Büyükakın: “Dernek ve vakıfları desteklerken önyargılı davranmıyoruz”

M.Tanzer Ünal
M.Tanzer Ünal

Önceki gün…

Saat 13.22…

Telefonum çaldı, arayan Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın.

Karşılıklı hatır sormalardan sonra konuya geçtik.

Konu, o günkü yazım.

“Siyasi güç, vakıflar ve belediye meclislerinin haddini bilmez kararları”

Cumartesi günkü yazımın başlığı böyleydi.

Önce “belediye meclislerinin haddini bilmez kararları” konusuna değindi:

“Yazınızda beş yıllığına seçilen belediye meclisleri, dernek ve vakıflara yer tahsis ederken görev sürelerini geçmemeli, kendilerinden sonraki yılları ipotek altına almamalı demişsiniz. Oysa kanun koyucu bu tür tahsislerde süreyi düşük tutmamış. Benim bildiğim, belediye meclisleri üst sınır olarak 25 yıla kadar tahsis yapabiliyor… Belediye meclisleri de buna göre davranıyor… Bu nedenle Pembe Köşk ile ilgili alınan karar demokratik hukuk kurallarına uygun. Siyaset yönüne gelirsek… ”

“İnançlı camiaya, toptan kötüleyici bir tutum sergilenmemeli”

Tahir Büyükakın, dernek ve vakıflara yer tahsis etmede yaşanan sıkıntıları şöyle dile getirdi:

“Biz, bizden önce dernek ve vakıflara yapılan yer tahsisleriyle kesinlikle uğraşmadık. Değiştirmeye, geri almaya kalkmadık. Ancak görüyorsunuz, inançlı bir camia ile ilgili toptan kötüleyici bir tutum var. Çocuk istismarı konusu… Münferit bir olay, olayın faili de 500 yıldan fazla cezaya çarptırılmış. Ancak bu camia ile ilgili kötü algı yaratılmaya devam ediliyor. Bir camianın üzerine sürekli kasıtlı bir şekilde gidilirse, biz de inatla o camiaya sahip çıkarız. Olup biten bu.”

“Dernek ve vakıflara önyargılı davranmıyoruz”

Tahir Büyükakın, dernek ve vakıflara önyargılı yaklaşmadıklarını örnekler vererek şöyle açıkladı:

“Biz farklı görüşte olan dernek, vakıf ve dini gruplara kesinlikle önyargılı yaklaşmıyoruz. Örneğin KYÖD’e, Kocaeli Yüksek Öğrenim Derneği’ne… Bu dernek sol çizgide bilinir değil mi, biz KYÖD’e yıllardır kullandığı binayı 10 yıl daha verdik. Yine Cem Evleri’ne, hepsine gerekli yardımları yapıyoruz. Kendilerine de söylüyoruz, bu bir lütuf değil, sizin hakkınız. Bu kentte bulunan her sosyal çevre ve her inanç çevresi yaşamını sürdürmeli. Bir daha belirtmek isterim, kesinlikle ve kesinlikle ayrımcı bir tutum içinde değiliz. Yeter ki, muhafazakâr camiaya karşı haksız bir algı yaratılmaya çalışılmasın.”

Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın’la yaptığımız telefon konuşmasının özünde bunlar vardı.

Ben utanıyorum, acaba onlar…

Pazar ve market alışverişlerini genelde ben yaparım.

Markete gidip raflardaki pirincin Vietnam, Bulgaristan, Yunanistan ve Rusya’dan; kırmızı ve yeşil mercimeğin Kanada’dan; nohudun Meksika’dan; mısırın Macaristan’dan geldiğini görünce inanın ben bir vatandaş olarak utanıyorum.

Türkiye’yi bu hale düşüren, her fırsatta “yerli ve milli” nutukları atmaktan geri kalmayanların duyguları nasıl, inanın çok merak ediyorum.

Bunlar bizde var mı ki?

Gazetelerde bir haber:

Türkiye; Taliban yönetimindeki Afganistan’a demokrasi, hukuk, bağımsız yargı, bağımsız yürütme, bağımsız yasama, bağımsız basın, çok seslilik, parti içi demokrasi ve özgür üniversite götürecekmiş.

Tabir yerindeyse, bu konularda “akıl hocalığı” yapacakmış.

Tamam, iyi, güzel de…

Bunlar bizde var mı?

Bizde olmayan bu konularda nasıl akıl hocalığı yapacağız?

- Kocaeli Gazetesi, M.Tanzer Ünal tarafından kaleme alındı
https://www.kocaeligazetesi.com.tr/makale/7984733/mtanzer-unal/buyukakin-dernek-ve-vakiflari-desteklerken-onyargili-davranmiyoruz