Bir de böyle düşünsek!

Raif Kandemir
Raif Kandemir

Herkese ve herkesin işine geldiği gibi değişken olmayan,  gizlenilmek istenilen bir takım olumsuz amaçların gerçekleşmesi için araç olarak kabul edilmeyip kullanılmayan, objektif kuralları çerçevesinde herkes için eşit uygulanan kriterleri olan bir demokrasi…

 “ Hakimiyet Milletindir” demek yetmez.

Bu söylemde de yine bir miktar inkar vardır.

“Hakimiyet  kayıtsız şartsız milletindir.”

Düne kadar içinize sindiremediğiniz bu veciz deyişin, şimdi işinize  geliyor diye bir kısmını slogan edinmeyi doğru ve  samimi bir yaklaşım olarak  kabul etmek zor olur.  

Gelin işin aslına uygun olarak, bu işi “kayıtsız şartsız”  kabullenelim. 

Emin olun, bugün; düne kadar sözünü dahi etmediğiniz bu güzel deyişin bir kısmını kabullenerek slogan edinmeye ihtiyaç duyduğunuz gibi,  gelecekte  “ Kayıtsız şartsız” ı da kabul etmek zorunda kalacaksınız.       

Gelin bu günden kabul edelim de karşımıza yeni olumsuz ve zorlayıcı koşulların çıkmasını bu günden önleyelim! Çünkü; bu vatanın ve milletin çimentosu, kötü niyetli düşman zihniyetlilerin  parçalamadığı  kutsal inançlarımızla; Atatürk ilke ve inkılapları, laik demokratik, hukukun üstünlüğüne bağlı Bağımsız Türkiye Cumhuriyeti düşüncesidir!

**

İddialı bir şekilde söylüyorum ki; 

Bugün demokrasi kavramının arkasına düşenlerin çok önemli bir bölümü demokrasinin ne olduğunu, ne anlama geldiğini bilmiyor. Çok önemli bir kısmı zaten hiç kabul etmiyor.  Kabul etmeyenlerin de önemli bir kısmı neden kabul etmediğini, neleri alıp götüreceğini, nelere mal olacağını da de  bilmiyor… 

**

Eğer ki demokrasi, bugün sokaktaki insanımızın ezici çoğunluğunun anladığı gibi, kendisinin taraf olduğu tarafın idaresini kabul etmek, kendisini düşünce tarzındaki insanların düşüncesini herkese  kabul ettirmek ve  hayatı  ona göre düzenlemek olarak  kabul ediliyorsa ki; öyle  olduğu kesin gibi,  işte o zaman bu dönem de  geçer.

Yeni kaoslara maruz kalırız.

Yazık olur, ülkemize, ülkemizin bir arada yaşamak şansına erişen güzel insanlarımıza.

Bu konuda sorumluluk hepimizin ama, öncelik sırasını bir güzel saptamak lazım.

Öncelikle Hükümet edenler bunu özümseyecek, anlayacak, anlatacak ve ruhuna uygun bir şekilde  uygulayacak.

Sonrasında,  Muhalefet olanlar aynı şekilde özümseyecek,  anlayacak, anlatacak,  aslına ve ruhuna uygun olmadığını tespit ettiği noktalarda,  Hükümet edenleri uyarırken bir yandan da halkın anlayacağı olgunluk,  samimiyet ve  sadelikle  halka  anlatacak, nasıl olması gerektiğine de işaret edecek.

**

Sonra Demokratik hakların gerçek sahibi olan halk ne yapacak ? 

Hükümet edenlerin uygulamalarının demokratik kurallar  çerçevesinde  davranıp  davranmadığını  kontrol edecek,  muhalefetin uyarılarına kulak verecek,  haklı olan beyan ve  itirazlarla,  haksız olduğu  iddia  edilen veya  anlaşılan  uygulamaları,  aynı pota  içerisinde  değerlendirip,  doğru söyleyenin  yanında  yer alıp, işin  doğruya  ulaşması için  yön verecek, gerekirse   kutsal oy  hakkını  doğru kullanarak  görev değişikliği  yapacak ki, darbelere  teşebbüs  olmasın!

**

Bunlar olmuyor mu?

Dün paralelci / FETÖ’cü dediklerinizin yaptığını,  yarın başka bir şekilde tarif edeceğiniz,  kendi düşüncesini eyleme dönüştüren başka benzer özelliklerdeki topluluklar yapacak.

Olan vatanımıza,  milletimize ve bu değerleri canından aziz  bilip kutsal   sayanlara  olacak…

Darbenin yolunu kapatmakta bizim elimizde,  aklı olan darbelere yol veren şekli tercih edebilir mi?

Ben halkımıza güveniyorum, sadece biraz düşünme ve dikkat istiyorum…

- Kocaeli Gazetesi, Raif Kandemir tarafından kaleme alındı
https://www.kocaeligazetesi.com.tr/makale/3673591/raif-kandemir/bir-de-boyle-dusunsek