi saldırtılmadı? Ankara Büyükşehir çadır gönderdi; çadırlar içeriye gönderilmedi. Sandalye sokmak istedik, izin verilmedi. Gece, soğuk ayaz, çorap, battaniye gönderilmiş. Onlar polis tarafından alınmadı. Tuvaletini yapmaya giderken polisten izin istiyorsun, girerken baro başkanı kimliğini gösteriyorsun” dedi.

“NE YAPTIĞIMIZI BİLİYORUZ”

Gördükleri muameleden bahseden Gültekin, “Bu 26 saat beni ve 60 baro başkanını çok güçlendirdi. Çünkü ne yaptığımızı biliyoruz. Ertesi sabah o barikatlar 3 misline çıkarıldı. Barikatın içerisine girerken polis memurları kimlik soruyor, karşıdan el kol hareketi yapıyor. ‘Ne yapıyorsun’ deyince de ‘hatrını soruyorum’ diyor. Bunları yaşadık. Büyük abilerimizi arabalara yatırdık, orada uyudular. Baro başkanları o iki sandalyede dönüşümlü dinlendi. Bu toplu gözaltıydı. Otobüslerin de devreye girmesiyle biz tamamen yalıtıldık. Kocaeli’deki avukat arkadaşlarımız ‘gelelim’ diye mesaj atıyor. Gelmeyin dedik. Çünkü Allah korusun prokratif bir eylem olur; derler ki hukuka uygun demokratik hak kullanımıydı kaos yarattılar. Bekleyin, biz çözmeye çalışıyoruz dedik. Onlarla onur duydum” ifadelerine yer verdi.

“FEYZİOĞLU’NUN BİLMEMESİ MÜMKÜN DEĞİL”

TBB Başkanı Feyzioğlu’nun ‘İtilip kakıldığın bilmiyordum’ açıklamasıyla ilgili Candemir, “TBB Başkanı, 13-14 baro başkanıyla mozoleye çiçek koydu. Bazı arkadaşlar darp sırasında bizim yanımızda, TBB Başkanı’nın mozoleye çiçek konulması sırasında ise onların yanındaydı. Orada katılan baro başkanları ‘Orayı bilmiyorduk; bilseydik koşa koşa yanınıza gelirdik’ dediler. Feyzioğlu’nun başdanışmanı olaylar sırasında yanımızdaydı. Daha sonra çelenk koyma sırasında TBB başkanının yanındaydı. Feyzioğlu’nun durumu bilmemesi mümkün değil. Anıtkabir’e giden baro başkanları sahaya geri geldiler. Yüzlerimize bakamadılar. O gün Metin Feyzioğlu gelemedi. Bizim baro başkanlarımız darp ediliyor; sen hiçbir şey yapmıyorsun. Bütün süreç bizlerin gayretiyle yürütüldü” dedi.

“HİÇBİRİMİZ TAKIM ELBİSELERİMİZİ ÇIKARMADIK”

Anıtkabir’e gittiklerini anlatan Gültekin, “Müzakerede polise ‘Ya 200 metre yürür, Anıtkabir’e gideriz ya da bütün meslektaşlarımıza SMS atarız, birlikte demokratik hakkımızı kullanırız’ dedik. İlk başta 150 metre dediler sonra da kabul ettiler. Baktılar ki onca soğukta, yağmurda, battaniyesiz kalmış bu baro başkanları diz çökmeyecek. Çünkü biz diz çöktüğümüz zaman 130 bin avukat, 81 milyon insan diz çökecek. ‘Bariyerler çıkacak’ dedik. Hiçbirimiz takım elbiselerimizi çıkarmadık. Başımız dimdik çıktık. 200 metreyi yürüyüp, atamızın huzuruna çıkıp ona şükran duygularımızı ilettik. Bizi çiçekle karşılayıp da dünyaya örnek olacak bir seremoniydi. Türkiye Cumhuriyeti bugüne kadar böyle bir hareket gördü mü?” şeklinde konuştu.

“BU YAFTAYI YAPIŞTIRANLAR VATAN DÜŞMANIDIR”

“Millet ve devlet sevgisinden ibaret kurumlarız” diyen Gültekin, “Cumhuriyet kurumları olan baroları ve Kocaeli Barosu’nu DHKP-C’yle, PKK’yla yan yana getirmeye çalışanlar cumhuriyet düşmanıdır. Çünkü biz kuruluş günümüzden bugüne kadar cumhuriyetin kuruluş ilkelerine bağlı, vatanına, milletine hizmeti şiar edinmiş, her zaman dimdik, ufku her zaman bayrak, millet ve devlet sevgisinden ibaret kurumlarız. Bize bu yaftayı yapıştıran vatan düşmanıdır” dedi.

“FEYZİOĞLU’NUN İSTİFASINI BEKLİYORUZ”

Yürüyüşün bir şeyleri değiştirip değiştirmeyeceği sorusuna ilişkin Candemir, “Belki de hızlandırılacak, yavaşlatılacak. Belki sesimizi duyacaklar. Burhan Kuzu ‘istekleriniz dikkate alınacak’ şeklinde açıklama yapmış. Diyalog da kurduk. Hangi demokratik eylem bu kadar ses getirirdi ki? Benim tek üzüntüm polisle karşı karşıya geldiğimiz görüntü. Biz hiç diz çökmedik. Moralimizi her zaman yüksek tuttuk. Ben bu mücadeleyi veremeseydim o koltukta oturmazdım. O 14 baro başkanından biri olsaydım istifa etmem gerekirdi. Biz Türkiye Barolar Birliği Başkanı’nın istifasını bekliyoruz. Baro başkanları darp edilirken gelemeyen kişi televizyonda bizi terörist göstermeye çalıştı. Biz güçlendik çıktık. Hep Kurtuluş Savaşı mücadelesini düşünüyorum” dedi.

“MÜCADELENİN EN BÜYÜK KAYBEDENİ TBB’DİR”

Mücadelenin ömür boyu dostluğa dönüştüğünü belirten Gültekin, “Ben buradan giderken birçok insanı kırdım. Beni uğurlamaya gelmeyin dedim. Ben Kocaeli’nin çocuğuyum. Bu mücadele oradaki arkadaşlarımızla aramızda ömür boyu sürecek bir dostluğa doğru devam edecek. Bu sürecin kaybedeni maalesef bizim hakkımızda bu haksız ve hukuksuz gözaltı uygulanmasına sebep verenlerdir ama en büyük kaybedeni TBB yönetimi ve başkanıdır. Onlar artık bizim gözümüzde işgalci. Orada görev yapan gazeteciler de polis çemberine alındı. Havuz medya ne olduğunu sormadı bile. Her arayana, bizimle birlikte güneş altında yanana, ıslanana, vatandaşın haber alma hürriyetine sahip çıkarak doğru bir şekilde yansıtan, terörize etmeyen basın mensupları karşısında saygıyla eğiliyorum” ifadelerine yer verdi.

26 Haz 2020 - 09:29 -

Muhabir Nazım Özgün Erbulan


TÜM RÖPORTAJLAR GÖSTER

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

02

B - Onu bunu bilmem ama, Çok güzel cemaat bahane edilerek, sıra sıra sistematik bir şekilde bu işler yapılıyor. Sarı Öküz hikayesini dinlemeyenler, dinlesin, Dinleyenler tekrar dinlese iyi olur.

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 26 Haziran 13:56
01

V. Çelik - Hak hukuk ve adalet ve emek ve cumhuriyet ve tüm hücreleri ile vatan sevdalısı siz yürekleri gökyüzü onurlu savunma işçilerine gökyüzünün tavanı kadar yürekten saygılar sayın başbakanım. Siz ve arkadaşlarıniz bu kentin gururusunuz

Yanıtla . 2Beğen . 2Beğenme 26 Haziran 12:40



Anket Dilovası Belediyesi'nin hizmetlerinden memnun musunuz?