Bir eğitim aracı olarak; Dayakla adam etme kültürü!

Mustafa Küpçü
Mustafa Küpçü

Hemen her gün, gazetelerde ve televizyonlarda erkeğin kadına yönelik şiddeti üzerine haberlere tanık oluyoruz.

Yanı sıra, sokaklarda da kavga ve şiddet olayları eksik olmuyor.

Her şiddet olayının bir gerekçesi bulunuyor!

Genel olarak insanın içinde bir şiddet canavarı var!

Ancak, içinde şiddet duygusu olmadan yaşayabilen insanlar da var.

İnsanın içindeki şiddet duygusu üzerine psikologlar, sosyal psikologlar, toplumbilimciler birçok teori üretmişler.

 Ortak nokta şu ki;

şiddet duygusu toplumdan topluma, aileden aileye ve doğal olarak insandan insana değişik nedenlere dayanıyor.

Biz, kendi toplumsal yaşamımıza bir bakalım.

“Çocuğu dayakla adam etme kültürü” ailede ve okulda hala geçerli değil mi?

Küçük yaşta annesinden sık sık dayak yiyen insan, büyüdüğünde karısını dövüyorsa şaşırmalı mı?

Okulda, öğretmeninden şiddet gören, arkadaşları arasında azarlanıp aşağılanan çocuk, öğretmen sevgisi duyabilir mi?

Filmlerde gördüğümüz, “yoksul çocuğa yüz vermeyen güzel kızı elde etmek için” her türlü yasadışı yolu kullanarak zengin olan birinin, daha sonra elde ettiği kıza bir meta gibi davranması ve sık sık şiddete başvurması gerçekçi değil mi?

Çocuklarımızla ilgili bazı gerçeklerin altını çizelim;

·       Suça sürüklenen çocukların sayısı artıyor! Cezaevlerinde çeşitli suçlardan 3 binin üzerinde çocuk var! Sokaklardaki tiner bağımlısı çocukları topluma kazandırmak için ne yapılıyor? HİÇ bir şey yapılmıyor!..

·       Bu ülkede 2 milyonu aşkın “çocuk işçi” var. Eğitim-öğretimden yoksun, küçük yaşta emekleri sömürülen bu çocuklar “yetişkin” olduklarında “normal bir vatandaş” olabilecekler mi?

Gazete haberlerinden örnekler verelim;

·       “İşsiz baba karısıyla üç çocuğunu katletti” ( 4 Eylül 2018)

·       “Antalya’da, 13 yaşındaki çocuk, annesiyle tartışan babasını öldürdü” ( 6 Ekim 2018)

·       “9 yaşındaki çocuğun 397 suç kaydı çıktı” ( 13 Kasım 2019)

Bir ülkenin “ üretken ve mutlu insanlar” ülkesi olabilmesi için; öncelikle, “dayakla adam etme” kültüründen kurtulması, tüm vatandaşlar için “adil bir düzen” içinde ve “üretken bir ülke” olması gerekir.

Çocuklarımız, o en güzel çağını “mutlu ve huzurlu” yaşaması gerek.

SEVGİ ile büyütülmeli çocuklar.

Ama, sevgisiz büyümüş anne-babalar sevgi ile çocuk yetiştiremezler!

EĞİTİM, çocukların yeteneklerine göre ve çağın bilim ve teknolojisine uygun olmalı, “NİTELİKLİ-ÜRETKEN İNSANLAR” yetiştirilmelidir.

Çocuklarımız, “SORGULAMAYI” öğrenmeli.

“KİŞİLİK” sahibi olmalı. Kendisini “önemsiz” hisseden bir çocuk mutlu, özgüveni yüksek bir çocuk olamaz. Olamazsa da ailesine ve topluma karşı saygılı olamaz.

Çocuk yaşta çalışmak zorunda kalmamalı çocuklarımız. SOSYAL DEVLET, çocuklarına sahip çıkan devlettir. “Sadaka Devleti” değildir!

Siyasetçiler, çocuk yaştan itibaren farklı siyasal görüşlerle o saf beyinleri kirletme, “KİN ve ÖFKE” ile yetiştirme hastalığından vazgeçmeli.

Siyasetçileri sürekli kavga eden, birbirini en ağır suçlamalarla toplum gözünde karalamaya çalışan siyaset yönteminden vazgeçilmelidir.

İnsanların “ADALET” inançları sarsılmamalı. Devlet, her alanda ADİL olmalı.

Herkesin bir AİLESİ, insanca yaşayabileceği bir geliri olmalı. Mutlu, huzurlu ve GÜVEN duygusu içinde yaşayabilen insanların oluşturduğu toplumlarda şiddet de en az düzeye indirilebilir.

Son söz;

“Dayakla, şiddetle, korkuyla, düşmanlıkla beslenen toplumlarda ne insani, ne de toplumsal gelişme olamaz.”

 

- Kocaeli Gazetesi, Mustafa Küpçü tarafından kaleme alındı
https://www.kocaeligazetesi.com.tr/makale/5525140/mustafa-kupcu/bir-egitim-araci-olarak-dayakla-adam-etme-kulturu