Günümüze ışık tutan bilge; M E V L A N A . . .

Mustafa Küpçü
Mustafa Küpçü

13. yüzyılda Anadolu tek kelimeyle “perişan” haldeydi!

Moğol saldırıları sonucu Selçuklu Devleti sarsıntı içindeydi.

Toplumda büyük sorunlar ve sıkıntılar vardı.

İşte, bu koşullarda Anadolu’da dört mucize insan yaşadı;

Hacı Bektaş Veli, Yunus Emre, Mevlana ve Şems-i Tebrizi.

Bu insanlar dini alanda olduğu kadar sosyal alanda da yaşadıkları toplumlar için umut oldular, yürek oldular, ışık oldular.

Bu mucize insanlar; kişilikleri, bilgelikleri, yaşam felsefeleri ile günümüze de ışık tutuyorlar.

Yarın, 17 Aralık.

Mevlana’nın 748. ölüm yıldönümü.

Günümüzden 8 asır önce yaşamış, yaşadığı topluma ışık olmuş, “ÖLÜMSÜZLÜĞÜ” yakalamış bu insanı anmak ve günümüz dünyası ve Türkiye için önemini düşünmeliyiz.

Mevlana, 1207’de Horasan-Belh’te dünyaya gelmiş. Babası “Bilgeler Sultanı” olarak anılan Bahaeddin Veled, Moğol istilası nedeniyle, ailesiyle birlikte 1222 yılında Karaman’a göçer. Anadolu Selçuklu hakanı 1. Alaaddin Keykubat’ın daveti üzerine ise, 3 Mayıs 1228’de Konya’ya gelirler.

Bahaeddin Veled 12 Ocak 1231’de vefat edince, takipçileri ve talebeleri Mevlana’nın çevresinde toplanır. Mevlana, büyük bir bilim ve din alimi olmuştur.

Mevlana’nın bugüne de ışık olan bazı sözlerinden örnekler verelim;

Gel, ne olursan ol yine gel. İster Mecusi, ister puta tapan ol, yine gel. Bizim dergahımız ümitsizlik dergahı değildir. Yüz kere tövbeni bozsan da yine gel.” (Mevlana, İNANÇ ayrımı ile insana düşman olmaz!)

Aklın varsa, bir başka akılla dost ol da, işlerini danışarak yap.”

(Mevlana, tek kişinin aklı ile dünya işlerinin yürümeyeceğinin altını çiziyor!)

Sütten çıkınca bütün kaşıklar aktır. Önemli olan içinden çıktığın sütü ak bırakmaktır!” ( Bu söz, günümüzün kimi siyasetçileri için söylenmiş olmalı!)

Unutma; senin için başkasından vazgeçen, bir gün mutlaka başkası için senden vazgeçer!” (Kişisel çıkarı için dönme dolap gibi dönen –kimi siyasetçilerimiz bu sözden bir şey anlarlar mı?)

Bencillik, gözüne takılmış ayna gibidir. O gözler nereye bakarsa kendinden başka birini görmez!” (BİZ yerine her an BEN diyen, ihtirası aklını aşmış olanlar ders alırlar mı?)

Kula bela gelmez hak yazmadıkça, Hak bela yazmaz kul azmadıkça!” ( Bu sözün günümüzdeki anlamını siz yazın!)

Dilini terbiye etmeden önce YÜREĞİNİ terbiye et! Çünkü, söz yürekten gelir, dilden çıkar!” ( Siyasetin kirli dilini diline bağlayan ve sürekli dalaş içindeki siyasetçiler bu söze ne derler?)

Mevlana ile aynı dönemde yaşamış, inançları ve bilgelikleriyle yücelmiş Şems-i Tebrizi ise bir Azeri Türkü. İslam alimi ve mutasarrıf. O’nun birkaç sözünü de anımsamalıyız. Diyor ki;

Siz çocuklarınızı kuzu gibi yetiştirirseniz, onlar da büyüyünce KOYUN gibi olurlar! ( insanı eğitimsiz, mesleksiz ve işsiz bırakıp karın tokluğuna KÖLE yapanlara mı bu sözler! Ne dersiniz?)

Bazen, arkasını dönüp bakmalı insan; nereden geldiğini unutmak için!” (GÜÇ KOMASI nedir?)

Kader, hayatımızın önceden çizilmiş olması değildir!

Ne yapalım, kaderimiz böyleymiş” demek ve boyun bükmek cehalettir! Kader, yolun tamamını değil, sadece yol ayrımını verir. Güzergah bellidir ama dönemeç ve sapaklar yolcuya aittir! Öyleyse, ne hayatın hakimisin ne de hayat karşısında çaresizsin!

Görüyorsunuz;

yaşadığımız dünyanın sırlarını çözebilmiş gerçek BİLGELER yüzyıllar sonrasına da IŞIK oluyorlar!

Gören gözler, kirletilmemiş akıllar, paslanmamış vicdanlar için!

- Kocaeli Gazetesi, Mustafa Küpçü tarafından kaleme alındı
https://www.kocaeligazetesi.com.tr/makale/8861952/mustafa-kupcu/gunumuze-isik-tutan-bilge-m-e-v-l-a-n-a