Selamımız komşu esnafa, alışverişimiz market zincirlerinden…

Bilgutay Bağdat
Bilgutay Bağdat

Her gün evden çıktığımdan itibaren yolumun üzerindeki esnaflara sıra ile selam vererek giderim. Dün yine giderken birçok esnaf ile sohbet ettim.

“-İşler nasıl” diye sorduğum zaman aldığım cevaplar beni ciddi şekilde utandırdı.

“-30 yıldır esnaflık yapıyorum. İşlerimiz dönem dönem iyi olmuştur. Dönem dönem de kötü gitmiştir. Ama son zamanlardaki kadar kötü hiç olmamıştı.

Maliyetlerin çok yüksek olması ve vatandaşa yansıyan yüksek fiyat, haliyle müşterilerinin gözünün korkmasına, işlerimizin de azalmasına neden oluyor. Kaliteyi uygun fiyata bulup, müşteriye sunmamız imkânsızlaştı. Bir malı aynı gün içinde dahi aynı fiyata biz alamıyoruz, öz sermayemiz eridi gitti.

Ayrıca haksız rekabet koşulları ve her yerde mantar gibi biten market zincirleri bizi tam anlamı ile kenara itti. Bu noktada yerel yönetime, esnaf odasına ve biz esnaflara eşit derecede görevler düşüyor. Belediye çevremizi, bölgeyi canlandıracak, güzelleştirecek işlere imza atmalı, esnaf odası bizi bilinçlendirici ve esnafı cazibe merkezi yapacak tanıtımlar yapmalı. Bizde kendi şartlarımızı zorlayarak bol çeşit ile kalite sunacak hale gelmeli, müşterilerle doğru iletişime geçebilmeliyiz. Ancak bu şekilde işlerimiz bir nebze de olsa daha iyi ye gider.

Gazete okurlarınızdan ve vatandaşlardan ricam; mahallelerindeki esnafla iletişim kursunlar. Onların bize bizim de onlara daima faydamız dokunacaktır.

Ayrıca, sayın yetkililere iletmek istediğimiz en önemli mesaj şu; Oyunuzu bizden istiyorsunuz. Ancak alacağınız üç beş kuruş uğruna büyük zincirlere önlerinde park alanı tahsis ediyor ve hatta her olanağı market zincirlerine sunuyorsunuz.

Kaymakamlık binasının yıkılması için elinizden geleni yaptınız. O bölgedeki tüm esnafı mağdur duruma soktunuz. Pandemi dönemi, artan fiyatlar zaten belimizi bükmüştü. Kamu kurumlarını yeri bile belli olmayan alanlara dağıtarak halkı zor durumda bıraktınız. Bizi çoluk çocuğumuza ekmek götüremez hale getirdiniz. Yanımızdaki personeli mecbur çıkartınca işsiz duruma getirdiniz. Bir şey yapacaksanız bunu baştan planlayarak yapsanız olmaz mıydı?”

Bir başkası “- 1997 den beri esnafım, yıllardır bu işi yapıyorum. Zor bir mesleği icra ediyoruz. Sosyal hayatı olmayan, uzun çalışma saatleri olan bir mesleğimiz var. Bin bir çeşit insanla muhatap oluyor, birçok sorun yaşıyoruz. Kimseyi memnun etmek mümkün olmuyor. Zaten yeni nesil bizden çok farkı düşünüyor, emek, zorluk, saygı, sevgi nedir bilmiyor. İnsanlara önerim; bizlere biraz daha saygılı davransınlar. Herkes birbirine sevgiyle, saygıyla bakmayı öğrensin. Gençler ise; kendini geliştirerek hayatına yön verebilmeli ve eğitimlerine önem vermeliler.

Esnaf odası ve kamu kurumları biz esnaflara ve esnafların yanında çalışanlara gelişen değişen pazarlama yöntemlerini anlatacak kısa kısa seminerler yapmalı. Müşteriye davranış stillerini öğretmeli.

Belediye, Esnaf Odası hep benden para alıyor ama bana bir şey vermiyor. Artık halka ve bizlere yaklaşmanın, dokunmanın yöntemlerini onlarda öğrenmeli, yapmak istediklerini de planlayarak yapmalılar. Bizi mağdur etmeye hakları yok.”

Bir başkası “-Ne diyebilirim, ne söyleyebilirim ki! Kimi kime, neyi nereye şikâyet edebilirim! Artık sözün bittiği yerdeyiz. Bir yandan söyleyecek çok şeyim, bir yandan da hiçbir şeyim yok. Ben tek cümleyle, ‘Esnaflık öldü, bitti’ diyeyim, gerisini anlasınlar, gereğini yapsınlar. Yaklaşık 38 yıllık esnafım geldiğimiz durum ortada. Görüyorsunuz; koca dükkânda tezgâhlar bomboş duruyor ve ben burada tek başıma boş boş oturmuş, bekliyorum. Eskiden burada en az 3 - 4 kişi çalışırdık. Aralarında evli olup, evini geçindirenlerimiz vardı. Kaç kişiye ekmek kapısıydı bu dükkân. Kaç hanede tencere kaynamasına, kaç kişinin boğazından lokma geçmesine vesile olurdu. Şimdi ne oldu? Tek kaldım ve dükkân kendini zor döndürüyor. Yani o güzel günler mazide kaldı.

Okuyucularınıza ve tüm vatandaşlara iletmek isterim ki; mahallelerindeki esnafa, komşusuna sahip çıksınlar. Mahalle, komşuluk, esnaflık kültürünü yok olmaktan kurtarmak için üzerlerine düşeni yapsınlar. Güvenip anahtarlarını bırakabildikleri, selam verip muhabbet ettikleri esnafları yaşatsınlar. Tabi bu konuda yetkililere de büyük sorumluluk düşüyor.”

Hepimizin farkında olduğu gibi büyük bir ekonomik kriz ortamındayız. Vergiler küçük esnafın belini büküyor. Çok daha büyük iş yapanlarla aynı oranda vergiler ödüyor, hatta küçük esnaf öderken büyük şirketler ödemiyor bile.

Küçük esnaf ürünlerde mümkün olduğunca yerli firmalar tercih etmeye çalışsa da yerli üretici bulmak imkânsızlaştı. Büyük marketler istediği gibi istediği kadar dışardan mal getiriyor buna rağmen görünen o ki mahalledeki bakkal ile arasında bazı mallarda belki birkaç kuruş fark oluyor.

Ülkemizde nasıl ki, eczane ve döviz bürosu gibi bazı sektörlere açma ruhsatı verirlerken belirli mesafe zorunluluğu getiriliyorsa, bu tüm sektörlere de uygulanmalı.

Mahalle esnafı ekonominin bel kemiğidir.

Eğer senin esnafın kazanmıyorsa, sen de kalkınamazsın.

Eğer geçerken mahalle esnafına selam verip geçiyorsan, alışverişini de ondan yapmaya hep beraber özen göstermeliyiz.

- Kocaeli Gazetesi, Bilgutay Bağdat tarafından kaleme alındı
https://www.kocaeligazetesi.com.tr/makale/9786029/bilgutay-bagdat/selamimiz-komsu-esnafa-alisverisimiz-market-zincirlerinden