İlyas Şeker ne diyor?

Mustafa Küpçü
Mustafa Küpçü

İLYAS ŞEKER NE DİYOR?

 

İlyas Şeker, bildiğim kadarıyla bir “Harita Mühendisi.” Bu nedenledir ki, “milletin VEKİLİ” olduğu Kocaeli’yi ve Kandıra’yı, arazi özellikleriyle  çok iyi bilir.

Şeker, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin Kandıra ilçesi topraklarında “Katı Atıkların depolama alanı” olarak belirlenen yeri de çok iyi biliyor olmalı. Geçen gün yazdığım “Kandıra’nın çilesi bitmiyor” başlıklı yazımda da belirttiğim gibi, bir gazeteci arkadaşımızın bizzat belirlenen yerde yaptığı araştırmaya göre, bu alanın çok yakınında kaynak suyu bulunuyor.

Kandıralılar, bu alanda böyle bir projeyi istemiyorlar. Yani, “MİLLET” istemiyor! Ama, “Milletin VEKİLİ” İlyas Şeker diyor ki; “Çöp tesisini istemeyen çöpünü evinde bertaraf etsin!”

Böyle bir yaklaşım, bir “teknik adama” ve bir “Millet’in VEKİLİ’ne” yakışıyor mu?

Aynı İlyas Şeker, yıllar önce Yüksek Hızlı Tren yol inşaatı için gerekli olan malzemenin çıkarılması için, Maşukiye-Yanık’ta maden ocağı açılması karşısında “bu doğaya kıymayın” diyen vatandaşa; “Böyle bir proje için 16 dönümlük alan feda edilebilir” demişti! Oysa, gerekli olan malzeme, doğaya zarar vermeden, başka bir alandan çıkarılabilirdi. Ama Yanık Köyün o güzelim doğasının bozulmasını bir daha yerine koyamazdık!

Şimdiki “Katı Atık Çöp Toplama Tesisi” için de, Kocaeli sınırlarında, daha uygun bir yer bulunabilirdi. Bunun için, konunun uzmanı, bilim ve teknik insanlarının görüşleri alınabilirdi.

Büyükşehir Belediyesi böyle bir “bilimsel ve teknik araştırma” yaptırdı mı? Yoksa gerek görmedi mi? Bu hala belli değil.

“Yetki bende, ben ne dersem o olur!” dayatması, 21. Yüzyıl Türkiye’sine yakışıyor mu? Yoksa “çağı gerilere aldık” da haberimiz mi yok?

Milletin tepkilerine karşı anlayışlı, hoşgörülü olmak gerekmez mi?

 

Ordu’nun dereleri artık akmıyor!

Geçenlerde, bir TV haberlerinde, dereleriyle tanınan Ordu’da artı derelerin yok olmaya başladığı anlatılıyor ve Ordu’lu vatandaşların yakınmaları dile getiriliyordu. Bu DOĞA KIYIMININ nedeni, inatla ve ısrarla yapılan HES’ler, yani Hidroelektrik Santraller. HES inşaatları sırasında dinamit kullanımı nedeniyle, yer altı suları yok oluyor. Oysa, yaşamı sürdürmek için suya büyük ihtiyaç var. Susuz bir yaşam mümkün değil. Elektriksiz yaşanabilir ama su yoksa yaşam biter.

Peki, elektrik üretmeyelim mi?

Kuşkusuz üreteceğiz. Ama DOĞA’ya kıymadan

Örneğin, GÜNEŞ ENERJİSİ için ülkemiz çok uygun bir iklim kuşağında. Ama HES inşaatları özel sektör için tatlı karlar demek!

MİLLET içecek su bulamazmış, tarlasını sulayamazmış, su olmayınca DOĞA bozulurmuş, VEKİL’in umurunda mı?

Ekolojinin temel bir yasası var; “Doğa ile birlikte yaşama yasası.” İnsan başta olmak üzere tüm canlılar DOĞA’ya muhtaç. Bu nedenle “DOĞANIN DENGESİ” bozulmamalı.

Bozulduğu zaman neler oluyor, yaşıyoruz!

Artık “Dört mevsim” diye bir düzen kalmadı. Havayı, toprağı, denizleri, gölleri ve akarsuları kirletince, doğa da çıldırıyor!

Buzullar eriyor, okyanuslar hızla ısınıyor, hava –toprak ve su kirliliği “ölümcül salgın hastalıklar” üretiyor!

Okyanus ülkelerinde görülen HORTUMLAR artık bizim ülkemizde de sık sık yaşanıyor. Normal dışı yağışlar, SELLER halinde yaşam alanlarımızı yaşanmaz hale getiriyor.

Artık, her işimizi “BİLİMİN IŞIĞINDA” ve “DOĞA’NIN YASALARINA” saygılı olarak yapmalıyız.

Siyasi iktidarlar MİLLETE HİZMET için görevlidirler!

Millete EFENDİ olmak için değil!

Her insan haddini bilecektir!

Bir gün o koltuktan indiğinde toplum içinde yüzü kızarmasın istiyorsa!

 

- Kocaeli Gazetesi, Mustafa Küpçü tarafından kaleme alındı
https://www.kocaeligazetesi.com.tr/makale/3632398/mustafa-kupcu/ilyas-seker-ne-diyor