Mavi gözler ardından

Yağmur Uğuzluoğlu
Yağmur Uğuzluoğlu

Çocuklar sokaklarda oynarken pek bir mutluydular. Hayatlarındaki tek problem oyun oynarken çamura düşmeleri ve kıyafetlerini kirletmeleriydi belki de. Mahalle çocuğuydu bu. Düşerdi de, kalkardı da. Akşam ezanı okununca herkes canı sıkıla sıkıla evine gider, annesinin dizinin dibine otururdu. Bir çocuk dışında… Papatya’nın ne annesi vardı, ne evi. Bir babası vardı ama. Sapsarı saçlı, masmavi gözlü bir kahramandı babası. Mahalledeki okulun çöplüğünde ısınmak için bir şeyler ararken bir kitabın içinde görmüştü onu. Uzun uzun bakmış, seyretmişti onu. Sonra bekçi onu kovalamaya başlayınca kitap ile birlikte koşa koşa kaçmıştı oradan. O gün bu gündür, o kitap ve içindeki babası Papatya’nın tek varlığı oldu.
 Kendi kendine, o kitaba bakarken okumayı da çözünce demesinler keyfine! Babasının ismi Atatürk’müş. Bunu, mahallede sahip olduğu tek tük arkadaşlarına - evi olmadığı ve yüzü kirli olduğu için çok çocuk korkardı ondan - söyleyince çoğu ona gülüp onun yanından gitmişti. Annesi ve babası öğretmen olan bir ablası vardı. O yanından gitmeyip ona Atatürk’ü anlatmıştı. Babasını tanımayı, onunla ilgili bir şeyler öğrenmeyi o kadar çok sevmişti ki Papatya, keşke bir zaman makinem olsa da biz akşama yaklaştıkça ben zamanı geri alsam diye düşünmüştü. Ama hayaller bazen sadece hayal olarak kalırlar. Akşam olmuştu o gün. Mahalle çocukları evine girmiş, Papatya yalnız kalmıştı. Sokaklardı onun evi. Arkadaşlarından hep görüyordu, evlerine misafir geleceği zaman herkes evini temizliyor, güzel kıyafetler giyiniyor ve çok mutlu oluyordu. Ne komik diye düşündü Papatya, insanlar birkaç saatliğine birisini evine alacak diye ne çok seviniyor. Halbuki ben her günün her saatinde birini ağırlıyorum bu koskocaman şehirde. Güldü, hoplaya zıplaya yeni odasını seçmeye yöneldi.

Yazın yavaş yavaş geldiğini hissediyordu. Ağaçlar tomurcuklanmış, kaldırımların arasından çiçekler fışkırmış, hava daha geç kararır olmuştu.

Günlerden 22 Nisan’dı. Ablasının anlattığına göre yarın onun günü, onun bayramıydı. Babası bu önemli günü ona ve arkadaşlarına armağan etmişti. Ama 23 Nisan’ın neden önemli olduğunu bir türlü hatırlayamıyordu Papatya. Neydi o?

Babası seçim yapma, kural koyma gücünü çok sevdiği milletine verebilmek için Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni kurmuştu o gün. Ulusal egemenliğin doğrudan doğruya ulusa ait olmasını, yönetici gücün belli kişiler elinde değil, kendi halkında olmasını sağlamıştı.

Babası bu büyük günü tüm dünyadaki çocuklara armağan etmişti. O an babasıyla gurur duydu Papatya. Evet, Atatürk Papatya’nın babasıydı ve onu kimseyle paylaşmak istemiyordu ama her çocuğun onunki gibi bir babaya sahip olmasını istediğinden dolayı, diğer çocuklara hiç kızamıyordu.  

Atatürk’e göre çocuklar bir milletin geleceğidir. Onlar olmadan bir millet ayakta kalamaz. Bunu “Büyük başarılar değerli anaların yetiştirdikleri seçkin çocukların yardımı ile meydana gelir.” gibi pek çok farlı sözleriyle anlayabiliriz. Çocuk sevgisinin insan sevgisi için gerekli olduğunu düşünen ve tüm çocukların her türlü ihmal ve istismardan korunmasının gerekli olduğunu savunan Ata’mız bu nedenlerden dolayı bu günü Papatya ve arkadaşlarına hediye etmiştir.

Ama yaptıkları sadece bu kadarla da kalmıyordu ki… Neler neler yapmıştı babası o ve arkadaşları için. Savaşlar vermişti hem düşmana, hem cehalete karşı. Onlara mis gibi bir memleket bırakmıştı babası. Güzel bir dil, çok güzel bir bayrak bırakmıştı. Papatya bunları öğrenmişti ablasından. Bir şey daha vardı ama neydi? O kadar heyecanlanmıştı ki ablasıyla konuşurken, tam öğrenememiş miydi yoksa babasını? Ah! Doğru doğru, hatırlamıştı şimdi Papatya. Kendisi gibi dans etmeyi de çok severmiş babası. Papatya da en çok bomboş sokaklarda şarkılar mırıldanarak dans etmeyi severdi.
Papatya düşünüyordu sürekli. Madem onun için bu kadar uğraşmıştı babası, o zaman onu neden bırakmıştı ki? Bunu ablasına söyleyince ablası ona çok kızmıştı. Ona demişti ki, “O seni ne zaman bırakmış? Yok böyle bir saçmalık.” Papatya’nın elinden tutmuş, kızın elini tam küçük kalbinin üstüne bırakmıştı. “Sen onu göremiyor olabilirsin ama o seni her mavi gözün ardından izliyor.”
Papatya düşünemeyecek kadar yorulmuştu. Hem yarın bayramdı. Babasının, kendisinin bayramıydı. Erken olgunlaşması gereken bir çocuktu, ama çocuktu ya! Bu ona yeterdi.

Güzel uyumalıydı ki yarın arkadaşlarıyla oynayabilsin. Bunları düşleyerek uykuya daldı Papatya.
Sabah olduğunu bağırışlardan anlamıştı. Hızlıca uyanıp, üstünü başını silkeleyip hemen oyunların oynandığı mahalleye doğru yola çıktı. Mahalleye gelince bir de ne görsün, tüm çocuklar kırmızı beyaz yeni bayramlıkları içinde şen şakrak oynuyor. Bayraklar, balonlar asılmış mahallenin dört bir yanına. 23 Nisan havası her yerinde mahallenin. Çocuklar bayramlarını şen şakrak kahkahalar ile kutluyor. Bir süre bu güzel manzarayı izledi Papatya. Sonra hemen oynamaya gitti. Çocuklar öyle mutluydular ki, onu dışlamadılar bile. Hemen aralarına aldılar. Bütün gün, akşam olana kadar çığlık çığlığa oyun oynadılar. Körebe, saklambaç… Hatta bir ara kıvırcık saçlı, gözlüklü bir çocuk su içmeye eve gitmişti, geri dönerken elinde bir tane daha bardak vardı. Papatya’ya da su getirmişti. Öyle güzel bir gün geçirdi ki Papatya, akşam olmasına bile üzülemedi. Arkadaşlarına vedasını etti, yine yola koyuldu. Babası görmüş müydü bugün onu acaba? Mutlu olmuş muydu ona bir çocuğun su getirdiğini görünce? Bunları düşünerek yürürken kuytu bir yer buldu kendine, yerleşti oraya. Tam uykuya dalacakken ıslak bir şey sürtündü eline. Zıplayarak uyandı Papatya. Bir baktı küçük siyah bir köpek yavrusu. Hemen sevmeye başladı onu Papatya. Sonra bir gördü ki köpeciğinin gözleri masmavi. Ablasının dedikleri geldi aklına. “Sen onu göremiyor olabilirsin ama o seni her mavi gözün ardından izliyor.” Babası görmüştü onu o gün. Yüreğinde hissetti bunu Papatya. Kocaman sarıldı köpeğine. Küçük kalbine yakışır şekilde küçük gözyaşları döktü. Teşekkür etti babasına. Bize güzel bir millet, şanlı zaferler, gurur veren bir bayrak verdiği için teşekkür etti Atatürk’e. Mavi gözler ardından…

- Kocaeli Gazetesi, Yağmur Uğuzluoğlu tarafından kaleme alındı
https://www.kocaeligazetesi.com.tr/makale/6997149/yagmur-uguzluoglu/mavi-gozler-ardindan