Taliban üzerinden İslam tartışmaları

Fahri Sağlık
Fahri Sağlık

Güya demokrasi, özgürlük ve insan haklarını tesis ve koruma adına girdiği her yeri perişan eden en büyük emperyalist Amerika Birleşik Devletleri en son Afganistan’da da kirli yüzünü bir kez daha göstererek Afgan halkını Taliban’ın kucağına atıverdi. Hem de Afgan ordusunu donatmak için getirdiği pek çok silah ve askeri mühimmatla birlikte. Kör olmayanlar görür, aklı kıt olanlar bile anlar ki, bu işin içerisinde Amerikan emperyalizminin sinsi bir planı vardır. Bence asıl amaç uyanış içerisinde bulunan Müslümanları bu defa da Taliban üzerinden vurup dünyaya işte “Müslümanlar bunlar” diyerek tahkir etmektir. Görüyoruz ki dünya medyası bütün imkânları ile gözünü Afganistan’a dikmiş pusudaki avcı gibi bekliyor.

Aydınlarımızın (!) bazıları da sazan gibi bu konunun üzerine atlayıp Taliban üzerinden İslam tartışmalarını çoktan başlattılar bile. Benim İslam’ım, senin İslam’ın, onun İslam’ı. İslam; yüce Allah’ın peygamberleri aracılığı ile insanlığa gönderdiği ilahi dinin adıdır ve tektir. Temel iki kaynağı ilahi kitaplar ve onları tebliğ eden peygamberlerin açıklamaları ve uygulamalarıdır.

İslam Hz. Muhammed’in vefatından sonra başta Raşit Halifeler ve âlimler tarafından yorumlanarak topluma sunulmuştur. İslam dini yayıldığı değişik toplumlarda, bu toplumların farklı sosyo-ekonomik ve sosyo-kültürel yapılarına göre yorumlandı, şekillendi ve hayata geçirildi. Bizde de öyle oldu.Atalarımızın Müslüman olmaya başlaması onuncu asrın ilk yarısına rastlar. O yıllardan günümüze kadar geçen zaman diliminde, Orta Asya’dan Balkanlar’a kadar uzanan geniş coğrafyada kendi özelliklerine uygun bir İslam anlayışı, kültürü ve bunlara uygun bir yaşam tarzı oluşturdu ve yaşadı. Kur’an-ı Kerim ve Sahih Sünnet ekseninde oluşturulup geliştirilen bu inanç sistemine biz genel olarak “ Ehl-i sünnet ve'l-cemâat” diyoruz. Bu tabiri “ Peygamber ile ashap cemaatinin dinin temel konularında takip ettikleri yolu benimseyenler" diye açıklayabiliriz. Ehl-i sünnet’e bağlı olanlara “Sünnî” adı verilir.

Ehl-i sünnet’in Selefiyye, Eş‘ariyye ve Mâtürîdiyye gruplarından meydana geldiği genellikle kabul edilmektedir. Eş‘arî’nin Suriye-Irak havzasında kurduğu inanç ekolüne nispetle akılcılığa daha çok önem veren ve kökleri EbûHanîfe ile onun ilmî silsilesine dayanan diğer bir Sünnî inanç ekolü Ebû Mansûr el-Mâtürîdî tarafından Mâverâünnehir havzasında kurulmuştur. Ehl-i sünnet’in kurumlaşmasına paralel olarak Şia da yeniden şekillenip azınlığı temsil eden muhalif grubu teşkil etmiştir.

Allah tarafından vazedilmiş olan dinî hükümlerin doğru anlaşılması Allah’ın muradını tespit etmekle mümkündür. Allah kullarına iletilmesini dilediği şeyleri vahiy yoluyla peygamberlerine bildirmiş, vahyi açıklayıp uygulama görevini de onlara vermiştir. Son peygamber Hz. Muhammet’in tebligat ve uygulamalarının ilk muhatapları sahabe topluluğu olduğundan İslâm’ın temel konularında onların anlayış, uygulama ve rivayetleri Allah’ın muradına ve Peygamber’in sünnetine uygun düşen bir yol olarak kabul edilir. Bu sebeple Müslüman çoğunluk daima bu yolu takip etmeye çalışmıştır. Ehl-i sünnet âlimlerine göre naslardan isabetli hükümler çıkarmak ve ihtilaflı konuların çözümüne ulaşabilmek için önceliklea yetlerden hareket etmek, sahih hadislerin beyanlarını dikkate almak, nasları bütünlük içinde anlamaya çalışmak, naklî ve aklî bir zaruret bulunmadıkça nasların zahirine bağlı kalıp aklı nakle tâbi kılmak gerekir. Nas bulunmayan konularda ise aklın temel ilkelerine başvurularak Kur’an’ın ve sünnetin genel muhtevasına ve özüne uygun bir şekilde içtihat etmek gerekir.Ehl-i sünnetçe benimsenen bu temel ilkeler bugün bizim inanç sistemimizin temel direkleridir.Dinde ana prensip vahye uymaktır.Ehl-i sünnet vahiyle akıl arasında bir denge kurmak, ayrıca kitap, sünnet, icmâ, kıyas gibi bütün şer‘î usullere başvurmak suretiyle hemen hemen her konuda mutedil bir çizgide yer alıp aşırı uçlardan uzak kalmayı başarmıştır.

Bugün bizler itikatta Maturidi, amelde Hanefi ekolünü esas alarak İslam’ı kendi kültürümüz içinde benimseyip yaşadık, böyle yaşamaya devam etmek istiyoruz.Bize ne bunun, şunun, onun İslam’ından. Biz sahip olduğumuz İslâmî çizgiyi korumaya, onu tavizsiz yaşamaya çalışalım. Müslümanlar arasında sosyo-kültürel ve sosyo-ekonomik farklılıklardan ötürü elbette ayrıntılarda farklı anlayış ve uygulamalar olacaktır. Önemli olan dosdoğru yol üzerinde yürümek, sağımızda ve solumuzda olan şeritleri inkâr etmemektir.

- Kocaeli Gazetesi, Fahri Sağlık tarafından kaleme alındı
https://www.kocaeligazetesi.com.tr/makale/7768082/fahri-saglik/taliban-uzerinden-islam-tartismalari