Komşusu açken tok yatan bizden değilse…

M.Tanzer Ünal
M.Tanzer Ünal

Ne zaman “sosyal duyarlılık” ve “yardımlaşma” üzerinde durulacak olsa, parti liderleri, hemen Hz. Muhammed’in o sözüne sarılırlar.

“Komşusu açken tok yatan, bizden değildir…”

Hz. Muhammed’in buyruğu aynen şöyledir:

“Yanı başında komşusu açken tok olarak geceleyen kişi mümin değildir.”

Parti liderleri, bu “hadisi” özellikle seçim öncesi ağızlarına sakız ederler.

“Fakirlerin her zaman yanlarında olacaklarını” belirtmek için, hemen hemen her konuşmalarında söylerler.

Araştırın, bu sözü ağzına almayan siyasetçi yoktur.

Onlarca yıldır söylenir de söylenir, ama değişen bir şey olmaz, sonuç alınmaz.

Dünyada açlık ve kıtlık çeken ülkelerin çoğu, Müslüman ülkelerdir.

Demek Hz. Muhammed’in bu sözü, “tok Müslümanlar” için bir anlam ifade etmiyor.

Şimdi durup dururken neden bu konuya girdim?

Girdim, çünkü “gıda” nasıl bir temel ihtiyaçsa, içinde bulunduğumuz kış günlerinde “ısınma” ve “aydınlanma” da temel ihtiyaç.

Hz. Muhammed, “Komşusu açken tok yatan bizden değildir” sözünü o günün şartları içinde söylemiş.

O söz, bugünkü tüm “temel ihtiyaçları” kapsıyor.

Isınmayı…

Aydınlanmayı…

Kışın ortasında “elektriğin yanmadığını” ve “evin ısınmadığını” düşünebiliyor musunuz?

O halde o hadisi günümüz şartlarına şöyle uyarlayabiliriz.

*Komşusu karanlıkta otururken, ışıkları yananlar bizden değildir.

*Komşusu soğuktan tir tir titrerken, kaloriferleri sonuna kadar açık olanlar bizden değildir.

Bu yaklaşıma itirazı olan var mı?

Sanırım, yoktur…

O zaman size canınızı sıkacak, hatta canınızı acıtacak bir haber vereyim:

Bu yılın ilk 9 ayında 2 milyon 600 bin abonenin elektriği, 600 bin abonenin de doğalgazı kesilmiş.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın resmi açıklaması böyle.

“Abone” derken, o rakamları ortalama 3-4’le çarpın.

2.6 milyon abonenin elektriğinin kesilmesi, en az 5-6 milyon kişinin belirli bir süre karanlıkta kalması demek.

Doğalgaz abonesini düşünürsek, 600 bin abonenin doğalgazının kesilmesi, yaklaşık 2 milyon insanın soğukta kalması demek.

Evet, ne yazık ki ülkemizin gerçekleri böyle.

Bu yüzyılda “ısınma” gibi, “aydınlanma” gibi en basit temel ihtiyaçlarını karşılayamayan pek çok aile var.

Bu insanlar, üşüyerek ve karanlıkta kalarak bu pandemi dönemini nasıl atlatacaklar?

Kentimizi ve ülkemizi yönetenler bunu hiç düşündüler mi?

Ben, Türkiye geneliyle ilgili sayıları verdim.

Bir kent yetkilisi de çıksın, Kocaeli’nde kaç abonenin elektriği ve kaç abonenin gazı kesik açıklasın, aramızdaki kaç kişi “karanlıkta” ve “soğukta” öğrenelim.

Türkiye’den servet kaçarken, ülkemize yatırım gelir mi?

Son tespitler, iç açıcı değil.

Dünyada nüfusuna oranla en fazla yurtdışına servet kaçırılan ülke, Türkiye.

2016-2019 yılları arasında, Türkiye’den 1 milyon dolar ve üzeri meblağda tam 17 bin 100 hesap yurtdışına çıkarılmış.

Daha anlaşılır bir ifadeyle, son 4 yılda, 17 bin 100 kişi 1 milyon dolar ve üzeri parasını yurtdışına kaçırmış.

Türkçesi, 17 bin 100 kişi parasını alıp diğer ülkelere kapağı atmış.

Bir kişi, parasını alıp ülkesini neden terk eder?

Ülkesine güvenmediği için…

Tamam da, binlerce vatandaşımız ülkemiz yönetimine güvenmeyip servetini yurtdışına kaçırırken, başka ülkelerin servet sahipleri Türkiye’ye gelip neden yatırım yapsın?

Ülkemiz yönetimine neden güven duysun?

Yatırım için güven şart!

- Kocaeli Gazetesi, M.Tanzer Ünal tarafından kaleme alındı
https://www.kocaeligazetesi.com.tr/makale/5889765/mtanzer-unal/komsusu-acken-tok-yatan-bizden-degilse