48 yaşında gazeteye 16 yaşında yazar

Yağmur Uğuzluoğlu
Yağmur Uğuzluoğlu

“Konuşmak bir insanı hazırlar, okumak onu doldurur, yazmak ise olgunlaştırır.”

Kendimi bildim bileli kelimeler çok hoşuma gitmiştir. Onları anlamaya çalışmak, yenileriyle tanışmak, öğrendiğim kelimelerin köklerinin nereye uzandığını düşünmek… Bu eylemlerin hepsi beni küçük bir kız çocuğuyken çok mutlu ederdi. Diş fırçasına niye ‘diş fırçası’, duvara niye ‘duvar’ isminin verildiğini düşünmek beni güldürürdü. Yani kelimeler, onların farkına vardığımdan beri en sevdiğim ve en sadık dostlarımdı.

Kelimelerin tam olarak ne olduğunu fark ettiğim yıldan bir süre sonra onlarla yalnızca konuşulmadığını, aynı zamanda yazıldığını da öğrendim. Birinci sınıfta zihnimde duran ve konuşmamı sağlayan bu güzel varlıkları kâğıda dökmeyi öğrenmek çok hoşuma gitmişti. O yılları zor ama güzel zamanlar olarak hatırlıyorum. Çizgili kağıtlar üzerine defalarca kez aynı harfleri yazmak canımı sıkan okul etkinliklerinden biriydi ama yazabildiğim harfler ile yeni kelimeler oluşturmak, benim için yemiş olduğum en güzel şekerden daha tatlıydı.

Harfleri rahatça yazabildiğim ve kitapların büyülü dünyasına girdiğim yıllar ise herhalde çocukluğumun en keyifli dönemlerinden biri olmuştur. Kitaplara gömülüp karakterler ile güzel ilişkiler kurmak, onların hikayelerini zihnimden yeniden yazmak çok hoşuma giderdi. O zamanlar en sevdiğim karakter Heidi idi. Heidi’nin hikayesini okurken onunla yeşil çimenlerde ve güzel dağlarda koşturduğumu hayal etmek çok zevk aldığım bir eğlencemdi.

Heidi’nin hikayesini tekrar tekrar okuduğum (Dokuz-on yaşlarında olduğum) yıllarda sevgili anneannem Tülay Durak Filiz ve dedem Adnan Filiz, benim için yeni ve çok heyecan verici olan bir durumun farkına varmamı sağladı. Ben de aynı böyle karakterler hayal edip onların hikayelerini yazabilir, ben de şiirler kaleme alabilirdim. İşte bu şekilde ilk şiirim olan ‘Sekiz Karışık Kuş’u yazdım ve yazı serüvenim böylece başlamış oldu.

On altı yıllık kısa yaşamım boyunca pek çok öykü, şiir, deneme yazdım. Karakterler hayal ettim ve onlara mutlu sonlar verdim. Yazdığım her şeyi ilk önce anneanneme, dedeme ve anneme götürdüm. Heyecanla yorumlarını bekledim. Uzun yıllar boyunca tek okurum yalnızca aile üyelerim ve arkadaşlarım oldu. Ancak bu durum 16 Şubat 2021 tarihinde değişti.

16 Şubat tüm hayatımı değiştiren, beni bambaşka bir kişi haline getiren bir tarih. Kırk sekiz yıllık bu büyük gazetenin on altı yıllık köşe yazarı olduğum bu tarih, hayatımda her daim en çok seveceğim, en çok önemseyeceğim tarih olacak. Kocaeli gazetesinin benim için yeri bambaşka, bana öğretmiş olduğu şeyler ise çok özel.

Bu gazete sayesinde benimle aynı fikirlere sahip okurlar ile tanışma fırsatı yakaladım. Kendileriyle ya e-posta ya da mesaj yoluyla görüştüm. Yazılarım, fikirlerim üzerine olumlu ve olumsuz eleştirilerle çok daha fazla şey öğrendim. Küçücük yaşımda büyük gazete sayfalarında yerimi aldım ve bu durum beni dünyanın en sevinçli insanı yaptı.

Sevgili Kocaeli gazetesi, sayfalarından yazılar eksik olmasın, kalemler senin için yazsın. Gözler satırlarından ayrılmasın. Her şey için çok teşekkür ederim.

İyi ki doğdun…

- Kocaeli Gazetesi, Yağmur Uğuzluoğlu tarafından kaleme alındı
https://www.kocaeligazetesi.com.tr/makale/10226412/yagmur-uguzluoglu/48-yasinda-gazeteye-16-yasinda-yazar