Kaz Dağları'nda altın bulan CEO'nun çok hazin hikayesi!

Mesut Akbulut
Mesut Akbulut

Sevgili okurlar…

Şu sıralar Kaz Dağları yine gündemde…

Güzelim dağlarda yine altın arama faaliyetleri başlayacak…

Bölge halkı ve çevreciler, eylem yapıyor…

**

Kaz Dağları’nın bir bölümü Balıkesir’de, bir bölümü Çanakkale’de…

Türkiye’nin oksijen deposu…

Kaz Dağları’na birkaç kez gittim…

Orada bulunan Sarıkız Tepesi’ne de çıktım…

Sarıkız Tepesi’ne çıktınız mı, Edremit Körfezi’ni ayağınızın altında…

Kaz Dağları’nın o muhteşem rüzgarına…

Kaz Dağları’nın o nefis havasına şahit olanlardanım…

Doktorlar, astım ve nefes darlığı olan hastaları tedavi için Kaz Dağları’na yakın ilçelere gönderiyor…

Durum böyle ikin, Kaz Dağları’nda madencilikle ilgili arama izinlerinin verilmesi, kabul edilemez…

ZAMANIM OLSA, BEN DE EYLEME KATILIRIM

Kaz Dağları’nın ile ilgili şu sıralarda eylem yapılıyor…

İnanın zamanım olsa, ben de gidip o eylemlere katılır, Kaz Dağları’na zarar gelmemesi için elimden geleni yaparım.

DERS ALINMASI GEREKEN BİR HİKAYE

Derince Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde kardiyoloji uzmanı olarak görev yapan Dr. Ayhan Mutlu, Whatsapp grubundan Kaz Dağları ile ilgili bir yazı paylaştı.

Bu yazı, Kaz Dağları gerçeğini gözler önüne seriyor…

 İsmail Ören imzalı bu hayat hikayesi, gerçekten de okunup ders alınması gereken bir hikaye…

KAZDAĞLARI HAYATTIR

Hastamızın durumu nasıl diye sordu eşi.

Doktor, omuzlarını kaldırdı,

“Bugün tekrar kemoterapi yapacağız” dedi

Hemşireye döndü “hastayı hazırlayın” dedi

Kadın hastanın yanına oturdu,

sağ elini avuçlarına aldı, dudaklarına götürdü öptü.

Hasta zorlukla gözlerini araladı

Ümitsiz bir bakışla eşine baktı

UZUN UZUN ELİNİ ÖPTÜ

Kadın gözyaşlarını saklamak için eşinin uzun uzun elini öptü.

“İyi olacaksın merak etme gerekirse bütün varlığımızı harcarız” dedi

Sedye geldi hastayı aldılar.

Kadın ümitsizce yatağa oturdu.

Sekiz aydan beri bu hastalık hayatlarını zehir etmişti.

ŞİRKETİN CEO’SUYDU

Eşi Çetin Çelik bir maden şirketinin CEO’ suydu.

Kanadalı bir şirketle Kaz Dağlarında altın aramak için çok çalışmıştı.

Sonunda başarılı da olmuştu.

Bütün engellemelere rağmen,

Halkın tepkisine rağmen, kendisinin üstün gayretleri ve de siyasi ilişkileri sonucu aramayı yapmışlar.

İki yıl önce de aramayı bitirmişlerdi.

Başarılı bir çalışma olmuş epey bir para kazanmışlardı.

İLLET YAKALARINA YAPIŞTI

Ama şu illet hastalık gelip yakalarına yapışmıştı.

Kazançlarının sefasını sürememişlerdi.

Sadece ortaklık yaptıkları firma onları Kanada’ya davet etmiş.

Bir ay tatil yapmışlardı.

Kanada’nın yeşilliğine hayran olmuşlardı.

Sekiz ay önce halsizlik hissetmeye başladı.

Nefes alma zorlukları yaşıyordu.

PARASI VAR, ŞİFA YOK

Parası vardı, en iyi hastanelere, en iyi doktorlara gitmesine rağmen şifa bulamamıştı.

Avuç dolusu para harcamış ama nafile.

Artık hastaneden bile çıkamaz olmuştu.

Kanser dediler, kemoterapi yaptılar yok! yok!

Bir türlü şifa bulamıyordu.

İki gün sonra Çetin Çelik’i evine gönderdiler.

ÜMİDİ KESTİLER

Eşi doktorların Çetin’den ümidi kestiklerini hissetti.

Çaresiz evine döndü.

Komşuları geçmiş olsuna geliyorlardı.

Herkes akıllar veriyordu.

Birisi Kübaya gitmelerini önerdi.

Bir telefon numarası verdi.

Bu numarayla görüşmesini önerdi.

Telefon Küba’ya ait bir telefondu.

Aradılar, telefondaki kişi tahlillerini istedi.

Gönderdiler 14 gün sonra cevap geldi.

5 BİTKİ TARİFİ

Telefondaki kişi sadece Kaz Dağları’nda yetişen 5 bitkinin tarif edeceği şekilde ambalajlanarak getirdikleri takdirde, kesin tedavi edeceklerini söylüyordu.

Bitkilerin yöre isimleri ile Latince isimlerini yazdırdı.

Birisi Latincesi (Sideritis Trojana Ehrend) olan Sarıkız çayı. 

İkincisi Latincesi (Allium Kantrionum) olan yabani sarımsak.

Üçüncüsü Latincesi (Equi-Trojani) olan Kazdağı köknarının taze kozalağı.

Dördüncüsü Latincesi (Astrapolus Membronaccus) olan Geven otu.

İle Latincesi (Sxifroga Paniculata) olan Taşkıran otu.

BU BİTKİLER MUTLAKA TOPLANMALI

Bu bitkilerin mutlaka Kaz Dağları’ndan toplanması söylüyordu.

Yanlışlık olmasın diye resimlerini de göndermişti.

Hemen Kazdağlarına adamlar gönderdiler.

Çetin Çelik Kübadan gelen haberle çok ümitlenmiş, morali de düzelmişti.

Sabırsızlıkla Kazdağlarına gönderdikleri adamlarını bekliyorlardı.

ÜÇÜNÜ BULUNDU, İKİSİ YOK

Sekiz gün sonra adamlar geldi.

Çetin Çelik “buldunuz mu?” diye sabırsızlıkla sordu.

Üçünü bulduklarını ama ikisinin maden arama yapılan yerde yetiştiğini.

Maden arama esnasında.

Bu bitkilerin tamamen yok edilmiş olduğunu söylediler.

Artık Taşkıran otu ile Geven otunu bulmak imkansız dediler.

Zaten bunlar çok yıllık.

Yani uzun yıllarda yetişen bitkilermiş dediler.

Çetin Çelik, adeta yıkıldı.

Altın ararken halkın tepkisi gözlerinin önüne geldi.

ÖLÜM İSTEMİYORUZ…

Pankartları görür gibi oldu.

“Kaz Dağları Hayattır” diye yazıyordu.

“Ölüm istemiyoruz” diyen pankartlar vardı.

Vardı! Vardı!

Ama hiç dinlememişlerdi.

İşte kendisinin hayatı bitiyordu,

Ölüm geliyorum diyordu

 Çıkardıkları tonlarca altının hayat karşısında

Birer tutam Gevenotu ile Taşkıran otu kadar değeri yoktu… (İsmail Ören)

**

Hikayeyi okudunuz…

Gerçekten de ders alınacak bir hikaye…

Umarım Kaz Dağları’nda maden arama izni verenler de Çetin Çelik’in durumuna düşer…

- Kocaeli Gazetesi, Mesut Akbulut tarafından kaleme alındı
https://www.kocaeligazetesi.com.tr/makale/2985710/mesut-akbulut/kaz-daglarinda-altin-bulan-ceonun-cok-hazin-hikayesi