Bu ülkede sağlıklı yaşamak!..

Mustafa Küpçü
Mustafa Küpçü

Bugün, “Dünya Sağlık Günü.” 

8-14 Nisan da “Sağlık Haftası” olarak değerlendirilecek.

Bugün ve hafta boyunca, sağlık sektörü çalışanlarının ve vatandaşın sağlık sorunlarını tartışacağız.

Önce, bir hatırlayalım;

Anayasamızda, “Cumhuriyet’in nitelikleri” başlıklı 2. Maddesinde; Türkiye Cumhuriyeti’nin “Demokratik, Laik, SOSYAL bir HUKUK DEVLETİ” olduğu belirtilir.

“SOSYAL DEVLET” vatandaşları arasında ayrım yapmaksızın, “maddi ve manevi varlığını korumak ve desteklemekle” yükümlüdür.

Madde 56 ise; “ Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir” dedikten sonra, bu hakkı sağlama görevini devlete veriyor.

Şimdi, bu temel haklar üzerinden ülkemiz gerçeklerine bir bakalım.

Somut bir örnek;

Vatandaş, tansiyon hastası, sigortalı emekli.

Devlet Hastanesi’nde muayene olacak. Önceden randevu almak ya da sabahın erken saatinde hastaneye gidip sıraya girmek, saatlerce beklemek zorunda. Doktorun kısa süreli teşhisine ve yazdığı reçeteye güvenemiyor! Ya da aldığı ilaçlardan beklediği faydayı sağlayamıyor. Çaresiz, bir özel hastaneden “tavsiye edilen doktor” için randevu alıyor. Sigortalı emekli olduğu halde, muayene ücreti olarak 250 TL. ödüyor! İlaçlarını alırken de bir miktar “katkı payı” ödüyor!

Sonra soruyor; “Sosyal Devlet nerede?”

Bu ülkede SGK primlerini ödeyemediği, ya da işsiz ve sosyal güvenceden yoksun milyonlarca insan var!

Yaşayarak, çeşitli örnekleriyle anlıyoruz ki; bu ülkede “paran kadar sağlık” alabiliyorsun!

Adam SGK üyesi ve emekli. Uykusunda yüksek tonda horluyor, kısa sürelerle nefessiz kalıyor, hemen her gece korku ile yaşıyor.  Teşhis için bir özel hastanede muayene oluyor. 2 gece cihazlara bağlı kalıyor. Doktor vizite ücreti dahil 1.050 TL. ödüyor. Verilen rapor üzerine, uyku sırasında bağlı olacağı özel cihazı almak için SGK’ya başvuruyor.. “Cihazı sen alacaksın, sonra, eşinizle birlikte geleceksiniz, eşiniz bir taahhütname imzalayacak. Biz cihazın yüzde 25’ni ödeyeceğiz ama işiniz bitince cihazı bize teslim edeceksiniz” diyorlar! (Ölüm halinde cihazı geri istiyor!)

Daha pek çok örnek verilebilir.

●      Bu ülkede TIP eğitimi büyük ölçüde yetersiz. Birincilikle mezun olmuş Tuğba A. “Doktor arkadaşıma anne babamı teslim edemem” diyor! (20.6.2009)

●        Eğitim ve Araştırma hastaneleri büyük maddi sorunlar içinde.

●      Sağlık çalışanları maddi ve manevi sorunlar yaşıyor.

●      Cumhuriyet’in kuruluş yıllarında aşı üretip dünyaya ihraç eden Türkiye, aşı üretim tesisleri kapatıldığı için bugün aşı üretemiyor!

●      Kent Devlet Hastaneleri ard arda kapatılıyor, kentlerin dışında devasa Şehir Hastaneleri yapılıyor. “Hastane müteahhitlerine yüksek miktarda kiralar ödeniyor, “hasta ve teknik tetkik garantileri” veriliyor. (2020 yılında kira ve hizmet bedeli olarak 8 milyar 700 milyon TL. ödendi.)

●      İlaçta büyük ölçüde dışa bağımlıyız. Dolar/Avro arttıkça ilaç maliyetimiz de artıyor! İlaç ithalatçısı firmalara ödeme yapmakta zorlanıyoruz!

●      Sağlığa ayrılan bütçe yetersiz. Dünya Bankası verilerine göre kişi başına sağlık harcamasında AB ülkeleri içinde sonran üçüncüyüz. Kişi başına düşen doktor ve hemşire sayısı ile 34 OECD ülkesi içinde sonuncuyuz! Dünyanın en sağlıklı ülkesi İspanya. Türkiye Türkiye 51. Sırada.

●      Son örnek; Koronovirüs mücadelesinde de sınıfta kaldık! “Maske, mesafe, hijyen” uygulamasında fahiş yanlışlar yaptık! Aşılamada düzeni tutturamadık! Nisan ayında bitecek denen aşı süreci şimdilik sonbahara kaldı!

Sonuç;

Anayasamızdaki temel hükümlere göre, “KAMUSAL SAĞLIK” ilkelerine uygun bir sağlık düzenin kurmalıyız. Sağlık, bir “İNSAN HAKKI” dır.

- Kocaeli Gazetesi, Mustafa Küpçü tarafından kaleme alındı
https://www.kocaeligazetesi.com.tr/makale/6900157/mustafa-kupcu/bu-ulkede-saglikli-yasamak