Karar verebilmek… 

Raif Kandemir
Raif Kandemir

Basında yer alan bir habere göre, Yargıtay Başkanı İsmail Rüştü   CİRİT,  “YETERSİZ  HUKUK  EĞİTİMİ  ALAN  KİŞİLER  HAKİM VE  CUMHURİYET SAVCISI OLDU” demiş. 

Bu tespiti her hangi bir kişi  yapmış  olsaydı çok fazla  dikkate  alınmayabilirdi. Ancak, büyük sorumluluğu olan, adli Yargının  en yüksek kurumu  Yargıtay’ın   başkanının böyle bir tespit yapması ve  bunu  Türk Milleti önünde  dile  getirmesi,  durumun ne kadar ciddi ve  endişe  verici boyutta olduğuna işaret eder. 

Elbette ki  eğitim kurumlarının olabildiğince çoğalması, ülkemize eğitimli insan kazandırmaları çok önemlidir ve olmalıdır. Ancak şurası unutulmamalıdır ki, bir bina, iki sıra ile okul olmaz,ekol olması gerekir ki, hukuk fakültelerinin mevcut durumu buna  pek uygun  gözükmemektedir. 

Yeterince yetkin öğretim görevlisinin olmadığı okullarda eğitim görüp diploma sahibi olan  insanlarımızın; Hukuk’un varlığının sürdürülmesi, Hukukun gelişimine katkıda  bulunması ve hukukun  evrensel hukuk kuralları çerçevesinde ruhuna uygun bir şekilde  hayata  geçirilmesi için yeterli olamayacağı kaçınılmaz  bir  gerçek olarak karşımızda  duruyor… 

“HAKİM OLMAK İÇİN HUKUK OKUMAK ŞART DEĞİL”  şeklinde ifade  edilen  bir yöntem, mahkemelerde görev alacak Hakim ve Savcıların hukukçu nosyonu olmayan, başka meslek eğitimi almış olan kişilerin  görevlendirilmesinin yolunu açmak üzere söylenmiş olması da  hukukun hayata  geçiş düzlemi olan adalet adına üzüntü vericidir. 

 Anayasa tartışmalarının devam ettiği  süreçte biz de  kendi çapımızda  bir  Anayasa  çalışması içerisine  girmiş ve   Anayasa’da düzenlenmesini öngördüğümüz  değişiklikler hakkında  görüşlerimizi  kaleme almıştık.  140. Madde  hakkında  demiştik ki; Yargının her kademesinde ve çeşidinde  hukuk  mesleğinin dışında  bir meslek mensubunun bulunması  kabul edilemez. Hukukçu olmayan   üyelerin Yargıç/Savcı  sıfatı ile   görev yapmalarını  Hukuk  ve adalet kurallarında kabul edebilmek mümkün değildir.  Bir başka  deyişle  hukuku  bertaraf etmek anlamına  gelir.  Ancak zorunluluk gerektiren konularda  İhtisas elemanı olarak  kurullar bünyesinde  teknik bilgileri sınırlarında yardımcı eleman istihdam  edilebilir. 

İdari Yargıda,  Vergi Mahkemelerinde  ve   en nihayetinde  Anayasa  Mahkemesinde bu görüşümüzün tamamen dışında olmak üzere  hukukçu olmayan  üyeler görev yapmaktadır ki; Kanımızca  uygun olmadığı gibi, Adaletin uygulanmasında  zaaflar yaratabileceği  gibi, Hukukun gelişmesine  de katkı sağlamayacaktır. 

Yargıtay Başkanı CİRİT’in işaret ettiği  ve  yeterli olmadıklarından yakındığı “Yetersiz Hukuk eğitimi alan   Hakim ve Cumhuriyet  Savcısı”  olan kişiler   yetersiz de  olsa da, neticede  bir hukuk eğitimi almışlardır. Buna  rağmen yeterli olmadıkları ortaya  konulmuştur.  Peki, hiç hukuk eğitim olmayan başka  eğitim/ meslek  mensuplarının  Hakim/ Savcı olmaları halinde hukukun  uygulanmasının ne  kadar   daha  zorlaşacağını anlamak için kahin olmaya  gerek yoktur. Nitekim sonuç ortadadır ve adalete olan güvenin azalmasında  de  hızlı bir artış gözlenmektedir. 

Bu tespitin devamında  zorunlu olarak şu noktaya geliyoruz. Bu atamaları  gerçekleştiren kurumun konumu nedir? Atamalar yapılırken  Hukuki yeterlilik ölçüsüne  ve liyakata ne  derecede  özen gösterilmektedir ? 

Yargının ve yargı mensuplarının bu günkü  sistem içerisinde  bağımsızlığı konusunda  olumsuz  yönde  yaygın bir  düşünce giderek  artmaktadır. O nedenledir ki, Özlük işleri bakımından özerk yapıya  kavuşturulmaları şarttır.  Hakim ve  savcıların atama terfi, eğitim ve  denetimleri ile ilgili  işlemler bu kurul tarafından gerçekleştirilmeli,  hakimlerin denetimleri bu kurulca  belirlenen  adalet müfettişleri (Müfettiş Hakim/Savcı)    eliyle  yerine  getirilmelidir. Kesinlikle  de siyasetin etkisinden arındırılmalıdır. 

Yargıtay Başkanının dediğinden yola  çıkıldığında,  Adaletin bu günkü  hali endişe verici olduğu  gibi,   Adaletin geleceği bakımından  daha  büyük kayıplara  neden  olacağı   görünmektedir. 

Bu durumun  geleceğini  ortaya   koymak üzere  konuyu bir fıkra ile  bağlayalım. 

Temel Evinin balkonunda oturuyormuş. O sırada  bir kişi  gelmiş, hırsızlık amacı  ile komşusunun evinin  pencere  çerçevesini  testere ile  kesiyormuş.  Durumu gören Temel  hırsıza müdahale  etmiş . Ula ne edeyisun ? Hırsız  durumu kurtarmak için  demiş ki;  Kemençe  çalayirum.  Temel sormuş,  Madem kemençe  çalayisun  da hane  bunun sesi ? 

Hırsız  cevap vermiş;   Bunun sesi yarın çıkacak.  

İnşallah  Hukukun  geleceğinde bozuk ses çıkmaz…

- Kocaeli Gazetesi, Raif Kandemir tarafından kaleme alındı
https://www.kocaeligazetesi.com.tr/makale/5692740/raif-kandemir/karar-verebilmek