Doğru

Yağmur Uğuzluoğlu
Yağmur Uğuzluoğlu

Hayatımızın doğrular ve yanlışlar üzerine kurulu olduğunu fark ettiniz mi? Dışarıdan zarar görmemek içinmişçesine dağlarla çevrilmiş olan bir kasabada yaşıyoruz sanki. Doğru olan varlıklar ve hatalı, yanlış olan varlıklar… Doğru varlıklar, doğru hareketler her zaman iyiyi temsil ederken, yanlış olarak görülen, yasaklı olan hareketler her zaman kötü değil midir?

Peki, bu doğru ve yanlış kavramları, her toplum için aynı mıdır? Ya da size sorumu şu şekilde bir açıklama yaparak sorayım: iyi ve kötü, doğru ve yanlış kavramları bir toplumun ahlakını, anlayışını ve yapısını geliştirir hatta bu toplumu oluşturan şey, bu kavramların getirdiği düşüncelerdir. Fakat ahlak denilen kavram, yani iyi ve kötü olan varlıkların oluşturduğu anlayış, neredeyse her toplum için farklıdır. Yani iyi ve kötü, her toplum için evrensel geçerliliği olan kavramlar değillerdir. Yasaklı, yani kötü olan şeyler de, iyi olan şeyler de-toplumları bırakın- kişiden kişiye bile değişen şeylerdirler. O zaman bu noktada hangi ahlakın en iyisi olduğunu ya da hangi toplumun en iyi yapıya sahip olduğunu anlayabilir miyiz?

Benim bu soruya vereceğim cevap, anlayamayız olur. Çünkü bizim için yapılması suç olarak bile görülebilecek bir şey, başka bir insan için dünyanın en kutsal işi olabilir. Bu durum toplumun gelenek göreneklerine göre değişir ve her insan bu konuda kendi toplumunu, kendi ahlak kurallarını savunur. Bu durumda olayları objektif olarak incelemek çok zordur, çünkü kişi kendi geleneklerine göre büyütülmüş ve yetiştirilmiştir. Bu tip nedenlerden dolayı, toplumların sahip olduğu ahlaklar arasından, şu ahlak en iyisidir gibi bir seçimin yapılabilmesi ve tüm dünyanın bu seçimi uygun görmesi mümkün değildir.

Şu an tartıştığımız konu, ahlaki tartışmaların ve ahlak felsefesinin gündeminde her zaman için önemli bir yer almış olan rölativizm yani görecilik anlayışıdır. Rölativizm, evrensel olarak geçerli, salt ahlak değerlerinin olmadığını, bu değerlerin toplumların yapısına, çağa, kişilere göre değişebileceğini savunan öğretidir ve bu düşünceye göre mutlak doğru adında bir kavram yoktur. Bugün doğru ve iyi olarak düşünülen bir şey, yarın kınanacak kadar kötü bir varlığa dönüşebilir. Hakikat, toplum yapısına göre değişkenlik gösteren bir varlıktır.

Sofistlerin (Sofistler para karşılığında felsefe öğreten gezgin felsefecilerdir. Sofist kelimesini etimoloji açısından incelediğimizde Yunanca ‘sophos’ kelimesinden türeyen sophistes’ten gelir ve öğrenmeyi ve öğretmeyi meslek olarak edinen kişiler için kullanılır) en önemli kurucu filozoflarından biri olan Protagoras’ın bu konuyla ilgili çok güzel bir örneği vardır. Protagoras der ki, “Rüzgar, üşüyen bir kişi için soğuk, üşümeyen için soğuk değildir.” Protagoras’ın bu düşüncesi, evrensel değerlerden bahsetmenin mümkün olmadığını, doğrunun ve yanlışın, iyinin ve kötünün insandan insana, bu şekilde de toplumdan topluma değişeceğini savunur.

Sofistlere göre “iyi” ve “kötü” tanımlarıyla adlandırılabilecek olan varlıkları her zaman aynı ve değişmez olarak görmek mantıklı ve ‘iyi’ bir fikir değildir. Çünkü bu ‘doğrular’ evrensel değil, kişiseldir. Sofistlerin düşüncesine göre herkes için aynı olan bir iyi ve kötü bulunmaz.

Tabii ki bu görüşe karşı argümanlar üretilmiştir. Şimdi sizlere daha önce anlattıklarımın tam tersini düşünen Platon’u anlatacağım. Platon’a göre ‘iyi bir hayat’ için tek bir anlam vardır çünkü ‘iyi’ kavramı insanların keyiflerine ve düşüncelerine göre değişmeyen, mutlak bir varlıktır. İyi kavramı bir matematik işlemi gibidir. Matematikteki, bilimdeki bilgiler nasıl insanların düşüncelerine göre değişemez ise, ‘iyi’ ve ‘kötü’ kavramları da insanların, toplumların ve kültürlerin geleneklerine ve düşüncelerine göre değişemez.

Bakın, bu düşünceler bile doğru ve yanlış olarak değerlendiriliyor ve bana doğru gelen düşünce, size doğru gelmiyor olabilir. İşte bu sebeplerden dolayı, ben doğru ve yanlışların evrensel varlıklar ve mutlak doğrular olduğunu savunmuyorum. 

Pek çok insan dünyadaki tüm sorunların bu iki kelimenin, iyinin ve kötünün, doğrunun ve yanlışın insandan insana, toplumdan topluma değişmesi nedeniyle var olduğunu savunabilir, fakat aslında bu doğru değildir. Dünyadaki sorunlar vardır, çünkü biz insanlar iyi ve kötü kelimelerinin insandan insana değişmesini istemeyiz. Kendi doğrularımızı yanlış olarak görünce sinirlenir ve üzülürüz. Bu tip nedenlerden dolayı diğer insanların doğru ve yanlışlarına saygı duymayız. Peki, sizce bu davranış ‘doğru’ mu?

Bir dahaki hafta görüşmek üzere…

- Kocaeli Gazetesi, Yağmur Uğuzluoğlu tarafından kaleme alındı
https://www.kocaeligazetesi.com.tr/makale/7217527/yagmur-uguzluoglu/dogru