Bu “patent” sayısıyla mı, ekonomide ilk 10’a gireceğiz?

M.Tanzer Ünal
M.Tanzer Ünal

Önce, “patent nedir” basit bir tarifini yapalım.

Patent, bilimsel ve teknik bir buluşun, ya da böyle bir buluşu uygulama alanında kullanma hakkının kime ait olduğunu gösteren resmi bir belgedir.

Bu açıdan bakıldığında, ülkelerin sahip olduğu “patentli ürün” sayısı çok önemlidir.

Patentli ürün sayısı çok olan ülkeler, “zengin ülke” olarak kabul edilir.

Yani patent sayısı, ülkelerin gelişmişliğinde önemli bir kıstastır.

Ülkeler değerlendirilirken, mutlaka “patent sayısı”na da bakılır.

Türkiye’nin durumu ne?

Kısa adı “EPO” olan Avrupa Patent Ofisi, 2020 verilerini geçenlerde açıkladı.

Türkiye, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin çok gerisinde.

Bazı şirketlerden bile geride.

Türkiye’nin geçen yılki toplam patent başvurusu, 594.

Oysa sadece Samsung’un bir yıllık patent başvususu, 3 bin 276.

Samsung’u 3 bin 113 patent başvurusuyla Huawei, 2 bin 909 patent başvurusu ile LG takip ediyor.

Türkiye, bu patent başvuru sayısıyla “patent ligi”nde 24’üncü sırada.

Patent liginin zirvesindekiler

İlk sırada her yıl olduğu gibi yine ABD var.

ABD, 2020 yılında tam 44 bin 293 patent başvurusu yapmış.

İkinci sırada 25 bin 954 patent başvurusuyla Almanya bulunuyor.

Hani o bizi kıskanan (!) Almanya!

Patent liginde ilk 10’da bulunan ülkeler ve patent sayıları şöyle:

*ABD : 44.293

*ALMANYA : 25.954

*JAPONYA : 21. 841

*ÇİN : 13.432

*FRANSA : 10.554

*GÜNEY KORE : 9.106

*İSVİÇRE : 8. 112

*HOLLANDA : 6.375

*İNGİLTERE : 5.715

*İTALYA : 4.600

Bir ayrıntı daha vereyim.

2020 yılında en fazla başvuru, “medikal-teknoloji” alanında yapılmış.

Bunda elbette pandeminin büyük etkisi var.

Bir yılda bu alanda 14 bin 295 patent başvurusu gelmiş.

Medikal-teknolojinin ardından sırasıyla dijital iletişim, bilgisayar teknolojileri ve elektrik-enerji sektörleri geliyor.

Türkiye, neden geride?

Bunda şaşılacak bir şey yok.

“Ekme-biçme” olayı…

Sen eğitim sisteminde nasıl insanlar yetiştirirsen, öyle sonuç alırsın.

Senin eğitim sisteminde “bilimsel eğitim” değil de “dinsel eğitim” ağırlıktaysa, patent başvuru sayın da böyle düşük olur.

“Dinsel eğitim”den “bilimsel sonuç” elde edemezsin

Hani dünya ekonomisinde ilk 10 ülke arasına girmeyi hedefliyoruz ya, “Bu patent sayısıyla mı?” diye sormadan edemiyor insan.

Milletvekili olamadınız, size rektörlük verelim

“AKP yönetim tarzı”, devlete artık iyice yerleşti.

Özünde şu var…

Üst düzey bir göreve mi gelmek istiyorsun, mutlaka AKP’li olacaksın.

Önkoşul bu.

Gerisi “reisin takdirine” kalmış.

Büyükelçi olabilirsin…

Rektör olabilirsin…

Genel müdür olabilirsin…

Yönetim kurulu üyesi olabilirsin…

Son günlerdeki rektör atamalarında, bu “AKP yönetim tarzı”nın çok güzel örneklerini görüyoruz.

Akademisyen…

AKP’den milletvekillik yapmış…

Dönemi bitince, hop rektörlük koltuğuna oturtuluyor.

Veya…

Seçimlerde AKP’ye milletvekili adaylığı için başvuran akademisyen…

Listeye girememiş, “Milletvekili olamadın, sana rektörlük verelim” deniyor.

Gördüğünüz gibi, boş yok, AKP’li olan “okumuşlar” mutlaka “ödülünü” alıyor.

AKP, bu uygulamasıyla rektör olmak için yanıp tutuşan akademisyenlere “yol-yöntem” gösteriyor.

Bize gelin, milletvekili olamazsanız da “rektör” veya “büyükelçi” olursunuz.

Nasıl ama?

- Kocaeli Gazetesi, M.Tanzer Ünal tarafından kaleme alındı
https://www.kocaeligazetesi.com.tr/makale/7071804/mtanzer-unal/bu-patent-sayisiyla-mi-ekonomide-ilk-10a-girecegiz