Hz. Hüseyin’in verdiği mesajı Yezid’ler anlayamaz

M.Tanzer Ünal
M.Tanzer Ünal

Sevgili okurlarım, Muharrem Ayı’ndayız.

20 Ağustos 2020 Perşembe günü Hicret’in 1442’inci yılına girildi, aynı gün Muharrem Ayı’nın da birinci günüydü.

Muharrem Ayı, 17 Eylül 2020 tarihinde sona erecek.

“Aşure günü” ise Muharrem Ayı’nın 10’uncu günü olan 29 Ağustos 2020 Cumartesi günü idi.

Aşure günü 29 Ağustos’tu, ama bizde Muharrem Ayı boyunca aşure pişirilir ve konu komşuya dağıtılır.

Yeri gelmişken “aşure” sözcüğünün nereden geldiğini de yazayım.

Arapçada “aşere” on, “âşir” ise onuncu demek.

Halkımız onuncu gün anlamına gelen “âşir”i “aşure” şeklinde telaffuz ederek, Muharrem’in onuncu gününde “aşure tatlısı” dağıtmaya başlamış.

Yani “aşure” sözcüğü, “âşir”den geliyor.

Muharrem Ayı’nın İslam tarihinde üç önemli özelliği vardır.

Birincisi, oruç…

İkincisi, Hicrî takvimin başlangıcı olması…

Üçüncüsü ise Hz. Peygamber’in torunu Hz. Hüseyin ve yakınlarının Kerbelâ’da şehit edilmesidir.

“Oruç” ve “Hicrî takvim” üzerinde durmayacağım.

Bugünkü konum, bunlar değil.

Esas üzerinde durmak istediğim, Hz. Ali’nin oğlu Hz. Hüseyin ve kendisine bağlı 72 yakınının 1340 yıl önce Kerbelâ’da Fırat Nehri kıyısında “Yezid’in ordusu” tarafından katledilmesidir.

Muharrem orucu da özünde bir “yas orucu”dur.

Bir yerde Kerbelâ’ya yakılan ağıttır…

Katliamın özünde “iktidar mücadelesi” mi vardı?

Öyle sanılır…

Hz. Hüseyin ile Yezid arasındaki mücadele, bazı kesimler tarafından “iktidar mücadelesi” olarak değerlendirilir.

Bu gerçek değildir.

Kerbelâ; Hz. Hüseyin’in haksızlığa ve zulme karşı direnişidir, karşı duruşudur, dik duruşudur.

Emeviler; İslam’ı “egemenlik, yayılma, güç, iktidar ve zenginlik vasıtası” yapmak, “Arap bedevi kültürü” haline getirmek istiyorlardı.

Emevi Hanedanı’nın kurucusu ve birinci Emevi halifesi olan Muaviye, bu nedenle ölümünden hemen önce oğlu Yezid’i “halife” ilan etti ve kendisine biat edilmesini istedi.

Hz. Hüseyin, dini bir makam olan halifeliğin saltanata dönüştürülmesi ve o güne kadar seçimle belirlenen halifeliğin babadan oğula devredilmek istenmesine karşı çıktı.

Halife adaylarına biat “rızaya” dayanırken, Muaviye’nin oğlu Yezid, bunu kılıç zoruyla gerçekleştirmek istedi.

İmam Hüseyin’in önünde iki seçenek vardı.

Ya ölüm, ya biat…

Yezid’in her türlü vaadini elinin tersiyle geri çeviren Hüseyin, refah ve bolluk içinde bir yaşam yerine, direnmeyi, bunun doğal sonucu olarak da ölümü seçti.

Hz. Hüseyin’in şu sözleri bütün mazlumlara ilham kaynağı olmalı

Hz. Hüseyin, Yezid’e biat etmesi gerektiğini söyleyen Yezid’in komutanı Ömer’e şöyle der:

 “...Nedir ki biat etmek? Eğilirsin olur biter. Her isteyen istediğine boyun eğdirirse, boyun eğmeyenlerin hali nice olur? Sanılmasın ki boyun eğmemek bir kibir işidir. Ben de boyun eğerim. Ama bilirim ki, Yezid’in önünde eğilirsem eğer, zalimlik azalmaz, çoğalır. Bana ‘inat etme’ dersiniz. Peki, Yezid biat etmem için neden bu kadar inat etmektedir? Çünkü o güçlüdür. Gücünü de senin gibi kumandanların ordularından almaktadır. Sanılmasın ki kibrimden dolayı boyun eğmiyorum Yezid’e. Ben, benden sonra gelecekleri düşünerek, bir insanın ne kadar güçlü olursa olsun, yine de gücünü kıracak birilerinin şu dünyada var olabileceğini göstermek istiyorum.”

Sonra, sonra Yezid’in ordusuna döner ve “Düşünün!” diye seslenir Hz. Hüseyin; “Düşünün, ben neden buradayım?” 

Ve tabii sonra öldürülür.

Sadece öldürmekle yetinmeyip, cesedini atlara çiğnetirler.

Çiğnenen elbette onun başsız bedeniydi.

Oysa kibir abidesi Yezid’in asıl amacı Hz. Hüseyin’in onurunu çiğnemekti.

Başaramadı…

Zalimle mazlumun savaşı bugün de devam ediyor

Yezid, haksız fakat güçlüydü.

Hüseyin ise haklı fakat güçsüz…

Hüseyin, güçsüzlüğünün farkındaydı, ama bir şey göstermek istiyordu.

Bir insanın ne kadar güçlü olursa olsun, yine de gücünü kırabilecek birilerinin bu dünyada var olabileceğini göstermek!

Bunu gösterdi Hüseyin…

Düşünün Kerbelâ katliamından buyana asırlar geçmiş, nice zalimler nice mazlumların kanını akıtmış, ama imam Hüseyin’in “hak, adalet, iyilik ve doğruluk değerleri” hâlâ konuşuluyor.

Hüseyin, dünyadaki tüm mazlumların ilham kaynağı! 

Sevgili okurlarım, “zalimle mazlumun, güçlü ile güçsüzün, haklı ile haksızın mücadelesi” insanlık tarihi kadar eski.

Dün sürmüş, bugün de sürüyor, gelecekte de sürecektir.

Sadece “zaman” ve “mekân” değişiyor.

Bakın ülkemize, bakın dünyaya; onlarca yüzlerce “Kerbelâ katliamı” görürsünüz.

Aslında zalim muktedirleri “çok güçlü” sanmak, büyük yanılgı!

Güçsüzlerin gözünü korkutmak için, kendilerini “güçlüymüş gibi” gösteriyorlar.

“Her şeyi yapabilir” havası estiriyorlar.

Bir gün, “o gücü kırabilecek birilerinin çıkabileceğini” unutuyorlar.

Önemli olan “Yezid olmak” değil, Hz. Hüseyin olabilmektir.

Yezid bugün “lanetle”, Hz. Hüseyin ise “dualarla” anılıyor.  

Unutmayalım!

Hz. Hüseyin’in 1340 yıl önce verdiği mesaj bugün de geçerli, yarın da geçerli olacak.

Tüm dünya için…

Muharrem ayı kutlu olsun!

 

 

- Kocaeli Gazetesi, M.Tanzer Ünal tarafından kaleme alındı
https://www.kocaeligazetesi.com.tr/makale/5168907/mtanzer-unal/hz-huseyinin-verdigi-mesaji-yezidler-anlayamaz