Gazetecilik de mutlaka arınmalı

M.Tanzer Ünal
M.Tanzer Ünal

Son günlerde yaşanan olaylar, “özeleştirileri” de beraberinde getirdi.

Siyaset, arınmalı…

Yargı, arınmalı…

Emniyet, arınmalı…

Türkiye öyle kirlendi ki, “temiz” kalmayı başarabilen hemen hemen hiçbir meslek grubu yok.

Buna bizim mesleğimiz de dahil.

Hadi-Süleyman Özışık kardeşlerin siyasetçi ve mafya liderleriyle ilişkileri, bizim meslekle ilgili gerçekleri de iyice su yüzüne çıkardı.

Gazeteciler için de arınma gerekli.

Belki de diğer meslek gruplarından daha fazla.

50 yılı aşkın süredir bu işin içindeyim, gazeteciliğin bu kadar kirlendiğine hiç tanık olmadım.

Tabii bunda son yıllarda yaratılan siyasi iklimin de payı büyük.

İktidarın “Ya benden olacaksın, ya da sana yaşama hakkı vermem” diretmesi; ilkesiz, ahlak değerleri ve yaşamsal direnci düşük gazetecilerin “gazetecilik çizgisi”nden sapmalarına neden oldu.

Savrulup gittiler…

Gazete ve televizyonlar, AKP yandaşı işadamlarının eline geçince, çalışanlar da “yandaş” olmayı tercih ettiler.

AKP’nin “emir kulu” oldular.

Otur otur, kalk kalk!

Şunu şöyle yaz, bunu böyle yaz!

Kayıtsız şartsız partinin bütün kararlarına alkış tuttular.

“Siyasetçi-işadamı-üst düzey bürokrat” arasında yaşanan rant ilişkilerine ister istemez gözlerini kapadılar.

“İhale bağlama” peşinde koştular.

Ev, arsa, lüks araba kapma yarışına girdiler.

Dönem dönem egemen güçlerle birlikte oldular.

Tarikatların ve mafyanın değirmenlerine su taşıdılar.

“Çantacılık” ve “tetikçilik” yaptılar.

“Haberle” tehdit edip, şantajla para koparmaya kalktılar.

Yerelde ve ulusalda, gazetecilik çok kirlendi çok!

Mutlaka arınmalı!

Çünkü gazetecilerin görevi, kirli ilişkilere girenlerin ipliğini pazara çıkarmak.

Yönetenleri eleştirmek.

Yönetilenlerin haklarını korumak.

Haksızlıklara karşı direnmek.

Devlet malına el uzatanların elini kırmak.

Milletin birliğini, devletin dirliğini, toplumun düzenini sağlamak.

Gazeteciler de bu milletin kanını emen, devletin altını oyan, “siyasi ve mafyatik egemenlerle” birlikte olursa, bu işin sonu nereye varır?

Halkı kim koruyacak?

Haksızlıklara karşı kim direnecek?

Hırsızların, rüşvetçilerin, rant peşinde koşanların yollarını kim kesecek?

Dinimizi siyasete ve ticarete alet eden çıkar gruplarıyla kim savaşacak?

Demokrasiye, özgürlüğe, hukukun üstünlüğüne, laikliğe kim sahip çıkacak?

Bu nedenle gazetecilik de arınmalı, diğer meslek gruplarından daha önce arınmalı ve gerçek işlevine dönmeli.

Sessizlerin sesi, mağdurların savunucusu, kamu yararının yılmaz bekçisi, devleti ve milleti soyanların korkulu rüyası olmalı.

Eğer gerçek gazete ve gazeteciler yok edilirse, ülke yamyamların eline tam geçmiş olur.

Gerçek gazetesi, gerçek gazetecisi ve özgür basını olmayan bir ülke de “kanatsız kuş” gibidir.

Kanatlanıp uçamaz.

Sürünür…

Süründürürler…

Bu nedenle Türk basınının acilen arınması şart!

Kulakları çınlamıştır

Bülent Arınç…

Bir zamanlar Türk siyasetinin ana aktörlerinden biriydi, Erdoğan tarafından “aut” edildi, köşesine çekildi.

Yıllar önce, henüz daha Türk Silahlı Kuvvetleri’ne yapılanın “kumpas” olduğu açıklanmamışken, ne demişti Arınç?

“Türkiye, bağırsaklarını temizliyor…”

Şimdi?

Şimdi sesi çıkmıyor.

Ama kulakları mutlaka çınlıyordur.

O dönemde yaşadıklarımız “bağırsakların temizlenmesi” ise bugün yaşadıklarımız acaba ne?

- Kocaeli Gazetesi, M.Tanzer Ünal tarafından kaleme alındı
https://www.kocaeligazetesi.com.tr/makale/7213151/mtanzer-unal/gazetecilik-de-mutlaka-arinmali