Her 24 Ocak, artık “Uğur Mumcu günü”…

M.Tanzer Ünal
M.Tanzer Ünal

Her güne, her haftaya, her yıla bir anlam verildi ya, biz gazeteciler için de her 24 Ocak artık “Uğur Mumcu günü”.

24 Ocak 1993…

24 Ocak 2021…

28 yıldır aramızda yok, ama düşünceleri bizimle.

Cumhuriyet’in değerlerine inanmış, Atatürk Devrimleri çizgisinde bir yazardı.

Döneminde Türk basınının en cesur kalemlerinden biriydi.

Cumhuriyet ve aydınlanma karşıtı tüm odakların üzerine korkmadan gitti.

Saklananı, gizleneni, devletin ihaleler yoluyla soyulmasını, karşı-devrimcilerin devletimizi nasıl ele geçirdiğini yazardı.

Bıkmadan, usanmadan…

O yıllarda aydınlar, gazeteciler, üniversite hocaları, kısaca Türkiye’nin karanlığa gömülmesine izin vermeyenler, evlerinin önünde veya yol kavşaklarında çapraz ateşe alınarak arka arkaya öldürülüyordu.

Muammer Aksoy, Bahriye Üçok, Ahmet Taner Kışlalı; böyle katledildi.

Uğur Mumcu da “aydınlanma yolunda verdiği savaşta” yaşamını kaybetti.

Dosyası, 28 yıldır hâlâ “faili meçhul”!

“Faili meçhul” cinayetleri çözmek, devletin namus borcudur.

Devlet, 28 yıldır bu namus borcunu ödemiyor.  

Hepimiz biliyoruz.

Uğur Mumcu…

*”Ben, Atatürkçüyüm” dediği için öldürüldü.

*”Ben, Cumhuriyetçiyim” dediği için öldürüldü.

*”Ben, laikim” dediği için öldürüldü.

*”Ben, antiemperyalistim” dediği için öldürüldü.

*”Ben, tam bağımsız Türkiye istiyorum” dediği için öldürüldü.

*”Ben, terörün karşısındayım” dediği için öldürüldü.

*”Ben, gericilerin, yobazların, hırsızların, vurguncuların, çıkarcıların düşmanıyım” dediği için öldürüldü.

*”Ben, insan hakları savunucusuyum” dediği için öldürüldü.

O öldü, düşüncelerinin bedelini canıyla ödedi, ama yaktığı ışık gerçek gazetecileri aydınlatmaya devam ediyor.

Onu öldürdüler, ancak yenemediler.

Yazdıklarıyla, söyledikleriyle yaşamaya devam ediyor.

 

İşte Uğur Mumcu’nun bugüne de ışık tutan görüşleri

*”Tarikat-siyaset-ticaret üçgenine dikkat edin. Böyle giderse ortada devlet kalmaz, devlet organları bu yapıların parçası olur.”

*”Devlet hukuktan saparsa, çetelerin oyuncağı olur, siyaset de çeteleşir.”

*Aydınlar susarsa, teslim olursa, kirliliğe bulaşırsa bunun sancısını sadece kendileri değil, toplum da çeker.”

*”Unutmayalım ki, cesur bir kez, korkak bin kez ölür. Önemli olan insanın böyle bir toplumda mezar taşı gibi susmamasıdır.”

*”Toplumu ayakta tutan temel dayanaklardan biri, adalet duygusudur. Bu duygu bir kez yara aldı mı demokrasinin temelleri sarsılmıştır.”

*”Çare, solda ve sağda, düşünce özgürlüğünü kısıtlayan bütün engellerin kaldırılmasıdır. Bir başka çare de yoktur. Ancak özgürlükçü ve demokratik toplumlarda bu ‘siyaset-tarikat-ticaret’ üçgeni ile savaşılır. Kapalı rejimlerde ise bu akımlar, devlet kadrolarını, sinsi ve karanlık yöntemlerle ele geçirirler.”

*”Atatürk’ün laiklik ilkesinin ancak ve ancak özgürlükçü demokrasilerde savunulacağına inanıyorum. Demokrasilerde çözüm yolları yasalarda değil, özgürlüklerde aranmalıdır.”

*”Demokrasi çok boyutlu bir kavramdır. Demokratik toplumlarda sermaye kesimi hangi koşullarda örgütleniyorsa, emek kesimi de aynı hakları kullanabilmelidir. Demokrasi anlayışı işte budur.”

*”Atatürk’ün çağdaşlaşma anlamındaki Batılılaşma çabaları, Amerikan destekli Araplaşma eğilimleriyle yer değiştirmiştir. Atatürk’ün milliyetçilik ilkesi İslam ümmetçiliğiyle yer değiştirmekte; necip millet kuruntularına dayalı bir çeşit Arap ırkçılığı yerleştirilmeye çalışılmaktadır.”

*”Biz; Atatürkçülüğün özgürlük ve uygarlık savaşının adı olduğuna, bunun için Atatürkçülüğün ancak yasak tanımayan özgür bir ortamda güç kazanacağına inanırız. “

*”Dinsel gericilik, ülkemizde yıllardır bir siyasal sömürü aracı olarak kullanılıyor.”

*”Haklıdan yana değil de güçlüden yana olanlar, korkak ve kaypak olurlar. Güç merkezi değiştikçe dönerler, fırıldak olurlar.”

İşte Uğur Mumcu’nun görüşleri, işte hâlâ yaşamaya devam ettiğimiz ülkemiz gerçekleri!

- Kocaeli Gazetesi, M.Tanzer Ünal tarafından kaleme alındı
https://www.kocaeligazetesi.com.tr/makale/6315001/mtanzer-unal/her-24-ocak-artik-ugur-mumcu-gunu