Frankfurt’ta gördüklerim - Bölüm 1

İbrahim Tınaztepe
İbrahim Tınaztepe

Saygıdeğer Okuyucularım; Yakın zaman önce Almanya’da yaşayan çocuklarımın yanına geldim. Bu yazımda da sizlerle Frankfurt’ta bulunduğum bu süre içinde gezdiğim yerlerde gördüğüm bitki çeşitleriyle ilgili bilgileri paylaşmak istiyorum.

Main Nehri kenarında gezerken ilk gözüme çarpan bitkilerin başında kadeh çiçeği (Calycanthus Precox) oldu. Bu bitki yapraklanmadan önce Ocak ve Şubat Aylarında beyazımtırak sarı renkte, sümbül kokulu çiçeklerle donanır ve bu kokuyu biraz yanından geçerken hemen hissedersiniz. Böyle güzel bir koku ve hoş görünümlü bir başka bitki bilhassa Kış Aylarında yok denecek kadar azdır.

**

Aslında kar çiçeği Türkiye’de de bulunmakta ve kullanılmaktadır. Ancak çok sık kullanılmadığından dolayıdır ki; fazlaca dikkat çekmemektedir. Ayrıca kar çiçeğinin hemen yanında bir muz ağacının dikilmiş olduğunu gördüm; ancak doğal olarak soğuklara karşı dayanıklı olmadığından yaprakları donmuş, sadece gövde kısmı duruyor.

**

Polonya’da olduğu ve gördüğüm gibi Almanya’da da çit bitkisi olarak gürgen ağacı fazlaca kullanılmış. Hemen her yerde bu bitkiye rastlayabilirsiniz. Aynı bitki, ormanlık alanlarda da bolca yetişmektedir. Ayrıca meşe ağacı ve huş ağacı da ormanlarında en fazla bulunan ağaç türleridir. Şehirlerdeki park ve bahçelerde, ev bahçelerinde ve yol kenarları ağaçlandırmasında genelde bu çeşit bitkiler kullanılmıştır. Bunlardan başka çınar ağaçları, akça ağaç, ıhlamur ağacı ve mürver ağaçları da yer yer göze çarpan ağaçlardandır.

**

Şehir içinde bazı yerlerde çınar ağaçlarının boylarını üç ile dört metre kadar yükseklikten keserek kısaltmışlar ve böylece dallarını yukarıya doğru değil de yanlara doğru büyüyerek daha değişik bir görünüm oluşmasını sağlamışlar. Frankfurt’ta bahçe kenarlarının çevrilmesinde çit bitkisi olarak amberparis, karayemiş, ateş dikeni, inci bitkisi gibi değişik çeşitlerin de kullanıldığı görülmektedir.

**

Bunların haricinde Frankfurt’ta gördüğüm ve en dikkatimi çeken şey, şu oldu: Merkezdeki otobüs duraklarında olsun veya şehir merkezine uzak duraklarda olsun, bekleme kısımlarında betonlama veya asfaltlama yapılmamış ve az bir alana aralıklı olarak sade kilit taşı döşenmiş ve geri kalan büyük kısmı toprak olarak kalmış. O toprak kalan kısma da ağaç oturak koymuşlar. O oturaklara isteyen gidip oturuyor, tabii ayakkabılarının çamur olacağını da düşünmeden ve de memnuniyetle oturuyor. Tabii o da biliyor ki; toprak alanların bolca olması, yağmur sularını çekeceğini ve beton alanların ise sellere sebep olacağını… Bu bakımdan doğallığı mümkün olduğu nispette uygulamaya çalıştıklarını fark ettim.

**

Hatta bir otobüs durağının hemen dibinde bir boşluk alan gördüm. Fazla da büyük değil, elli veya yüz metrekarelik bir alan. Fakat bu alanın içine hiç girilmemiş ve dokunulmamış. Ne bir ağaç, ne de bir çiçek ekilmiş… Kendi doğal hali nasılsa, o şekilde kalmış. Bir kısmında adam boyu böğürtlenler, diğer bir kısmında değişik yabani bitki çeşitleri, alt kısımlarında yabani otlar, doğadaki hayvanların, kuşların ve böceklerin yaşamlarına uygun bir şekilde bırakılmış; o şekilde duruyor. Bu bahsettiğim alan, Frankfurt’un dışında veya Frankfurt’tan uzak bir yer de değil; aksine, şehir merkezinde… Yapmak isteseler, o kısmı altınla kapatırlar; ancak doğaya saygılarından ve sevdiklerinden dolayı doğal davranıyorlar. Bir başka konu ve yazımda buluşmak üzere…

- Kocaeli Gazetesi, İbrahim Tınaztepe tarafından kaleme alındı
https://www.kocaeligazetesi.com.tr/makale/9079008/ibrahim-tinaztepe/frankfurtta-gorduklerim-bolum-1