Bayram mı, seyran mı?

Mustafa Küpçü
Mustafa Küpçü

İnsan, doğa ve dünyevi yaşam sürekli bir değişim içinde.

Kimi insan bu değişime uyum gösterebiliyor ve geriye bakmıyor.

Kimi insanın aklı ise geçmişte kalıyor!

Ben, kendi payıma, çocukluk ve gençlik yıllarımın Ramazan günlerini ve bayramlarını özlüyorum.

Mahalle arkadaşlarımızla birlikte, kimi zaman ellerimizde yumurtalar ya da içli pide malzemeleriyle, erken saatte fırınlarda sıraya girdiğimiz, önce yakın akrabalarla sonra da mahalle komşularımızla iftar sofralarında buluştuğumuz o güzelim ramazan günlerini özlüyorum.

Çünkü, o günlerin doğallığı, saflığı, paylaşma kültürü vardı içimizde.

“Giritli Esma Hanım” baş tacımızdı.

Bayram hazırlıkları, ev temizliği, bayramda yeni bir ayakkabı ya da elbise heyecanı vardı.

Bayramdan bir hafta on gün öncesi, uzaktaki akraba ve dostlara tebrik kartları yazar ve gönderirdik.

Bayram günleri, bayramlaşma ziyaretleri ile yaşanırdı.

Ailemizle, akrabalarımızla, mahalle komşularımızla içten kucaklaşmalardı bayramlar.

Ya sonra?

Dini bayramlarda yakın ya da uzak yerlere gidip “tatil” yapmak giderek daha çok insan ve ailenin tercihi olmaya başladı.

Kapitalist ekonomik düzen, “ticari kaygılarla” tatil sürelerini uzatarak kışkırtıyordu insanları!

Toplumsal değerlerimiz de değişime uğruyordu.

Ve bugün;

Yaşadığımız salgın nedeniyle adeta “tutsak” bir yaşam düzeni içinde şaşkınız!

Toplumun büyük çoğunluğu, hastalıktan çok “yoksulluktan” bezgin!

“Kayıt dışı” çalışanlar, esnaf, pazarcı, tarımsal ürün üreticileri, gündelik işlerde günübirlik kazananlar, “sendikalı olma hakkını” kullandıkları için “KOD 29” ile işten atılanlar, sanatçılar, üniversite bitirip işsiz kalanlar, asgari ücretle yaşam savaşı verenler, bu koşullarda fabrikalarda ve madenlerde çalışmak zorunda kalan emekçiler ve bu geniş insan kitlesinin çocukları için bayrandan söz etmek kolay mı?

“Bayram gelmiş neyime?” türküsü geliyor aklıma!

İki aşıyı da olmalarına ve tüm dikkatleriyle hem kendi sağlıklarını hem de başkalarının sağlıklarını titizlikle korumaya çalışan 65 yaş üstü insanların giderek büyüyen ruhsal sorunlarını birkaç günlük bayramla telafi etmek mümkün mü?

Çocuklarını, torunlarını göremeyen, sarılamayan bu insanlar için bayramın bir anlamı kalabilir mi?

Emekliler için belki de bir “tesellidir!” Çünkü, artan hayat pahalılığı nedeniyle emeklilerin büyük çoğunluğu da artık daha da yoksul ve torunlarına ayıracakları bayram harçlığı da yok!

Salgın koşullarıyla daha da yoksullaşan, yalnızlaşan, bunalan insanlar için bayram sevinci olabilir mi?

Ulusal Bayramlarını bile gönlünce kutlama olanağını kaybeden bir toplumun dini bayramları teselli, olabilir mi?

Kendi payıma, böylesine bir bayram yazısını yazmaktan mutlu değilim. Ama hissettiklerim bunlar!

Her şeye karşın, tüm okurlarımın, akraba, arkadaş ve dostlarımın bayramını iyi dileklerle kutlarım…

- Kocaeli Gazetesi, Mustafa Küpçü tarafından kaleme alındı
https://www.kocaeligazetesi.com.tr/makale/7080370/mustafa-kupcu/bayram-mi-seyran-mi