Gazeteciler de yaşasınlar!..

Mustafa Küpçü
Mustafa Küpçü

Bugün, “Nisan ayı önemli günler-haftalar” takviminde,  “Öldürülen Gazeteciler Günü” olarak kaydedilmiş.

Bu tür günler, haftalar, ana temada yer alan konular üzerinde hatırlama, hatırlatma ve düşünme olanakları sağlar…

İnsanın insan canına kıyma ilkelliği, ne yazık ki 21. yüzyılda bile sürüyor. Bu ilkellikten, gazetecilik mesleğine bağlanmış insanlar da paylarını alıyor.

Öncelikle, bu mesleğin özelliklerine bir bakalım;

İnsanın en doğal ve olması gereken bir özelliği “merak” duygusu olmalı. Merak eden insan okur, araştırır.

Bu doğal tutkunun kaynağı “doğruya ulaşmak” olmalı.

 Merak duygusu ve bunu besleyen “araştırma” tutkusu olmasa, BİLİMSEL ve TEKNOLOJİK gelişmeler olabilir miydi?

Gazeteciliğe ilgiyi tetikleyen de, öncelikle bu “merak” duygusudur.

Peki, gerçek anlamıyla “gazetecilik” nedir?

Gazetecilik, “insanın ve toplumun “BİLGİ EDİNME” hakkına hizmet” etmektir.

Gazeteci bu hizmeti yaparken kendi siyasal, sosyolojik ve kültürel tercihlerini bir kenara bırakmalı ve “GERÇEK BİLGİ” neyse, insanlara o doğru bilgiyi iletmelidir.

Sonra, isterse “kişisel düşünce ve tercihlerini” bir makale ile dile getirir.

Bu nedenledir ki gazetecilikte bir temel ilke vardır; “DOĞRU HABER, ÖZGÜR YORUM…”

Siyasal düzeni “DEMOKRASİ ve HUKUK DEVLETİ” değerlerine dayanan “UYGAR” ülkelerde gazetecilik “mutluluk” verir insana. Çünkü, böyle bir ülkede hem siyasi iktidarın hem de “bilinçli halkın” gazeteciye saygısı vardır. Gazeteci de siyasal yönetime ve halka karşı saygılıdır.

Ne var ki; demokrasinin tüm kurum ve kurallarıyla yaşanamadığı, “bilgi edinme hakkı” gibi bir insan hakkının tanınmadığı, büyük ölçüde siyasal iktidarın “küçük bir azınlık” ve onun temsilcisi olan “despot yöneticilerin” egemen oldukları bir düzende gazetecilik çok tehlikeli bir iştir!

Çünkü, böyle bir yönetimde HUKUK DEVLETİ ve BAĞIMSIZ YARGI yoktur.

Örnek mi; İşte, yakın bir zamanda Suudi Arabistan Büyükelçiliği’nde katledilen Suudi Gazeteci Cemal Kaşıkçı olayı…

Dünden bu güne, bu ülkede “düşünceleri ve yazdıkları için, ecelleri ile ölemeyen gazeteciler geliyor aklıma;

Hasan Tahsin; İzmir’in Yunan ordusu tarafından işgali üzerine “İLK KURŞUN” u sıkarak kurtuluş mücadelesinin ateşini yakan anıt insandı.   Ali Kemal; İngiliz yanlısıydı. Mustafa Kemal ve Kurtuluş Savaşı’na karşıydı. Yakalanıp İzmit’e getirildi. “Sakallı Nurettin Paşa’nın” oyunu ile linç edildi! Torunu şimdi İngiltere Başbakanı!

Sabahattin Ali;  Gazeteci, Şair, Öykücüydü. Eserleri ile kitaplarda, şiirlerde, şarkılarda yaşıyor.

Adem Yavuz,  Ali İhsan Özgür, Cengiz Polatkan,  Abdi İpekçi,  İlhan Darendelioğlu, Ümit Kaftancıoğlu, Çetin Emeç, Turan Dursun, Musa Anter, Uğur Mumcu, Metin Göktepe, Ahmet Taner Kışlalı, Hirant Dink; ecelleriyle değil, çıkarlarına çomak soktukları KATİLLERİ ve onların TETİKÇİLERİ elleriyle öldüler.

Katiller ve maşalarının birçoğunu tanımıyoruz! İsimleri bilinse de unutulacaklar. Ama, “inandıkları değerler” uğruna bedensel olarak yaşamlarını yitiren “ONURLU GAZETECİLER” ÖLÜMSÜZLÜK mertebesindeler…

Öte yandan, çeşitli bahanelerle gözaltına alınan, uzun süre “tutuklu” kalan,  sonra da adaleti tartışmalı yargı süreci sonunda mahkum edilerek “özgürlüğü gasp edilen” gazetecilerimiz de pek çok.

Gazeteci “halk adına” siyasi iktidarı denetleme görevini yüklenir. Siyasi iktidar tarafından beslenen, “MESLEK ONURLARINI” bir kenara koyarak, maddi olarak beslenen maşaları “gazeteci” saymamız mümkün değildir!

Gazeteci; asli görevi ve meslek onuru ile, özünde “MUHALİF” olan bir “kamu görevlisidir.

Gazetecinin ihaneti “halka karşı ihanettir.”

Ancak, hiçbir gazeteci, öldürülmeyi hak etmez!

Meslek onurları, ülke sevgileri adına ölümü göze alabilen tüm gazetecilerimize saygıyla…

- Kocaeli Gazetesi, Mustafa Küpçü tarafından kaleme alındı
https://www.kocaeligazetesi.com.tr/makale/4135257/mustafa-kupcu/gazeteciler-de-yasasinlar