İstanbul Sözleşmesi ile ilgili kararname ülkemize yakışmadı.

Fahri Örengül
Fahri Örengül

İstanbul Sözleşmesi’nin tam adı “KADINA YÖNELİK ŞİDDET VE AİLE İÇİ ŞİDDETİN ÖNLENMESİ VE BUNLARLA MÜCADELEYE DAİR AVRUPA KONSEYİ SÖZLEŞMESİ” şeklindedir.

**

Sözleşmenin tarihi 11Mayıs 2011, yani yaklaşık 10 yıl önce İstanbul’da düzenlernerek imzaya açılmış bir sözleşme.

Bu sözleşme ülkemizin de kurucusu olduğu Avrupa Konseyi sözleşmelerinden bir tanesi olup Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden 24 Kasım 2011 tarihinde oy birliği ile geçirildikten sonra uygulamaya konulmuş durumda.

**

Anayasamızın 90’ıncı maddesi Meclis’ten geçen uluslar arası sözleşmelerin iç hukukumuzda bağlayıcı olduğunu hükme bağlamış durumda.

Yani bu sözleşme yaklaşık 10 yıldır iç hukukumuzda uygulanıyor.

**

Kadının korunmasına ilişkin iç hukukumuzda başka bir çok düzenlemeler var.

Ama tüm bu düzenlemelere rağmen kadına karşı şiddet bir türlü durdurulamıyor.

Durdurulamayan bu şiddet karşısında bu sözleşmenin daha da etkili kullanılması gerekirken bir kararname ile yürürlükten kaldırılması tam bir yönetim ve hukuk skandalıdır.

Sözleşmenin 4 maddesindeki başlık kadınlara karşı “ temel haklar,eşitlik ve ayrımcılık yapılmaması “ şeklindedir.

Uygulama ile ilgili 12 maddesi de “ genel yükümlülükler”başlığını taşıyor.

**

Bu kanunun 4 maddesindeki LGBT haklarını güvenceye alma,12 maddesinin de örf ve adet ve geleneklerin kökünün kazınacağı,bu şekilde örf ve adetler ile geleneklerimize zarar verileceği gerekçesi ile itiraza uğruyor.

Biliyorsunuz Boğaziçi Üniversitesi’ndeki rektör atamasına direnen öğrencilere karşı da LGBT’nin korunduğu gerekçesi ileri sürülerek öğrencilerin demokratik eylemleri sulandırılmaya çalışılıyor.

Aynı şekilde bu sözleşme de benzer ve gerçekle alakası olmayan gerekçelerle sulandırılmış durumda.

**

Halbuki kanunun özünden bunun anlaşılması imkansız.

Kanun uluslararası bir sözleşme.

Bu yüzden de genel hükümler içeriyor.

Mesela bazı ülkelerde kadının sünnet edilmesi gibi,küçük yaştaki kız çocklarının evlendirilmesi,birden fazla eş edinme gibi gerçekten kökünden kazınması gereken gelenekler var. Bizde başlık parası, küçük yaştaki kız çocuklarının zorla evlendirilmeleri,bekaret tartışmaları nedeniyle kadınların öldürülmeleri,kadının özgürlük ve eşitliğini eşitliğini ortadan kaldıran adına gelenek denilen değiştirilmesi gereken uygulamalar var.

**

İşte bu kanun ülkelerin kendi iç uygulamalarını ayrıca belirleyebilecekleri ,uluslararası uygulamalara yönelik bu türde genel hükümler taşıyor.

Bu türdeki genel hükümler nedeniyle ,ülkemizdeki olması gereken ,doğru olan gelenek ve göreneklerin değiştirileceğini iddia etmek tam bir abesle iştigal.

Bu yüzden İstanbul adını taşıyan bu sözleşmenin ortadan kaldırılması çağdaşlaşma yolunda bulunan ülkemiz açısından çok ciddi bir hata .

**

İşin en acı tarafı Meclis’ten geçerek kanunlaşmış ve iç hukukumuzda da Anayasa 90.madde gereğince kanun hükmünde bulunan bir uluslararası sözleşmenin kanunla değil, bir kararname ile ortadan kaldırılmasıdır.

Bu uygulama gerçekten meclisi devre dışı bırakan ve demokratik teamülleri tamamen ortadan kaldıran bir uygulamadır.

Bence hukuken İstanbul Sözleşmesi halen yürürlüktedir.

**

Cumhuriyetin kuruluşu ile birlikte dogmatik dayatmaları reddeden, sebep sonuç ilişkileri ile bilimselliği ve çağdaşlaşmayı esas alan , Avrupa Konseyinin kurucu üyesi olan ülkemize bu uygulama hiç yakışmadı.

- Kocaeli Gazetesi, Fahri Örengül tarafından kaleme alındı
https://www.kocaeligazetesi.com.tr/makale/6800877/fahri-orengul/istanbul-sozlesmesi-ile-ilgili-kararname-ulkemize-yakismadi