Bu milletin rızkını Suriyelilere yedirmenin vebali

M.Tanzer Ünal
M.Tanzer Ünal

Bu milletin rızkını Suriyelilere yedirmenin vebali

 Sevgili okurlarım, eskiden bir “cinayet” olur, bir “intihar” olayı yaşanır, bir yıl boyunca konuşulurdu.

Şimdi bir cinayetin, bir intiharın konuşulma süresi 24 saati geçmiyor.

Son günlerde “cinayetsiz” ve “intiharsız” gündem toplantısı yaptığımızı hatırlamıyorum.

Geçenlerde, muhabir arkadaşımız Nuri Akçaharman,“Herhalde bu gidişte gazetede ‘Dün intihar edenler’ köşesi açacağız” diyerek, bir kötü gidişi acı bir üslupladile getirdi.

Gazetemizin dünkü manşeti dikkatinizi çekmiştir:

Kocaeli’de 33 günde 9 intihar”

Korkunç bir rakam!

Aynı zaman diliminde tüm Türkiye’de yaşanan intihar olaylarını toplayın, sanırım 500-700 arasındadır.

Bir de son günlerde “toplu intiharlar” başladı.

Ailecek…

6 Kasım’da İstanbul’da 4 kişilik aile, 9 Kasım’da Antalya’da yine 4 kişilik aile, dün sabah (15 Kasım) İstanbul’da 3 kişilik aile intihar etti.

Türkiye, toplu intiharlarla tanışmamıştı, tanıştı.

Ne oluyor bize böyle?

Bu intiharlar, ne anlama geliyor?

İnsanlarımız neden intihar ediyor?

Dün bu kadar intihar olayı yaşanmıyordu da, bugün neden yaşanır oldu?

İntihar, neden “sıradan bir olay” oldu?

Hiçbir şey sebepsiz değil

Bir insan durup dururken neden intihar eder, hiç düşündünüz mü?

Veya şöyle sorayım…

Geçim sıkıntısı olmayan biri, intihar eder mi?

Geleceğe umutla bakan, gelecek kaygısı olmayan biri, intihar eder mi?

Bulunduğu ortamda mutlu olan biri, intihar eder mi?

Demek ülkemizde “insanları intihara sürükleyen” bir iklim var ki, intiharlar bu denli arttı.

Hiçbir şey sebepsiz değildir.

İntiharların sebebi de; işsizliktir, umutsuzluktur, mutsuzluktur.

Ve bu intiharların sorumlusu da bu kenti ve bu ülkeyi yönetenlerdir.

Açın gazeteleri, açın televizyonları; hiç “intiharların artma sebebi” ile ilgili bir makale bir tartışma programı var mı?

Yok.

Neden yok?

Çünkü bizim medya, toplumun gerçek sorunları üzerinde pek durmaz.

Dururlarsa, “zülfüyâre” dokunurlar.

Yani yönetenleri darıltırlar…

Onlar sabah akşam topluma “kaval” çalmakla meşguller.

İntiharların ana nedeni ekonomik sıkıntı ise…

Evet, intiharların temel nedeni ekonomik sıkıntıdır.

Bilimsel açıklaması budur.

İnsanın işi varsa, cebinde parası varsa, ev kirasını zamanında ödeyebiliyorsa, ailesinin geçimini sağlayabiliyorsa, çocuklarına okul harçlığı verebiliyorsa, mutlu yaşar, keyfine bakar.

Ama ne yazık ki, ülkemizde işsiz sayısı, meteliksiz dolaşan sayısı, evinin temel ihtiyaçlarını gideremeyenlerin sayısı her geçen gün çoğalıyor.

Geçenlerde bir vesileyle yazmıştım…

Kentimizde, faturasını ödeyemediği için 32 bin abonenin elektrik veya doğalgazı kesik.

32 bin “abone” demek, 32 bin “aile” demek.

Borcu nedeniyle evinin elektrik veya doğalgazı kesik bir ailede huzur olur mu?

O ailenin reisi çoluk çocuğunun yüzüne bakabilir mi?

Yine geçenlerde yazdım…

Son rakamlara göre Kocaeli’deki işsiz sayısı, 93 bin.

Kocaeli gibi dinamik, Kocaeli gibi işyeri sayısının çok olduğu bir kentte bu kadar işsiz varsa, diğer kentlerin halini siz düşünün.

Ekonomik kriz bütün derinliği ile devam ediyor, ateş düşmüş, piyasalar cayır cayır yanıyor.

Ama biz başka şeylerle ilgileniyoruz.

Kendi ülkemizi bıraktık, başka ülkelerin sorunlarına kafa yoruyoruz.

Suriyelileri yedirip içirip giydirmek, bizim vazifemiz mi?

Sevgili okurlarım, paylaşmak elbette güzel bir şey.

Ama bende paylaşacak bir şey yoksa, ülke olarak aldığımız borçla geçiniyorsak, kendi karnımızı doyuramıyorsak, savaştan kaçan bir başka ülkenin insanlarını yıllarca beslemek niye?

Yemiyorsun, yediriyorsun…

İçmiyorsun, içiriyorsun…

Giymiyorsun, giydiriyorsun…

Yok böyle bir dünya!

Suriyeliler güya savaştan kaçarak geldiler, kaç yıldır bizdeler?

8 yıldır…

Suriyeliler için bugüne kadar ne kadar harcama yaptık?

40 milyar dolar…

Kendileri söylüyorlar, en yetkili kişinin ifadesi…

Kimin bu para?

Devletin kendi parası olmadığına göre, o para bu milletin parası.

Milletten toplanan vergilerle bir araya getirilmiş para…

Ve biz bu parayı, Suriyeliler için harcadık.

Bu öyle bir para ki, Merkez Bankası rezervlerinden fazla!

Merkez Bankası, rezervlerinde 28.1 milyar dolar olduğunu açıklıyor.

Yabancı yatırımcılar, bu rakama inanmıyor, “En fazla 16 milyar dolarınız kaldı” diye iddia ediyor.

Her neyse, Suriyeliler için harcadığımız para her ikisinden de kat kat fazla.

Türkiye’de her gün 350-400 Suriyeli dünyaya geliyor.

8 yılda ülkemizde doğan Suriyeli sayısı 500 bine yaklaştı.

Bunlara Türkiye’de hayat bedava!

Doktor bedava, ilaç bedava, yeme içme, giyim kuşam bedava!

Ve ülkemizi yönetenler, “Suriyelileri yedirmeye, içirmeye, giydirmeye devam edeceğiz” diye açıklama yapıyorlar.

Bunu gururla anlatıyorlar…

Böyle bir sorumsuzluk olur mu?

Kimin parasını kime yediriyorsun?

Benim vatandaşım açsa…

Benim vatandaşım işsizse…

Benim vatandaşım eve ekmek götüremediği için mutsuzsa…

Benim vatandaşım ekonomik sıkıntılar nedeniyle intihar yolunu seçiyorsa…

Sen kimin parasını kime yediriyorsun?

Bu milletin rızkını Suriyelilere yedirmenin vebali var, bunu kimse unutmasın!

Dediğim gibi, paylaşmak güzel, yardım etmek güzel…

Ama sende yoksa, açlıktan nefesin kokuyorsa, yokluktan intihar olayları artmışsa, bu milletin rızkını Suriyelilere yedirmek neden?

Ülkemizde resmi kayıtlara göre 4, resmi olmayan kayıtlara göre 5 milyon Suriyeli var.

2 milyon kadar da oradan buradan kopup gelenler…

7 milyon civarında mülteciye bakıyoruz.

Biz bu kadar aptal mıyız?

Ülkemizde geçinmekte zorlanan fakir fukaranın suçu, Suriyeli olmamak mı?

Biz kendi halkımızı neden bu kadar hakir (hor) görüyoruz?

 

 

 

 

 

- Kocaeli Gazetesi, M.Tanzer Ünal tarafından kaleme alındı
https://www.kocaeligazetesi.com.tr/makale/3374428/mtanzer-unal/bu-milletin-rizkini-suriyelilere-yedirmenin-vebali