Serok Erdoğan

Ruhittin Sönmez
Ruhittin Sönmez

CB ve AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan, cuma günü Diyarbakır’da, AK Parti Genişletilmiş İl Danışma Toplantısı'na katıldı. Kapalı salon toplantısına katılan partililer "Biji Serok Erdoğan" (Yaşasın Başkan Erdoğan) tezahüratında bulundu.

Bu “biji serok” ifadesi terör örgütünün İmralı ve Kandil’deki liderleri için kullandığı bir slogan. “Serok Erdoğan” sloganına CB ve AKP Genel Başkanı bir tepki vermedi.

Erdoğan “çözüm sürecinde” samimi olduklarını ama diğer tarafın (HDP/PKK) süreci sonlandırdığını anlattı. Erdoğan’ın salondakiler ve TV’ler aracılığıyla HDP seçmenine verdiği mesajlar “yeni bir çözüm süreci mi geliyor?” sorusunu sordurdu.

Cumhur İttifakının resmî açıklamalarından “böyle bir şey olmaz” kanaati oluşabilir. Hatta MHP ve BBP kanadının asla “yeni bir çözüm sürecine” destek vermeyeceği düşünülebilir.

Ama bu tez ne kadar doğrudur?

MHP ve BBP liderlerinin daha önceki tavırlarıyla Cumhur İttifakına dahil olduktan sonraki tutumları yüz seksen derece zıttır. Bence, bu değişimi yapabilmelerini sağlayan etken ne ise bugün de aynen devam ediyor.

İstanbul Belediye seçimleri öncesinde teröristbaşı Abdullah Öcalan’ın mesajının okutulması, Osman Öcalan’ın TRT’de AKP’ye destek veren röportajına bile olumsuz bir kelime dahi sarf edemediler.

Devlet Bahçeli, 5 seneden beri, Gelecek Partisi Genel Başkanı ve Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu’na, “Serok Ahmet” diyerek O’nu itibarsızlaştırmaya çalışıyordu. Bahçeli’den “Serok Erdoğan” için henüz bir söz duymadık.

******************************

YENİ BİR ÇÖZÜM SÜRECİ

Ben R.T. Erdoğan’ın şartlar oluştuğunda yeniden bir “çözüm/açılım süreci” başlatabileceğine inanıyorum. Bu inancımı da ifade edegeldim.

Çünkü Erdoğan çok pragmatik bir siyasetçidir. İktidarda kalmak için birbirine tamamen zıt sözleri aynı inandırıcı üslupla söyleyebilir, çok kısa aralıklarla birbirine tamamen zıt politikaları izleyebilir.

Son bir yılda ivmesi artan bir şekilde Cumhur İttifakı oy kaybediyor. Muhtemelen bir yıl içinde erken seçim olabileceği öngörülüyor. Bütün anketler Cumhur İttifakının ve Erdoğan’ın kaybedeceğini gösteriyor.

Hem AKP ve hem de MHP ciddi oy kaybı yaşıyor. Erdoğan Saadet Partisi’nin bir kısım oylarını Oğuzhan Asiltürk aracılığıyla kazanmaya çalışıyor. Yetmiyor. CHP’den Muharrem İnce’nin, İYİ Parti’den Ümit Özdağ’ın partilerinden ayrılıp yeni parti kurmaları da sonucu etkilemiyor.

HDP oyları anahtar rolünde. Tek çare HDP’yi Cumhur İttifakına çekmek. Ancak HDP’yi kapatma davası açılmış, partinin eski eşbaşkanı hapiste, kazandığı belediye başkanlıkları kayyuma devredilmiş, milletvekillerinin dokunulmazlıkları kaldırılıp yargılanmakta. Böyle iken HDP ile bir anlaşma olabilir mi?

Diyelim ki HDP ile anlaştılar, HDP kitlesi AKP’ye oy verir mi veya yüzde kaçı verir?

Diyelim ki HDP ile AKP anlaştılar, diyelim ki bu anlaşmayı Devlet Bahçeli ve Mustafa Destici de destekledi. MHP ve BBP kitlesinin yüzde kaçı bu durumda Cumhur İttifakı içinde kalır? Erdoğan Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olmakla mı karşılaşır?

Erdoğan her hafta anketlerle halkın nabzını tutan ve anket sonuçlarına göre tavrını değiştiren bir liderdir. Anketlerde bu soruları sordurduğunu ve cevaplarına göre tavrını belirleyeceğini düşünüyorum.

******************************

ABD BASKISI

ABD Irak ve Suriye’de uzun vadeli bir projesini uygulamaya devam ediyor. Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) denilen bu proje ile hedefi İsrail’in güvenliğini sağlamak ve bu ülkelerin enerji kaynaklarını kontrol etmektir.

Irak’ta ABD’nin istediği Kürt Devleti (Barzani devleti) kuruldu. Suriye’nin bir bölümünde YPG/PKK güçleri devletleştirilmekte.

ABD Türkiye’nin bu projeyi aksatacak hamlelerinden rahatsızdır. Türkiye’nin bu alanda geri adım atması için zorlayacaktır.

ABD’nin Erdoğan’ın serveti davası, Halkbank davası, Sezgin Baran Korkmaz davası gibi araçlarla Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı köşeye sıkıştırması bekleniyor.

ABD Türkiye’nin Suriye’de vereceği tavizlerle YPG/PKK devletinin kuruluşunu hızlandırabilir. Türkiye’de yeni bir çözüm süreci ile ülkemiz sınırları içinde kurulacak bir Kürt devletinin tohumlarının atılmasını sağlamaya çalışabilir.

Erdoğan ABD ile ilişkilerini düzeltmek istiyor. Ama ABD’nin taleplerini kabul etmek, Türkiye için “Beka sorunu” yaratır. Erdoğan ABD’nin taleplerine ne kadar direnebilir bilemiyoruz. Trump’ın Erdoğan’ın serveti davasını açma tehdidine karşı, Erdoğan’ın Rahip Brunson’u ABD’ye göndermiş olması ümidimizi kıran bir örnek.

Bakalım ABD’nin yeni Başkanı Biden bu kozları kullanacak mı, kullanırsa Erdoğan ne yapacak?

BU DEFA İŞİ DAHA ZOR

Son dönemde “Kürt sorunu yoktur, terör sorunu vardır” anlayışı içinde olan Erdoğan’ın işi bu defa daha da zor. Çünkü “yeni bir çözüm süreci” başlatırsa yeniden “Kürt Sorununun” olduğunu kabul etmesi gerekecek.

Etse bile HDP/PKK’nın taleplerine uygun bir çözüm için kamuoyu hazır değil.

“Yeni Çözüm Sürecini” Erdoğan, bir çözüm üretmek için değil, ancak seçim kazanmak ve ABD ile ilişkileri düzeltmek için başlatacaktır. Böyle bir süreçte HDP’yi muhatap alamaz. PKK ile direkt görüşmesi zor. Sadece Abdullah Öcalan ile müzakere olursa Kandil, YPG ve ABD ciddiye almayabilir.

Bu yüzden Erdoğan’ın “Biji Serok Erdoğan” sloganları eşliğinde verdiği mesajlar ile bir nabız yoklaması yaptığını düşünüyorum. Ancak söylediklerinin HDP seçmenini kazanmaya yetmeyeceği kanaatindeyim. Diyarbakır toplantısı iktidarın çaresizliğinin dışavurumundan ibaret bir tablo olarak kalabilir.

- Kocaeli Gazetesi, Ruhittin Sönmez tarafından kaleme alındı
https://www.kocaeligazetesi.com.tr/makale/7411110/ruhittin-sonmez/serok-erdogan