Patlıcan-biber fiyatları ayar vermekle düşer mi?

M.Tanzer Ünal
M.Tanzer Ünal

“Hal Yasası”nı değiştirmekle…

“Tanzim satış mağazaları” açmakla…

“Kabzımallara ve stokçulara ayar” vermekle…

Sebze ve meyve fiyatları acaba ucuzlar mı?

Ucuzlamaz.

Ne zaman ucuzlar?

*Üretim planlaması yapıp, arz ve talep dengesini tutabilirsen, ucuzlar.

*Üretimi artırabilirsen, ucuzlar.

*Üretim ve nakliye maliyetini düşürebilirsen, ucuzlar.

Ortada “ürün” yoksa sen neyin tanzim satışını yapacaksın ki?

Şehirleşme oranı yüzde 92.5 olmuşsa, köyler boşalmışsa, herkes bey-paşa havasında yaşamaya başlamışsa, sen kimi bahçede tarlada çalıştıracaksın ki?

Sen tohumu, ilacı, gübreyi, enerjiyi dolara bağlamışsan, vatandaş ürünü kaça mal edip kaça satacak ki?

Sen Türk köylüsünü “çiftçi” yapamamışsan, sen emperyalist devletlerin oyununa gelip gıda ithal etmeye başlamışsan, Türk üreticisine vermediğin desteği ithalat yaptığın ülkelerin çiftçisine veriyorsan, ülkemizde sebze, meyve ve et fiyatları nasıl ucuzlasın ki?

Sen IMF’nin baskısıyla tüm “dolaylı destek” programlarından vaz geçip “Doğrudan Gelir Desteği” gibi ucube bir sistem kurmuşsan, “üretimi” değil de “toprak mülkiyetini” esas alarak köylüye para dağıtıyorsan, bu yöntemle “tarıma desteği” değil de “tarımdan vazgeçirmeyi” amaçlamışsan, ülkemizde “gıda fiyatları” nasıl ucuzlasın ki?

Sevgili okurlarım, gıda emperyalizmi, 1950’li yıllarda hatta biraz daha önce 1945-1946’larda giriş yaptı, 12 Eylül 1980 ihtilalinden sonra varlığını iyice hissettirdi, bütün koalisyon dönemlerinde etkisini sürdürdü, son 17 yıldır da bütün ipler elinde.

Bu yaşadıklarımız; öyle stokçuların, kabzımalların işi filan değil.

Bu fiyat artışları, “tarımda çöküşün” göstergesi.

Sen istediğin kadar “tanzim satış mağazaları” aç, yeteri kadar üretilmiyorsa, neyi satacaksın?

Ayar vermekle filan bu işler düzelmez.

Ekonominin temeli, üretimdir.

Üretim yetersizse, gerisi “boş laf”tır!

Enkaz altında ölenlerden, o “saygıdeğer parmaklar” sorumlu

                                      ********

Gazeteler, televizyonlar yanlış yazıyor:

“Kaçak bina”…

“Kaçak kat”…

“Kaçak bina çöktü, ölü ve yaralılar var”…

Ne kaçağı kardeşim!

Kaçak maçak bitti.

“İmar affı” çıktı, hepsi fıstık gibi “yasal” oldu.

Ben de dahil, bundan sonra “kaçak” sözcüğünü ağzımıza almayalım.

Çoğu defolu, çoğu çürük, çoğu yıkılma tehlikesi taşıyor, ama yasal!

Bundan böyle…

Kentleri ve ülkemizi yönetenlerin, “kaçak” bahanesi olmayacak.

“Efendim, binayı kaçak yapmışlar…”

“Efendim, kaçak kat çıkmışlar…”

Sen neredeydin?

Neden görmedin?

Neden gereğini yapmadın?

“İmar affı”nı neden çıkardın?

Her neyse…

Saygın TBMM’de, saygıdeğer milletvekillerin parmakları kalktı, “kaçak” binalar “yasal” hale geliverdi.

Kartal’da çöken binadan ve bundan sonra çökecek binalardan, enkaz altında hayatını kaybedenlerden ve edeceklerden, artık o “saygıdeğer parmaklar” sorumlu.

Hırsız, bizim hırsızımız…

                                      *******

Daha neler göreceğiz bakalım.

Siyasi hırs uğruna ne gibi saçmalıklara tanık olacağız?

Seçim öncesi ya, saçmalayan saçmalayana…

Saçmalayan, bu kez Mersin Çamlıyayla’dan!

AKP İlçe Başkanı Ali Yetiş, seçim konuşmasında bakın neler söylüyor:

“Vatan hainlerinin yanında yer almaktansa, hırsız bizim hırsızımız, biz yanında yer alırız…”

Yaklaşımı, mantığı görüyor musunuz?

Yukarıdaki cümleyi tersinden okursak, İlçe Başkanı Ali Yetiş herhalde şunu demek istiyor:

Senin hırsız olman önemli değil, bizden olman önemli. Bizden ol, hırsız da olsan biz senin yanında yer alırız…

Şu değer yargısına bakar mısınız?

Hırsız hırsızdır…

Hain haindir…

Bunun “bizdeni-sizdeni” olur mu?

Siyaset ve siyasetçi

                            *******

“Tarihte nasıl kralların, imparatorların, padişahların, firavunların, diktatörlerin, cumhurbaşkanlarının, başbakanların yardımcıları, bürokratları, komutanları, danışmanları, büyücüleri, din adamları, soytarıları olmuşsa; aydınları, yazarları, şairleri, bestecileri, ressamları da olmuştur. Tüm bunlar insan malzemesinin çürümesinde, toplumun çözülmesinde rol almışlardır.

Bu çürüme günlük yaşama, sanata, bilime, bürokrasiye, siyasetin diline yansımıştır. Bu dil kabadır, saldırgandır, kavgacıdır. Küfür, hakaret doludur. Tehdit eder. Hedef gösterir. Ötekileştirir, düşmanlaştırır, kutuplaştırır, şeytanlaştırır.

O nedenle siyasetçinin, konumuna ve ününe koşut bir itibarı yoktur. Dilinden “halk” ve “millet” kavramları düşmese de, halk dalkavukluğunda önde koşsa da, halkçı değildir. Samimiyetten uzaktır. Sadece oy avcılığı yapar.” Barış DOSTER

- Kocaeli Gazetesi, M.Tanzer Ünal tarafından kaleme alındı
https://www.kocaeligazetesi.com.tr/makale/1870669/mtanzer-unal/patlican-biber-fiyatlari-ayar-vermekle-duser-mi