Türk futbolu “Terimgiller”den kurtarılmalı

Hakan Yağcıoğlu
Hakan Yağcıoğlu

Türk futbolunun son yirmi yılına tartışmasız damgasını vuran Fatih Terim’dir.

Galatasaray'ın başında UEFA Kupası, Süper Kupa,  türkie Süper luigi şampiyonlukları kazandıran Terim, Milli takımlarda da birçok ilki başarmıştır.

Ama…

Benim gözümde, Mustafa Denizli, Terim'den her zaman bir adım öndedir.

Yakından tanıdığım için değil, ağabeyim gibi bir ilişkimiz olduğu için değil. Gerek kültürü, gerek yaşayış tarzı, gerekse entelektüelliğinin, Çeşme'li olmanın verdiği kibarlıkla…

*** 

Mustafa Hoca, Fatih Terim'in Kabadayı görüntüsünden çok çok farklıdır. Altay'da büyük Mustafa olarak görev yaparken, yakın arkadaşı Fatih Terim, Galatasaray'a o onu getirmiştir. Yani Altaylı Büyük Mustafa’ya Galatasaray kapılarını açan Fatih Terim’dir.

Fatih Terim Adana çocuğudur. Biraz külhanbeyi, biraz kabadayılık yönü de buradan gelir. Gerçekten de Türk futbolunda akıl almaz şeyler başarmıştır… Amae bunları, hiçbir zaman tek başına elde etmemiştir. Akıllı davranmıştır, Hagi gibi, Hakan Şükür gibi liderlere takımı emanet etmiştir. Futbolcularla baba-oğul, arkadaş olmuştur.

***

Mustafa Denizli ise daha farklı bir metot uygular. Her gittiği takımda tüm futbolcuları serbest bırakır, idmanlarda çok fazla yüklenmez. Onlara, sosyal hayatlarında daha geniş bir alan tanır güvendiğini gösterir.

Galatasaray Fenerbahçe ve Beşiktaş'ın başında üç şampiyonluk kazanan tek teknik adamdır.

Burada önemli olan, Mustafa Denizli ekolü ile Fatih Terim ve ekolünü birleştirecek bir üçüncü ekoldür. Mustafa Hoca, geçen yıl Altay'ı yıllar sonra Süper Lig'e taşırken, efsane olduğunu bir kez daha göstermiştir.

Onun adına stat yapılmış, açılışını da bizzat Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile birlikte yapmışlardır. Çünkü Mustafa Denizli, Fatih Terim gibi Recep Tayyip Erdoğan da futboldan gelen isimdir. Erdoğan, dünyadaki cumhurbaşkanları içinde en iyi futbol oynayan biri olarak öne çıkabilir!..

Attığı golleri görüyoruz…

***

Konumuzun aslına dönecek olursak, Türk futbolunun yeni bir açılıma ihtiyacı vardır.

Ahmet Çalık olayı herkesin kulağına küpe olmalıdır. Futbolcular ise daha profesyonel düşünmelidir.

Aile reisliklerini tabii yapacaklardır, ama onun dışındaki işlerini de yerine getirecek bir sekretarya kurmalıdır.

Futbolcuların sosyal günlük işlerine şu anda aile yakınları yapmaktadır. Futbolcunun işlerine takip etmektedir. Her futbolcu yatırım yapar. Bunları özellikle babalar yönlendirir. İşte Ahmet Çalık, evlilik işlemleri için gittiği Ankara’ya varamadı. Kaza yaptı ve 27 yaşında yaşamını yitirdi.

***

Futbolcular gerçekten hız yapar, bunları yaşamış biriyim. Saffet Sancaklı'nın 230’la otobanda araba sürdüğü sırada yanındaydım. Araçlar yanımızdan ışık hızıyla geçiyor. Saffet Sancaklı'nın arabası, Turgut Özal'ın makam arabasıydı, ondan satın almıştı. Bu süratin neden olduğunu sorduğumda, öncelikle sporcu refleksi olduğunu söylemiş, ancak güncel İşleri takip etmek için hız yapmak zorunda kaldıklarını belirtmiştir…

***

İdman dışında, kamp dışında, deplasman yolculukları dışında kalan süreyi en iyi şekilde değerlendirmek gerektiğini söylemişti. Saffet tam bir profesyonel olarak sekretaryasını iyi kurmuş bir futbolcuydu.

Ancak onun devamını Türk futbolcuları getiremedi.

Paralarını har vurup harman savurdular…

***

Ama, artık bu düzen değişmeli.

Bunun için de önce, önderliği eski birer futbolcu olan teknik direktörler yapmalı.

Eski usullerle Türk futbolu da bitiyor. Futbolcuyu gaza getirip, oynatma şansımız yok. Bunu Fatih Terim yapardı. Mustafa Denizli ise futbolcunun kendi kendine güvenmesini sağladı. Gaza getirmekten çok ve onlarla modern birer arkadaş oldu, profesyonelliği öğretti, kültür seviyelerini yükseltti. Gelecekte Mustafa Denizli gibi hocaların şansı vardır…

Terim gibilerin değil…

Yeni yetişen futbolcular, Avrupa'ya daha açıktır.

Merih Demiral…

Cengiz Ünder…

Emre Mor…

Yusuf Yazıcı…

Burak Yılmaz…

Karamürselli Merih, Juventus ile İtalya şampiyonluğunu, Burak Yılmaz gol kralı olarak Lille ile Fransa şampiyonluğunu kazanmıştır…

 

Çünkü onlar Avrupa'yı daha iyi hissedebilmektedir.

Olaya bu açıdan bakmalı, dijital çağda büyüyen, yeni yetişen futbolcuların da kendilerini daha da donatmaları gerekir.

Her futbolcu bir, hatta iki yabancı dil bilmelidir.

Ve sekretarya mutlaka kurulmalıdır…

***

Ronaldo’nun, Messi’nin, Neymar’ın arkasında yüz elli kişilik bir ekip vardır. Sadece markanın ismi Ronaldo'dur ve artık bir sektör olmuştur. Bizim futbolcularımız belki o kadar kazanamıyor ama, üç dört adam istihdam edecek kadar da yeterli birikime sahiptir.

Sözün özü:

Artık Kerim gibilerinin sonu gelmiştir.

Denizli gibilerin önü açılmalıdır…

Türk futbolunun kurtuluşu budur…

 

 

Samsun’da umudum yok: David Yüksel Yıldırım var…

Evet, Kocaelispor iyi oynuyor…

Evet tekmeye kafa koyuyor…

Evet, sezonun ikinci yarısının ilk iki maçındaki yenilgilerde hakemlerin rolü büyük…

Ama, bu geceki Samsun maçında hakem etkisinden çok, rakip takımın kadrosu göz korkutuyor…

***

Karşımızda Diamonte gibi bir yıldızı bile göndererek, yeni yıldızlar almak için düğmese basmış bir Samsun var.

Hani balta ağaca vurmuş, ağaçtan yaş akmış da…

“Neden ağlıyorsun” demişler…

Ağaç da:

Baltanın sapı da benden de ona ağlıyorum” demiş…

Kocaelispor ile Samsunspor ve ABD vatandaşı David Yüksel Yıldırım’ın durumu tam da bu…

Yılport Limanı ile Körfez’de paraya para katıyor…

Kocaelispor ile ilgilenmiyor…

Burada kazanıp, Samsun’a yağdırıyor…

Yani-balta ağaç misali…

Bu geceki maçta kaybeden Kocaelispor değil Kocaeli kenti olacaktır…

David Yıldırım…

Güler Sabancı ya da ötekiler…

Kocaelispor kentini hiç ciddiye almamaktadır…

Yazık, çok yazık…

 

Her camia kendi teknik adamına teslim edilmeli…

Hikmet Karaman…

Güvenç Kurtar…

İbrahim Üzülmez…

Engin Korukır…

Orhan Ak…

Metin Tekin…

Ve diğerleri…

Bunlar Kocaelispor’dan ve Kocaeli’den yetişmiş teknik adamlardır…

Aşağıdaki yazı tam da bunu anlatıyor işte…

***

Her camia kendi teknik adamını göreve getirmeli, sözü; ilk bakışta vasat, sıradan, basit bir öneri; düz bir mantığın sonucuymuş gibi gözükebilirse de…

İşin aslı hiç de öyle değil aslında…

Futbolumuzun, Galatasaray’ın yetiştirdiği en büyük teknik direktör kim? desem… Fatih Terim’den başka cevabı olan var mı aramızda?

Saplantılı, bağnaz, takıntılı fanatiklerin diyeceklerini ka’le almayız tabii ki. İşte o koskoca Fatih Terim bile, İgor Tudor başarılı olacağı, şampiyonluk ipini göğüsletebileceği konusunda zerre güven veremeyince; sezon ortasında apar topar getirildi Ali Sami Yen’e. Pabucun ne kadar pahalı olduğu anlaşılınca, “Aman, bu treni de kaçırmayalım!” endişesiyle yani!

Son 35 yıl göz önüne alındığında, Trabzonspor’dan yetişmiş, Türk Milli Takımı’nın gelmiş geçmiş en başarılı hocası, o takıma tarihinin tek dünya üçüncülüğünü kazandırmış; bitmiş, yok olmaya yüz tutmuş nice futbolcumuzu, sayısız yıldızımızı Türk futboluna yeniden kazandırmış, armağan etmiş; son şampiyonluğunu 1984’te kazanan Trabzonspor’u o hedefe en çok yaklaştırmış hoca; kim peki?

Elbette Şenol Güneş. Peki, Şenol Hoca, 1996’dan kaç sene sonra geçebildi kendi şehrinin takımının başına tekrar? Belki hatırlamayabilirsiniz. Hemen hatırlatayım isterseniz: tam 8 yıl sonra, 2004’te. Bir de 5 yıllık uzun bir aradan sonra 2009’da. Trabzonspor’un son 37 yılda gördüğü en büyük, en başarılı antrenör… Bunca zamanda anca 9 yıl çalıştırabildi, canı gibi sevdiği takımını. Peki, onun yokluğunda gelenlerden herhangi biri, daha mı başarılı oldu; onun yerinde? Ne gezer! Vakti olan, Şenol hocanın yokluğunda Trabzonspor’un hangi yılı kaçıncı bitirdiğine bakabilir. Merak edenlere sonucu hemen açıklayayım isterseniz: Haleflerinden hiçbiri, onun başarılarının yanına bile yaklaşamadı. Tabiri caizse, hocanın ardından nal topladılar, nal! Ötesine dilim varmıyor.

Ya günümüzün yükselen yıldızı Sergen hoca? Bugün Beşiktaş’ta el üstünde tutulan Yalçın… Güle isteye, can ata ata mı getirildi Kara Kartalların başına? Öyle sanan, golü yer! Hem de ne gol! Beşiktaş’ın öz evladı, son 30 yılda Beşiktaş’ın ülkemize kazandırdığı en büyük değer, en büyük adam başlangıçta istemeye – istemeye neredeyse kerhen getirildi Fulya’ya.

Kulüp ileri gelenleri, taraftar, ağırlığı olan çevreler o kadar ağır, o kadar gözle görülür, elle tutulur yoğunlukta, kanlı canlı baskı yaptılar ki… Yönetimin bir kanadı son dakikaya kadar karşı olsa da… Anlaşmak zorunda kaldılar hocayla.

Başarı böyle bir şeydir işte. Hak edenin elinden asla zorla alınamaz.

Aklı başında olan herkes biliyor ki, Sergen hoca, Türk futbolunun önümüzdeki 20 yılda en büyük lideri olmaya, kendi akranları ve rakipleri arasında açık ara en önde durmaktadır.

Ve ne yazık ki, çok üzülerek söylesem de, şundan emin olabilirsiniz: Ne kadar başarılı olursa olsun; 4-5 maçlık bir mağlubiyet serisi, onu bile kapının önüne koyabilirdi, öyle oldu.

Yönetim, “Hocamızın arkasındayız,” demeye başladığı gün, onun gidişi yakındır. Birçok kulübümüzden alışık olduğumuz bu manzarayı, dilerim değerli futbol adamımız, tek bir kez bile yaşamaz.

35 yıldır Türk futboluna en üst düzeyde hizmet eden, futbol tarihimize adını altın harflerle yazdıran Denizli… 35 yıllık hocalık kariyeri sonrası kulübü Altay’ı yönetenlerin aklına gelebildi! O da, 1.Lig’de Play Off’a kalmak tehlikeye girince!” Yandım Allah! Denizli Yetiş!” diye diye göreve çağrıldı. Takımın başına geçmesi istendi. Sonra gönderildi.

Sanırım tüm bu anlatılanlar sonucunda, “her camia kendi teknik adamını göreve getirmeli, “ önerisinin nedeni, değeri daha iyi anlaşılmıştır.

Günün tarihi:

21 Ocak 2002-Pazartesi

KÖRFEZ, 4 HAFTALIK DEPLASMAN SERİSİNE ÇIKIYOR

Bu sezon deplasmanda henüz galibiyetle tanışamayan ve aldığı 2 beraberlikle Türkiye Süper Ligi'nin en kötü deplasman takımı olan Kocaelispor, şeytanın bacağını Antalya'da kırmak istiyor. Süper Lig'de çarşamba günü Antalyaspor ile deplasmanda karşılaşacak olan Körfez ekibinde Teknik Direktör Hikmet Karaman, karlı bir hafta geçirdiklerini belirterek, "Bizim hedefimiz ligin üst sıralarında yer almak. Son Galatasaray yenilgisiyle bu hedefimizden biraz uzaklaşmıştık. Fakat kendi sahamızdaki Rizespor maçını kazanıp rakiplerimiz Gaziantepspor, İstanbulspor, Trabzonspor ve Bursaspor'un puan kaybetmesiyle tekrar iddialı duruma geldik. 3 puanlık sistemde iki üç maçı üst üste kazanarak çok daha iyi duruma gelebiliriz. Kocaelispor hem ligde hem de kupada yoluna devam edecektir" dedi. Karaman yaklaşık bir aylık bir deplasman maçları serisine başlayacaklarını da hatırlatarak, "Ligde sırasıyla Antalyaspor, Malatyaspor, Fenerbahçe ve kupada da Erzurumspor ile dışarıda karşılaşacağız. Dezavantaj gibi gözüken bu durumu lehimize çevirmek istiyoruz. Çarşamba günü Antalya ile başlayacağımız deplasman serimizi 3 puanla sürdürmek ve kupada da bir üst tura geçmek istiyoruz" şeklinde konuştu. Kocaelispor'da Antalyaspor karşısında sakatlığı süren Timko ve Dobrowski ile kart cezalısı Orhan Ak'ın forma giyemeyeceği öğrenildi. Cihan'ın ise durumunun belirsizliğini koruduğu bildirildi.

 

 

GÜNÜN SÖZÜ:

“Mourinho ile devamlı görüşüyoruz. Tek problem; Çin’le saat farkı olduğunu hala anlamıyor ve ben uyurken bana mesaj atıyor” –Drogba-…

GÜNÜN FIKRASI:

Aradaki fark…

Hoca futbolcusuna sorar:

– Kaza ile şansızlık arasındaki fark nedir?

Futbolcu cevap verir.

– Eğer gol yersek bu bir kazadır, ama gol kaçırırsak, şansızlıktır.

GÜNÜN FOTOĞRAFI:

-SEN OLMAZSAN YILDIZLAR SÖNER…

 

günün karikatürü:

 

 

- Kocaeli Gazetesi, Hakan Yağcıoğlu tarafından kaleme alındı
https://www.kocaeligazetesi.com.tr/makale/9197747/hakan-yagcioglu/turk-futbolu-terimgillerden-kurtarilmali