Türkiye, tarikat-cemaat bataklığında çırpınırken (2)

M.Tanzer Ünal
M.Tanzer Ünal

Dünden devam…

Okumadıysanız birincisini de okuyun.

Hz. Muhammet’in ölümünden sonra İslam dünyasında farklı halifeler ve farklı İslam yorumcuları ortaya çıkmış mı?

Çıkmış…

Farklı mezhep ve tarikatlar doğmuş mu?

Doğmuş…

Tarikat mensupları, “tekkelerde” ve onun daha küçüğü “zaviyelerde” toplanmaya başlamış mı?

Başlamış…

Zamanla bu tarikatlar, “siyasi ve ticari” güç haline gelmiş mi?

Gelmiş…

Devlet yönetimine ortak olmak istemişler mi?

İstemişler…

Osmanlı, bu tarikatlardan çok çekmiş mi?

Çekmiş…

Osmanlı döneminde, tarikat şeyhlerinin sürgüne gönderildiği veya idam edildiği olmuş mu?

Olmuş…

Cumhuriyet döneminde tarikatlar işi isyana kadar götürmüşler mi?

Götürmüşler…

Sonra ne olmuş?

Tarikatların “çağdaş Türkiye Cumhuriyeti” için büyük tehdit olduğu kanaatine varılmış mı?

Varılmış…

Atatürk 30 Ağustos 1925’te Kastamonu’da; tekke, zaviye ve türbelerin gereksizliği konusunda, “Ey millet! İyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti, şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz. En doğru, en gerçek tarikat medeniyet(uygarlık) tarikatıdır. Uygarlığın emir ve isteklerini yapmak, insan olmak için yeterlidir” şeklinde görüş bildirmiş mi?

Bildirmiş…  

30 Kasım 1925 tarihinde 677 sayılı “Tekke ve Zaviyelerle Türbelerin Kapatılmasına ve Türbedarlıklarla Bir Takım Unvanların Yasaklanmasına İlişkin” kanun çıkarılmış mı?

Çıkarılmış…

Kanun 13 Aralık 1925 tarihinde yürürlüğe girmiş mi?

Girmiş…

Türkiye’deki tüm tekke, zaviye ve türbeler kapatılmış mı?

Kapatılmış…

Yani tarikat-cemaat bataklığını kurutmak için yola çıkılmış.

Sonra ne olmuş?

Atatürk’ten sonra, özellikle 1950’de karşı devrimcilerin iktidara gelmesiyle, “tarikat-cemaat bataklığı” yeniden beslenip büyütülmeye başlanmış.

Tarikatlar, yeniden “güç odağı” ve “menfaat yuvası” haline gelmiş.

AKP iktidarı ile de “altın devirlerini” yaşıyorlar.

Kanunen yasak, ama siyaseten serbest

Sevgili okurlarım, tarikat ve cemaatlerin faaliyetlerini yasaklayan 677 sayılı kanun, 30 Kasım 1925 tarihinde çıkarıldı ve 13 Aralık 1925 tarihinden beri de yürürlükte.

Yani tarikat ve cemaatler, yasadışı…

Tekke, zaviye, türbe ve medrese açmak da bu yasaya göre suç!

Ama gelin görün ki, tarikat ve cemaatler 1950 yılından beri çalışmalarını serbestçe yürütüyorlar.

Kanunen yasak, ama siyaseten serbestler…

Tarikatlar, sağ iktidarların “arka bahçesi” durumundalar.

Dahası, devlet yönetimini birlikte paylaşıyorlar.

Tarikatlar, anlaştıkları siyasi partilere “blok oy” veriyorlar, karşılığında “garanti himaye” alıyorlar.

Tarikatlara belirli sayıda “milletvekillik” ve “bakanlık” veriliyor.

AKP döneminde bu “iktidar-tarikat” ilişkisi en üst düzeyde işletildi.

Bu parti, adeta “tarikat ve cemaatlerin siyasi çatı örgütü” haline geldi.

Kurulan hükümetler, “tarikatlar koalisyonu” halindeydi.

Şu şu bakanlıklar, şu tarikata…

Şu şu bakanlıklar, falanca tarikata…

Bunlar bilinmeyen şeyler değil, ben anımsatmak için yazıyorum.

Türkiye’de kaç tarikat, kaç cemaat var?

Sevgili okurlarım, bu konuda fazla araştırma yok.

Nedeni de açık, tarikat ve cemaatler iktidarların hep “kırmızıçizgisi” olagelmiş.

O kesime dokundurmuyorlar, dokunanı da yakıyorlar.

Elimdeki en ciddi araştırma Prof. Dr. Esergül Balcı’ya ait.

Esergül Hanım, İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi…

12 sayfalık çalışmasının başlığı, “Eğitimde Tarikat ve Medrese Gerçeği- 1 Milyon Öğrenci Tarikatların Elinde” şeklinde.

Bir kitap çalışmam için istemiştim, arşivimde duruyor.

Araştırma çok boyutlu, burada sadece rakamsal bazı bilgileri sizinle paylaşacağım.

*Türkiye’de belli başlı 30 tarikat silsilesi, bunların da 400 kolu bulunuyor.

*Sadece İstanbul’da 445 tekke faaliyetlerini açıktan sürdürüyor.

*Çoğunluğu İstanbul, Siirt, Diyarbakır, Mardin, Adıyaman, Batman, Van, Hakkâri, Şırnak, Ağrı, Muş, Bitlis, Gaziantep ve Şanlıurfa’da olmak üzere 800’ün üzerinde faal “medrese” bulunuyor.

*Büyük şehirlerde kaç “apartman medrese” bulunduğu tam olarak bilinmiyor. Çoğunluğu kız çocuklarına yönelik açılan apartman medreselerde, 12-18 kişi kalıyorlar.

*Buralarda çocuklar “Seyda” denilen eğitmenler tarafından eğitiliyor. Eğitmenlerin; İran’ın dini merkezi Kum’da ve Irak’ın Akre ve Erbil gibi tarikat merkezlerinde özel olarak eğitildiği söyleniyor.

*Bazı bölgelerde medreselere kayıt yaşı 3’e kadar düşüyor.

*Tarikat okullarındaki öğrenci sayısı, 210 bin civarında.

*4 binin üzerindeki özel yurdun 2 bin 480’i tarikatlarla bağlantılı. Tarikatlara bağlı yurtlarda 380 bin civarında öğrenci kalıyor.

*Raporda toplam 1 milyon çocuğun tarikatların elinde olduğu söyleniyor.

*Yine rapora göre, devlet eğitimden kademe kademe çekiliyor. 4+4+4 uygulamasının başlatıldığı 2012 yılından bugüne kadar devlete ait 4 bin 22 ilkokul kapatıldı.

Rakamları gördünüz…

Bunların fazlası vardır, eksiği yoktur.

Raporda ayrıca belli başlı tarikatların ve kollarının isimleri veriliyor.

Ülkemizdeki “tarikat ve medrese gerçeği” ayrıntılarıyla işlenmiş.

Bu işin sonu nereye varacak?

Sevgili okurlarım, biliyorsunuz “tarikat” sözcüğü, “tarik” yani “yol” sözcüğünden türetilmiş.

“Yol gösteren” demek…

Tarikatlar, yasak olmasına rağmen Cumhuriyet döneminde de hâlâ faaliyette.

Eğer tarikat ve cemaatler; sadece dinimizi tanıtmak ve öğretmek için çalışsalardı, bugün ülkemizde ne ahlaksızlık, ne hırsızlık, ne yoksulluk, ne fuhuş kalırdı.

Ama amaçları bu değil!

Öncelikleri bu değil!

Eğer bu olsaydı, Türkiye 15 Temmuz’u yaşamazdı.

15 Temmuz, Türkiye’deki tarikatların yapısını ele veriyor.

Sen devleti “devlet” gibi yönetmezsen, sen devleti tarikatlarla paylaşmaya kalkarsan, “15 Temmuz”lardan kurtulamazsın.

Bir “paralel devlet”ten kurtulursun, bir başka “paralel devlet”e yakalanırsın.

Bir 15 Temmuz daha yaşamak istemiyorsak, tarikat ve cemaatlerin “yasadışı oluşumlar” olduğunu kabul etmemiz şart!

Görüyorsunuz, Atatürk bir kez daha haklı çıktı.

Taa 95 yıl önce tarikat ve cemaatleri yasaklayan kanun çıkarmış, bataklığı kurutmak istemiş, ama sonraki iktidarlar tarikatları “oy deposu” olarak görmüş, birlikte kol kola yürümüş, işte sonuç ortada!

Biri çıkar, bu ülkeye 15 Temmuz’u yaşatır…

Bir diğeri çıkar, 12 yaşındaki kız çocuğunu taciz eder.

Türkiye artık bu bataklıktan kendini kurtarmalı.

İnsanlarımızın, güzel dinimizi yaşamak için neden tarikatların “yol göstermesine” ihtiyacı olsun ki?

Her biri, “siyasi ve ticari güç” peşinde!

Türkiye’yi “tarikat koalisyonları” yönetemez.

Yönetmemeli…

- Kocaeli Gazetesi, M.Tanzer Ünal tarafından kaleme alındı
https://www.kocaeligazetesi.com.tr/makale/5190676/mtanzer-unal/turkiye-tarikat-cemaat-batakliginda-cirpinirken-2