"Atık bertarafta Avrupa’nın 40 yıl gerisindeydik, şimdi aramızdaki fark bir karış"

Ülkemizde Atık Bertaraf ve Geri Dönüşüm sektörünün önde gelen firmalarından olan SİM Atık Yönetim ve Danışmanlık Şirketi sahibi İsmail Hakkı Tan geri dönüşümün püf noktalarını gazetemize anlattı. Kısa sürede sektörde lokomotif firma olduklarını ifade eden Tan, “Atık bertarafta Avrupa’yı yakaladıklarını söyledi

+6
Haber albümü için resme tıklayın

Türkiye’de hızlı sanayileşmenin çevre üzerindeki olumsuz etkilerini her geçen gün artarak devam ediyor. Doğal kaynakların yoğun kullanımı ve tüketimi sonucu oluşan atıklar ise canlı ve çevre sağlığını tehdit ediyor. Atık tehdidi ile en önemli mücadele ise geri dönüşüm ve atık bertaraf. Geçmiş yıllarda ülkemizde pek de önemsenmeyen bu mücadele yöntemi gün geçtikçe önem kazanıyor. 2000 yılında İzmit’te kurulan tehlikeli ve tehlikesiz atık taşıma faaliyeti gösteren SİM Atık Yönetim ve Danışmanlık Şirketi ve 2017 yılında bünyesine katılan 2M Enerji Şirketi ile atık sektörünün önde gelen firmaları arasında yer alıyor. SİM Tehlikeli ve Evsel Atık Taşıma Lojistik Makine Mühendislik Sanayi Ticaret Limited Şirketi Türkiye’de bulunan en eski çevre firmalarından biri. Atık yönetimi, lojistik, danışmanlık ve bertaraf hizmeti veren firma birçok büyük firmaya atık bertaraf hizmeti veriyor.

BİR KAMYONLA İZAYDAŞ’TA BAŞLADI

Firmanın kurucusu İsmail Hakkı Tan, geri dönüşüm ve atık bertarafının önemini gazetemize anlattı. Sektöre giriş yaptığı yıllardan günümüze kadar yaşadığı süreci anlatan Tan, şirket olarak atık yönetimi konusunda gelebilecek en üst noktaya geldiklerini ifade ederek, geri dönüşüm ve Atık bertarafının püf noktalarını açıkladı. 1962 yılında Kastamonu’da dünyaya gelen İsmail Hakkı Tan 56 yıldır İzmit’te yaşıyor. İlkokul, ortaokul ve liseyi İzmit’te okuyan Tan, küçüklüğünden beri farklı kollarda çalıştığını ifade eden Tan, askerlikten döndükten sonra bir lastik fabrikasında işe başladığını ve burada aldığı eğitimlerin hayatına yön verdiğini söyledi. Fabrikadan ayrıldıktan sonra satın aldığı kamyon ile İZAYDAŞ’in lojistik işini yapmaya başladığını belirtti.

 “AVRUPA 40 YIL İLERİDEYDİ”

Süreci anlatan İsmail Hakkı Tan, “Bir tane aracım vardı. Zaman içerisinde başka fabrikaların da lojistik işini yapmaya başladım. Lojistik işi yaparken ne taşıdığımı anlamak için araştırma yapmaya başladım. Araştırdıkça bu işin Avrupa’da daha farklı olduğunu ve onların bu işte daha da ileride olduğunu anladım. Avrupa’daki sistemleri araştırdım. İşleyiş sürecini tarttım. Türkiye’nin Avrupa’nın en az 30-40 yıl gerisinde olduğunu gördüm. Bu süreç içerisinde lojistik işinde araç sayım da arttı. İşler ilerledikçe o dönemin en popüler biri olan İSO 9001 belgesi için müracaat ettik. Müracaat ettikten sonra TSE’den bir yığın eğitim görerek bu belgeleri aldım. O dönem bu belgeleri alan firmalar ulusal gazetelere tam sayfa ilan veriyordu” dedi.

“HEP BİR ADIM SONRASINI DÜŞÜNDÜK”

O dönem çabasının boşuna olduğunu söyleyen birçok insan ile karşılaştığını ifade eden Hakkı Tan, “Senin yaptığın karıncanın İzmit’ten Hacca yürüyerek gitmesi gibi diyenler oldu. Belge almamı ve işimi yürütmemi imkansız görüyorlardı ama isteğim belgeleri aldım. Zaman içerisine bunun çok büyük faydalarını gördük. Kendimiz bu konuda yetiştirmeye çalıştık. Genel bu işi yaparken lider kimliği ile ilerlemeye çalıştım. Ekip işi olarak gördüm. Birçok eleman yetiştirdim. Şimdi birçok yerde çalışıyorlar” dedi. Yaptığı araştırmalar sonrası atık işine girdiğini söyleyen İsmail Hakkı tan şimdi birçok büyük firma ile atık yönetimi konusunda ortak çalıştığını ifade ediyor. BP’nin Doğu Karadeniz petrol arama işinde çalıştıklarını ifade eden Tan, “Atık yönetimini biz gerçekleştirdik. Sheell ile çalıştık. Bu süreçte kendimizi geliştirdikçe yurt dışı seyahatleri yaptık. Bir adım sonraya nasıl gideriz diye araştırdık. Bu konuda eğitimler verecek seviyeye geldik” şeklinde konuştu.

“KAZANDIĞIMIZ HER ŞEYİ İŞİMİZE YATIRDIK”

Atık bertaraf, tehlikeli atıkların zararlı maddelerinin ayrıştırılarak ortadan kaldırılması, yok edilmesi ve yakıt olarak kullanılmasıdır diye Tan, işe girdiği dönemde atığın ne olduğunu ve tehlikesinin kimsenin bilmediğini ifade etti. Tan, “O dönemler sadece atığı fabrikada çıkarmak için sadece para verip gönderiyorlardı. Fabrikalar sadece atığın fabrikalarından çıkması ile ilgileniyordu. Geri kalan süreç ile ilgilenmiyorlar. Atık yönetimi ile ilgili bir bilinç oluşturup eğitimler verdik. Daha sonra 2005 yılında OYAK grubunun Bolu Çimento fabrikasında destek grubu olarak işe başladık. Büyük fabrikaların atıkları ile ilgilendik. Bu süreçte kazandığımız her şeyi işimize yatırdık. Daha sonra OYAK grubunun bütün çimento atık tedariğini aldık. Sonra zaman içerisinde Türkiye’nin eksikliklerini araştırdık. Bakanlıklar ile çalıştık. Bakanlık ile bilgi alışverişlerimiz oldu. Eskiden bu tür firmalarda çevre mühendisleri çalışmıyordu. Bunu ilk biz yaptık. Tüm firmalara örnek oldu. Daha sonra bakanlık fabrikalara bunu zorunlu kıldı” dedi.

“AVRUPA İLE ARAMIZDAKİ MESAFE BİR KARIŞ”

Atık konusunda İZAYDAŞ’ın yeterli olmamaya başladığını ifade eden Tan, “Biz de bu alana girdik. Hem kendimizi hem işimizi geliştirdik. Yurt dışına atık ihraç ettik. Bolu’dan çimento tesislerinde bertarafa kendimiz başladık. Çok uygun fiyata yaparak maliyetleri düşürdük. Eskiden atıklar 860 Euro’ya yurt dışında bertaraf ediliyordu. Şimdi nakliyesi ile birlikte 400 liraya kadar düştü. Paramız bizde kaldı. Daha ne yapabiliriz diye düşündük. Çamur kısmını çözdük. Kontamine atıkları çıktı. Bunlar birbirine içinde olan atıklar demek. 2009 yılında Bolu Çimento’da ATY (Atıktan Türetilmiş Yakıt) makinası kurduk. Gelen malzeme fırınlarda yakılıyordu. Neler yapabiliriz dedik. ATY makinesi ile her türlü yanabilir malzemeyi nasıl yakıt olarak kullanabiliriz diye düşündük. Çimento fabrikaları yurt dışından yakıt getiriyor. Onların kullandığı malzeme toz kömür. Getirdiğimiz her malzeme kalorifik değeri olan malzemeler. Şuanda Avrupa ile Türkiye arasındaki atık berataraf oranı farkı bir karış kadar. Tabi suistimal edenler çok” şeklinde konuştu. 

“HER ATIK BAŞKA FABRİKANIN HAM MADDESİDİR”

Türkiye’de en büyük eksikliğin atığın kaynağında ayrıştırılmaması olduğunu vurgulayan Tan, “Her fabrikanın atığı bir başka fabrikanın ham maddesidir. Keşke sağa sola atık dökülmesi. Bu ticari sırdır. Ama bir gelebileceğimiz en yüksek noktaya geldik. Bunu alanındaki 100 kişiye sor 99’u bilmez. Geri dönüşüm işi sadece ticaret değildir. İşi yapanın ne yaptığını bilmesi gerekiyor. Sadece kar mantığı ile bakılırsa geri kazanım işi çevreye faydalı olmaktan ziyade zararlı olamaya başlar. Fabrikalarda atıklar geliyor. Biz sahalarda bunları elleştiriyoruz. Bantlardan geçenleri ayrıştırıyoruz. Daha sonra ATY makinasına atılıyoruz. Çok küçük parçalara getiriyoruz. Daha sonra bunların değerini yükselterek kömür kalitesinde yanıcı madde oluyor” dedi.

“İTHAL MALLARIN YÜZDE 40’I CEBİMİZDE KALIR”

Atık bertarafının yanı sıra geri dönüşüm işine de önem verdiklerini ifade eden Tan, geri dönüşümü kullanım dışı kalan geri dönüştürülebilir atık malzemelerin çeşitli geri dönüşüm yöntemleri ile ham madde olarak tekrar imalat süreçlerine kazandırılması olarak özetledi. Sıvı ve katı dönüşüm olarak kolları olduğunu ifade eden Tan, “Ekonomik olarak paletler, atık naylonlar ve atık plastikler doğayı kirleteceğine yer kaplıyor. Onları bir araya toplayıp geri kazanıyorsun. Bunlarla birçok yeni ürün elde edilebiliyor. Kullanım alanı bir hayli fazla. Atıktan üretilen ürünlere daha çok teşvik var. Sıvı yağlar bildiğiniz yakıta dönüyor. Bu işin bilinci ülkemizde oluşursa yurt dışına verdiğimiz paralar cebimizde kalır. Geri dönüşümde ithal ettiğimiz malların yüzde 40’ını ithal etmek zorunda kalmayız” dedi.

“KÖMÜR YERİNE YAKIT ELDE EDİLİYOR”

Tan açıklamasının sonlarına doğru Türkiye’nin en büyük sorunlarından birinin atık çamur olduğunu ifade etti. Firma olarak geri kazanım işini de yaptıklarını ifade eden Tan, “Hendekteki tesiste gelen atık çamurlarda belli bir kalorifik değer elde ediyoruz. Bu çamurlar reaktörlerde içindeki su alınıyor. Atığın atığı kalorifik değer haline geliyor. Onu da çimento fabrikasında kömür yerine yakılıyor. Bu da geri kazanım. Filtreler çok önemli. Yıkanan duman çevreye olan zararı azalıyor” dedi.

“POŞETTEN 25 KURUŞ ALARAK ÇEVREYİ KORUYAMAYIZ”

Kömür değil kendi atığımızı yakıyoruz diyen Tan, “Kömür almıyoruz, paramız cebimizde kalıyor. Atıktan kurtuluyoruz. ATY makinalarının yakıcılığı daha fazla. Yanma enerjisi ile kazanların ısısı sağlanıyor. Atıkları alıyoruz çevreyi koruyoruz. Atıkları yakacak haline getirince kömüre para gitmiyor. Hem çevre temizleniyor, hem kömürle hava kirlenmiyor. Hem de yakacaktan elde ettiğiniz ürünü yurt dışına satıp ihracat yapıyoruz. Yerinde kaynağında ayrıştırma en önemli. İlkokul birinci sınıftan itibaren bunun eğitiminin verilmesi gerekiyor. Bilinç çevreyi öğreterek olur. Poşete 25 kuruş alarak olmaz. Kağıt da bir o kadar sıkıntı. File bilinci daha mantıklı. File gelmiyor çünkü orda kar yok. Naylonun paralı olmasının Türkiye’ye hiçbir faydası yok. O paralı naylonlar da yine çöpe gidiyor. Bu iş bilinç ile olur. Doğayı çok hor kullanıyoruz. Sadece bilinç ile bu işin üzerinden gelebiliriz” şeklinde konuştu.

26 Eyl 2021 - 21:00 -

Son bir ayda kocaeligazetesi.com.tr sitesinde 2.348.586 gösterim gerçekleşti.


TÜM RÖPORTAJLAR GÖSTER

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.




Anket İzmit Yürüyüş Yolu yıl sonunda bitecek mi?